Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2022/6434 E. 2022/8332 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6434
KARAR NO : 2022/8332
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : GÖLBAŞI(ANKARA) 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemli dava sonunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince verilen 22.06.2022 tarihli ve 2022/692 Esas, 2022/1230 Karar sayılı kararı yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 20.12.2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı … vekili Avukat … ile temyiz edilen davalılar … v.d. vekili Avukat … Rasim Sümer geldiler duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, babası ve kardeşleri tarafından kendisine ekonomik bir savaş açıldığını, maliki olduğu 7 parsel sayılı taşınmazdaki 1 ve 8 numaralı bağımsız bölümlerini 11 sene önce düzenlediği geniş yetkilerin bulunduğu vekaletname ile kardeşi olan davalı … tarafından davalı Şirket’e temlik ettiğini, vekaletnamenin geçerlilik süresinin 10 yıl olduğunu, tapuda gösterilen bedelin düşük olduğunu ve kendisine bedel ödenmediğini davalıların el ve işbirliği içerisinde olduklarını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedelin davalı …’den tahsiline karar verilmesini istemiş, süresinden sonra verdiği beyanda dava konusu bağımsız bölümlerin davalı Şirket’ten haricen satın alındığını bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davalı Şirket ile davacı arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşme uyarınca da dava konusu bağımsız bölümlerin davalı Şirket’e verilmesinin kararlaştırıldığını, temlikin de bu sözleşme uyarınca yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Gölbaşı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/279 sayılı Esası ile eldeki davanın açıldığı, Mahkemece tensip tutanağı ile davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verildiği, kararın davalılar tarafından temyizi üzerine Dairenin 08.06.2016 tarihli ve 2014/19578 Esas, 2016/6973 Karar sayılı kararı ile Mahkemenin görevli olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verildiği, bozma kararı sonrasında Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalılar tarafından istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 17.09.2020 tarihli ve 2018/1119 Esas, 2020/902 Karar sayılı kararı ile “Mahkemece, ön inceleme aşamasında yapılması gereken usul işlemlerinin (…m.137-142) yapılması, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tek tek tespit edilmesi, HMK’nin 140/5 maddesi gereğince taraflara kesin süre verilmesi, davalının beyan dilekçesinde bahsettiği Ankara….Noterliği’nin 28.07.2003 tarih ve 21493 yevmiye numaralı kat karşılılığı inşaat sözleşmesinin dosyaya dahil edilmesi HMK’nın 147. ve 186/1 maddelerine göre tarafların tahkikat ve sözlü yargılamaya davet edilmesi, ön inceleme aşamasında yapılması gereken tüm işlemler yapıldıktan sonra tahkikata geçilmesi gerekirken ön inceleme duruşması usulüne uygun yapılmadan tahkikat aşamasına geçilerek davanın esası hakkında karar verilmesi doğru bulunmamıştır.” gerekçesiyle kararın kaldırılması ile dosyanın usulü eksikliklerin giderilmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
2. Kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince; davacının güven ilişkisi nedeniyle 2003 yılında davalı kardeşine vekaletname verdiği, satışın 2014 yılında kardeşler arasında husumet oluştuğu zaman olduğu, aradan geçen on bir yıl nazara alındığında vekaletname verme iradesinin ortadan kalktığı, satış işleminin vekil eden davacı yararına olmadığı, satış bedeli ile gerçek değer arasında misli fark olduğu ve davalı tarafça satış bedelinin davacıya verilmediğinin ikrar edildiği, davalı tarafça kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre dava konusu 1 ve 8 numaralı bağımsız bölümlerin davalı şirkete kaldığı savunmasına dayanılmış ise de, tanık anlatımlarına göre bu yönde bir anlaşmanın ispat edilemediği, bu savunmanın aradan geçen on bir yıldan sonra taraflar arasında husumet bulunan 2014 yılındaki satış yönünden hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı tanığı …’nın beyanlarının çelişkili olduğu, pek çok kez beyan değiştirdiği, kendisinin de davalı şirketten kaynaklı menfaat ilişkisinin olduğu için bu tanığın beyanına itibar edilmediği, vekalet ilişkisinin kötüye kullanıldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
2.İstinaf Nedenleri
Davalılar istinaf dilekçelerinde özetle, yerel Mahkemece hukuka aykırı karar verildiğini, vekaletin geçersizliği ya da sona erdiği yönünde davacının herhangi bir irade açıklamasının bulunmadığını ve bu durumun yerel Mahkemece değerlendirilmediğini, tanıklarından …’nın beyanlarına itibar edilmesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, satış bedelinin davacı yana ödenmediği ve tapu satışının düşük miktarda yapıldığı iddiasına dayanılmasının da dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davacının kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmesine rağmen yeniden hak talebinin sebepsiz zenginleşme niteliğinde ve kabul edilemez olduğunu, davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı ve bu nedenle tapu iptal ve tescil talebinin sübuta ermediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemişlerdir.

