YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4959
KARAR NO : 2009/5895
KARAR TARİHİ : 17.06.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalının kredi kartı kullanımından … borcunun tahsili amacıyla yapılan icra takibinin vaki itiraz üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının alacağın %40’ından … olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kredi kartının henüz kullanılmadan çalındığını, durumun derhal bankaya bildirildiğini, ayrıca Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, kredi kartının sigortalı olduğunun müvekkiline bildirilmesine rağmen bankanın zararı müşterisine yüklemeye çalıştığını, siliplerdeki imzanın müvekkiline ait olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dosyaya sunulan ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte bulunan bilirkişi raporuna göre, takibe konu borcun doğmasında davalının kusurlu bulunduğu belirtilerek, davanın kısmen kabulüyle 6.814,71YTL asıl alacak, 288,99 YTL işlemiş faiz ile 107,90 YTL ihtar masrafı ve 14,45YTL BSMV dahil olmak üzere toplam 7.226,05YTL üzerinden davalının itirazının iptaline, takibin bu kısım üzerinden devamına, asıl alacak olan 6.814,71 YTL’ye takip tarihinden tahsil tarihine kadar değişik oranlarda temerrüt faizi uygulanmasına, alacağın tespiti muhakemeyi gerektirdiğinden davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, kredi kartı kullanımından … alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibinin davalının itiraz üzerine durması nedeniyle bu itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlar üzerine ek rapor veya … rapor alınmaksızın, söz konusu raporun hüküm kurmaya yeterli olduğu belirtilerek karar verilmiş, ancak bilirkişi raporunda öngörülenden farklı şekilde hüküm kurulmuştur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 286’ıncı maddesine göre, bilirkişinin görüşü hâkimi bağlamaz ise de aynı kanunun 283’üncü maddesine göre, bilirkişi raporundaki eksik veya müphem olan hususlar için ek ve tamamlayıcı rapor veya ehil bilirkişi marifetiyle … rapor alınması mümkündür. Özellikle, hüküm kurmaya yeterli görülen rapordan farklı şekilde
karar verilmesi hâlinde, bunun gerekçelerinin hem tarafların denetimine hem de Yargıtay denetimine elverişli şekilde açıklanması bir zorunluluktur. Anayasanın 141,III hükmüne göre, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388’… maddesinde de mahkeme kararının içeriğinde bulunması gereken öğeler açıklanmıştır. Bu maddenin III. bendi uyarınca, “İki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması ret ve … tutma sebepleri, … görülen vakıalarda bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” karar içeriğinde yer almalıdır. Gerekçe, kararının denetiminin yapılabilmesi ve tarafların kararın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda fikir sahibi olmasını sağlayarak kanun yollarına başvurma konusundaki tutumlarının belirlenebilmesi açısından önemli bir işlev görür. Bu Anayasal ve yasal zorunluluklara uyulmaması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
I-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a-Kredi kartı kullanımından kaynaklanan davacı banka alacağının likit (bilinebilir) nitelikte olduğu gözetilerek İcra ve İflâs Kanunu’nun 67’nci maddesi hükmü gereğince davacı alacaklı yararına hüküm altına alınan miktar üzerinden %40 oranında icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile talebin reddedilmesi, usul ve yasaya aykırıdır.
b-Temerrüt faizi, takipten önce ihtarname tebliğ edilmişse ihtarnamede öngörülen ödeme süresinin bitiminden, tebliğ edilmemişse takip tarihinden itibaren işlemeye başlar. Ancak her iki durumda da temerrüt tarihine kadar akdi faizin işletilmesi gerekir. Mahkemece gerekçesi de açıklanmaksızın akdi faiz talebinin reddedilmesi isabetsizdir.
c-Son hesap ekstresindeki borç ile hesabın kat edilmesine kadar işleyecek akdi faiz toplamı üzerinden hesaplanması gereken asıl alacağın, son hesap ekstresindeki hesap bakiyesi esas alınarak belirlenmesi de doğru görülmemiştir.
II-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a-Dosyada mevcut 30.11.2004 tarihli davacı banka yazısında üç adet slibin üye işyerleri tarafından ibraz edilmemesi nedeniyle sonraki hesap ekstresine 1.601.515.000. TL alacak olarak kaydedileceği belirtildiği hâlde, borcun hesaplanmasında bu hususun denetime elverişli bir şekilde açıklanmaması usul ve yasaya aykırıdır.
b-Kredi kartı sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda imza incelemesi yapmaya ehil olmayan bankacı bilirkişinin çıplak gözle yaptığı mukayeseye itibar edilmemesi, dosya içeriğine göre imza incelemesi yapılmasını gerektiren bir durum mevcut olduğuna kanaat getirilmesi hâlinde ise böyle bir incelemenin sahtecilik konusunda ehil olan kişi veya kurumlara yaptırılması gerektiğinin dikkate alınmaması isabetsizdir.
c-5464 sayılı Kanunun 26/3 hükmüne göre anılan Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Merkez Bankasının belirleyeceği azami sınırlar aşılmamak koşuluyla değişken oranlarda faize hükmedilmesi gerektiğinin kararda belirtilmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına, istek hâlinde peşin harcın iadesine, 17.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.