YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7409
KARAR NO : 2023/178
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
DURUŞMA TALEPLİ
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/669 E., 2018/916 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2018 tarihli ve 2017/74 Esas, 2018/20 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 07.06.2018 tarihli ve 2018/669 Esas, 2018/916 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.04.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, sanığın ByLock programını kullanmadığına, ByLock’un delil olarak kabul edilemeyeceğine ve hükme esas alınamayacağına, bilirkişi raporunda ve HTS kayıtlarında çelişkiler olduğuna, müvekkilinin 21 yıldır aralıksız İstanbul ilinde görev yapmasının örgüt üyeliğine işaret olmayacağına, darbe gecesine ait HTS raporundaki görüşmelerin darbe ile ilgili olmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında 15 Temmuz 2016 tarihi itibariyle hain darbe girişimi sonrası yapılan soruşturma ve kovuşturma kapsamında; sanığın … İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde 3. Sınıf Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı sırada 18.07.2016 tarihi itibariyle açığa alındığı, ardından 01.09.2016 tarihinde 672 sayılı KHK ile kamu görevinden ihraç edildiği, sanığın kendisi adına kayıtlı 05.. … . GSM hattı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgüt içi kullanmış olduğu gizli haberleşme aracı olan ByLock programını 16.08.2014 tarihinden itibaren kullandığı ve örgütle organik bağ içinde bulunduğu, alınan bilirkişi raporlarında her ne kadar ByLock içerikleri mevcut olmasa da sanığın ByLock programını kullandığı HTS raporlarından ve mevcut log kayıtlarından bunun anlaşıldığı, sanığın mevcut bilirkişi raporunda hain darbe kalkışmasının yaşandığı gece haklarında FETÖ/PDY terör örgütü hakkında soruşturma yapılan onlarca kişi ile birden fazla kez görüştüğü, terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla haklarında işlem yapılan kişilerle irtibat halinde bulunmasının bir tesadüf olamayacağı, tüm bunların dosya kapsamıyla birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılmış olup sanığın cezalandırılmasına karar verişmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanığın 15 Temmuz 2016 tarihinde yapmış olduğu telefon görüşmelerinin örgütsel olduğuna dair delil bulunmadığından örgütsel faaliyet olarak kabul edilmesi, örgüt üyeliğinin delili olan duruşmada sanığa okunup savunması alınan veri inceleme raporunun hükme esas alınmaması diğer delillerin suçun sübutu için yeterli olması karşısında sonuca etkili bulunmamıştır.
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın … ID numaralı ByLock kullanıcısı olduğu, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme amacıyla kullandığı anlaşılmıştır.
2. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgüt üyeleri tarafından gizlilik çerçevesinde görüşmeyi sağlayan ByLock isimli haberleşme programını kullanan sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 06.07.2018 tarihli ve 2018/669 Esas, 2018/916 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.