3. Gerekçe ve Sonuç
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince verilen 22.06.2022 tarihli ve 2022/692 Esas, 2022/1230 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazların davacı ile davalı Şirket arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 14 üncü maddesi uyarınca davalı Şirket’e ait olacağının sabit olduğu, davacının aynı tarihte takip eden yevmiye numaralı vekaletname ile davalı kardeşi Zeki’ye, yüklenici davalı Şirket’e düşecek bağımsız bölümlerin temliki için vekalet verdiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin her hangi bir şekilde tadil edilmediği, davacının dava dilekçesinde taşınmazların maliki olduğu iddiasına dayandığı, taşınmazların daha sonra davalı Şirket tarafından kendisine harici satışla devredildiğine dair bir iddiasının bulunmadığı, davacının, vekalet görevinin kötüye kullanıldığına ilişkin iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle, dilekçeler aşamasında harici satış iddiasında bulunduklarını, bunun iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın süresinde bir cevap dilekçesi sunmadığını, sonrasındaki beyanlarına da muvafakat etmediğini, kardeşleri arasında çeşitli davaların olduğunu, vekil ile vekil eden arasında güven ilişkisinin kalmadığını, davalı …’nin her şeyi bilecek durumda olduğunu, çocuğu olmadığı için kendisinin mirastan mahrum edilmeye çalışıldığını, dava konusu taşınmazları yüklenici şirketten satın aldığını, şirketin buna ilişkin faturaları vergi dairesine bildirdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506 ncı maddesinde maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
3.2.2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemelerinin 141 inci maddesinde “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.” hükmü düzenlenilmiştir.
3.2.3. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32 nci maddesinde “Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır.” hükmü yer almaktadır.
3.2.4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 6 ncı maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190 ıncı maddesinin birinci fıkrası ise “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükmünü düzenlemiştir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Davacı taraf HMK’nin 141 inci maddesi uyarınca ıslah ya da karşı tarafın muvafakati hariç olmak üzere iddiasını ancak dilekçelerin teatisi aşamasında genişletebilecek veya değiştirebilecektir.
Somut olayda, davanın Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/279 sayılı Esası ile eldeki davanın açıldığı, Mahkemece tensip tutanağı ile davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verildiği, kararın davalılar tarafından temyizi üzerine Dairenin 08.06.2016 tarihli ve 2014/19578 Esas, 2016/6973 Karar sayılı kararı ile Mahkemenin görevli olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verildiği, dosya Dairede iken 24.06.2016 havale tarihli dilekçe ile davalıların dava konusu taşınmazların davacı ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden devrildiğini bildirdikleri, bozma kararı sonrasında davanın 2016/697 Esasını aldığı, 11.09.2017 tarihli dilekçe ile davalıların, davacı ile davalı şirket arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını buna göre davacıya 2,4, ve 6 nolu BB ler şirkete ise 1, 3, 5 ve 7 nolu BB lerin düştüğünü ve ona göre tescil yapıldığını bildirdikleri, davacının ise 26.09.2017 tarihli dilekçesi ile süresinde sunulmayan beyanları kabul etmediğini, davayı bedel yönünden ıslah ettiğini bildirdiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalılar tarafından istinaf edildiği, davacının istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde davalılar tarafından bahsedilen sözleşmenin geçersiz olduğunu ve delil mahiyetinde olmadığını, sözleşmeden haberdar da olmadığını bildirdiği, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 17.09.2020 tarihli ve 2018/1119 Esas, 2020/902 Karar sayılı kararı ile “Mahkemece, ön inceleme aşamasında yapılması gereken usul işlemlerinin (…m.137-142) yapılması, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tek tek tespit edilmesi, HMK’nin 140/5 maddesi gereğince taraflara kesin süre verilmesi, davalının beyan dilekçesinde bahsettiği Ankara 33. Noterliği’nin 28.07.2003 tarih ve 21493 yevmiye numaralı kat karşılılığı inşaat sözleşmesinin dosyaya dahil edilmesi HMK’nin 147. ve 186/1 maddelerine göre tarafların tahkikat ve sözlü yargılamaya davet edilmesi, ön inceleme aşamasında yapılması gereken tüm işlemler yapıldıktan sonra tahkikata geçilmesi gerekirken ön inceleme duruşması usulüne uygun yapılmadan tahkikat aşamasına geçilerek davanın esası hakkında karar verilmesi doğru bulunmamıştır.” gerekçesiyle kararın kaldırılması ile dosyanın usulü eksikliklerin giderilmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, kaldırma kararı sonrası dosyanın 2020/452 Esasını aldığını, 01.12.2020 tarihli ilk celse Mahkemece “BAM kaldırma ilamının ön inceleme yapılmamasından kaynaklanması nedeniyle taraf vekillerine ön inceleme gün ve saatini bildirir, şerhli davetiye çıkarılmasına” karar verildiği, davacının 13.01.2021 tarihli dilekçe ile ilk defa “KKİS uyarınca davalı şirkete bırakılan dava konusu yerlerin haricen satın alındığını, şirkete bedeli ödediğini ve kendisine fatura da düzenlendiğini” bildirdiği, 22.04.2021 tarihinde de öninceleme duruşmasının yapıldığı görülmüştür.
3.3.2. Davacının taşınmazların daha sonra davalı Şirket tarafından kendisine harici satışla devredildiğine dair yasal sürede ileri sürdüğü bir iddiası bulunmadığı gibi, davacı davalılar ile aralarında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını ve dava konusu taşınmazları haricen satın aldığını belirttiğine göre vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiasının da ispatlanabildiği söylenemez.
3.3.3. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yukarıda (V/3.2.) numaralı paragrafta açıklanan yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 03.09.2022 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen davalılar vekili için 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacıdan alınmasına, harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 20.12.2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

.