Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/15353 E. 2023/165 K. 19.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15353
KARAR NO : 2023/165
KARAR TARİHİ : 19.01.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2017/1699 – 2018/923
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kesin kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 29 ncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyize tabi hale gediği, anılan Kanuna eklenen geçici 5 nci maddenin 1/f bendinde belirtilen süre içerisinde temyiz talebinde bulunduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

A. Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2017 tarihli ve 2017/247 Esas, 2017/181 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/1, 5, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 221/4-son cümlesi, 62/1, 53/1-2-3, 63/1, 58/9 ve 221/5 fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına, 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmiştir.

B. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.04.2018 tarihli ve 2017/1699 Esas ve 2018/923 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 09.09.2021 tarihli ve düzeltilerek onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz istemi; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, Yerel Mahkeme kararının CMK’nın 230. maddesine uygun gerekçe içermediğine, gerekçeli kararda delillerin açıklanmamış ve delillerin tartışılmamış olmasının adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğuna, hükmün hukuka aykırı elde edilen delillere dayandığına, dosyadaki maddi vakalar ve gösterilen delillerin örgüt üyeliği için yeterli olmadığına, TCK’nın 221/3 maddesinden yararlanması gerekirken TCK’nın 221/4 maddesinin uygulandığına, ByLock programının delil olarak kabul edilemeyeceğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, soyut iddialarla mahkumiyet kararı verildiğine, kastının bulunmadığına, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin yok sayıldığına, üst sınırdan ceza verildiğine, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında indirim oranının az uygulandığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetilmediğine, atılı suçu işlemediğine ve TCK’nın 221/3 maddesi uygulanarak ceza verilmesine yer olmadığına, bunun mümkün olmaması halinde beraatine karar verilmesi, etkin pişmanlık hükümleri gereğince lehe hükümler uygulanarak hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

İlk derece mahkemesince “Bylock sorgu raporu, iletişim tespit kayıtları, ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı, tanıkların beyanları, fotoğraftan teşhis tutanağı, sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki ikrarı havi beyanları bir bütün olarak nazara alındığında; sanığın ByLock isimli örgüt içi haberleşme programını kullanmak, örgütsel sohbetlere katılmak, himmet toplamak şeklindeki çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gösteren eylemleriyle örgüt hiyerarşisine dahil olduğu, örgüt ile organik bağ kurarak örgüt üyesi vasfını kazandığı, bu itibarla cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, sanığın üzerine atılı suçun bu şekilde tamamlandığı kabul edilmiş olmakla birlikte etkin pişmanlık kapsamında ifade vermek istemesi üzerine 668 sayılı KHK’nin 3/ö maddesi uyarınca Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığına izin verildiği, Adıyaman Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan etkin pişmanlık raporu mahkemeye gönderildiği, sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile nasıl tanıştığını bildirmesi, örgütün işleyişi ve mensuplarına yönelik olarak vermiş olduğu bilgilerin kapsamı, örgüt üyeleri tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock programının ne şekilde yüklendiğini dile getirmesi, göstermiş olduğu etkin pişmanlığın derecesi, Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğünün 05.10.2017 tarihli yazısı ile sanığın ifadesinde geçen kişiler hakkında soruşturma yapıldığının belirtilmesi dikkate alındığında sanığın ikrarının samimi olduğu, beyanlarının birbiriyle bağlantılı, tutarlı ve kesintisiz olduğu, netice itibariyle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde sonuca etkili bilgiler verdiği, teşhislerde bulunduğu ve olayın bu şekilde oluştuğu vicdani kanaatine varıldığı, sanığın örgütsel faaliyetlerinin niteliği ve yoğunluğu, örgüt içindeki konumu nazara alınarak temel ceza alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle belirlendiği, sanığın kovuşturma aşamasında ikinci duruşmadan sonra etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesi, Adıyaman İl Emniyet Müdürlüğünün 05.10.2017 tarihli yazısına göre etkin pişmanlık derecesinin üç kısma ayrıldığı, sanığın da 3. Kısım (en son kısım) etkin pişmanlar grubunda yer aldığının bildirildiği, benzer suçlamalar kapsamında Örgütün Adıyaman yapılanması kapsamında sanığın beyanlarının etkin pişmanlık ve TCK 221/3 md. kapsamında kaldığına kanaat getirilmesi, sanık hakkında mütaala alınmasından sonra pişman olması, Adıyaman’da örgüt mensuplarının çoğunun tespit edilmesinden ve bunun sanık tarafından bilinebilecek bir durumdan sonra pişman olması ve beyanda bulunması, etkin pişmanlık kapsamındaki beyanların örgütün çözülmesine veya mensuplarının tespitine yarama derecesi dikkate alınarak, sanığa verilen cezadan asgari hadden (1/3 oranında) indirim yapılmasının adalet, hak ve nesafete uygun olacağı değerlendirildiği, sanığın üyesi olduğu kabul edilen örgütün hukuki niteliği nedeniyle verilen cezadan 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince artırım yapıldığı, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri, sanığın pişmanlık göstermesi dikkate alınarak sanığa verilen cezadan TCK’nın 62. maddesi gereğince takdiri indirim yapıldığı ” şeklindeki gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmiş.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk derece mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

A. B bendinde açıklanan gerekçelerle ile Tebliğnamedeki düzeltilerek onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.

B. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas, 2017/370 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında; “Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre Bylock kullanıcısı olan, örgütsel sohbetlere katılan, himmet toplayan sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu ve karar gerekçelerine göre sanığın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

a. Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamı ve delillere göre, örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla, örgütün yapısı, faaliyetleri ve diğer örgüt mensupları ile, örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere verdiği bilgilerin niteliği ve faydalılık derecesi ile yargılama sürecinde etkin pişmanlıkta bulunulan aşama gözetildiğinde, uygulanan kanun maddesinin amaç ve gerekçesi ile orantılılık ilkesi çerçevesinde belirlenen ceza üzerinden dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olarak daha makul bir indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde uygulama ile fazla ceza tayini,

b. İlk derece mahkemesince hükmün gerekçesinde sanığın beyanlarının 5237 sayılı Kanun’un 221/3 maddesi kapsamında kaldığına kanaat getirildiği şeklinde gerekçeye yer verilmesine rağmen 5237 sayılı Kanunun 221/4-son cümlesi gereği indirim yapılarak çelişki yaratılması,

c. Kabul ve uygulamaya göre de;

i. Silahlı terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY yapılanmasına üyelikten hüküm verilirken, hükmün 1. fıkrasında atıf maddesi olarak silahlı terör örgütlerine uygulama imkanı bulunmayan 3717 sayılı Kanunun 7/1 maddesinin gösterilmesi,

ii. Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanunun 314/2. maddesi gereğince belirlenen temel cezadan sonra 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca 1/2 oranında artırım yapılıp akabinde 5237 sayılı Kanunun 221/4-2.cümlesi uygulanarak indirim yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,

iii. Tayin edilen temel cezadan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca artırım yapılırken 3713 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca artırım yapıldığının belirtilmesi gerektiği gözetilmeden uygulama maddesinin yalnızca 3713 sayılı Kanun’un 5. maddesi olarak gösterilmesi nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 26.04.2018 tarihli ve 2017/1699 Esas, 2018/923 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

19.01.2023 tarihinde karar verildi.