Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/9527 E. 2008/967 K. 08.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9527
KARAR NO : 2008/967
KARAR TARİHİ : 08.02.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı-Dvl : …2-… vek.Av. …
Davalı-Dvc : … vek.Av. …
Taraflar arasındaki karşılıklı-sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı ile süresi içinde davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacılar-karşı davalılar vekili, sıra cetvelinin 2.sırasında müvekkili …’ın isminin yazıldığını, halbuki …’ın alacağını ve dolayısıyla rehin hakkını …’a devrettiğini, bu nedenle sıra cetveline …’ın adının yazılması gerektiğini, sıra cetvelinin 1. sırasında kayıtlı alacaklı …’un alacağının muvazaalı olduğunu belirterek sıra cetvelinin iptalini ve davalıya ayrılan payın müvekkili …’a tahsisini talep etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, Hacı …’ın alacağını temlik etmesi nedeniyle, alacağı temellük eden …’ın ise bilgilerini zamanında icra dosyasına bildirmemesinden dolayı davacı sıfatlarının kalmadığını, İcra ve İflâs Kanunu’nun 86/3 hükmüne göre rehin hakkının batıl olduğunu belirterek karşı dava açmış ve aleyhine açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı-karşı davalı … yönünden alacağı temlik etmesi nedeniyle, davacı- karşı davalı … yönünden rehin hakkının sona ermesi nedeniyle sıra cetveline itiraz hakları kalktığından asıl davanın reddine, davalı–karşı davacı alacağının gerçek bir alacak olduğunu ispatlayamadığından karşı davanın da reddine karar verilmiştir.
Tarafların vekilleri kararı temyiz etmiştir.
1- Dava sıra cetveline itiraz davasıdır. İcra ve İflas Kanunu’nun 142/II ve 235/III ncü maddelerine göre sıra cetveline itiraz davaları basit yargılama usulüne tâbi olduğundan adli tatilde görülebilir ve temyiz süresi de adli tatilde işlemeye devam eder (HUMK 176/11). Mahkeme kararı davalı-karşı davacı vekiline 31.7.2007 günü tebliğ edilmiş olup, karar, 15 günlük sürenin geçirilmesinden sonra, 3.9.2007 günü temyiz edilmiştir. Davacılar-karşı davalıların temyiz dilekçesi davalı-karşı davacı vekiline 21.8.2008 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı-karşı davacı vekili de 24.9.2007 tarihinde temyize cevap vermiştir. Bu nedenle davalı-karşı davacı vekilinin süresinden sonra yaptığı

temyiz ve katılma yoluyla temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı-karşı davalının takip tarihi 25.7.2003, haciz tarihi ise 20.8.2003 olup, 10.3.2005’te haciz yenilenmiştir. Davacılar-karşı davalıların rehin hakkı ise 15.7.2005 tarihli sözleşmeye dayanmaktadır. Somut olayda alacağın temliki söz konusu olup, alacağın temlik edilmesi için borçlunun muvafakatine gerek bulunmamaktadır. Ancak, İcra ve İflâs Kanunu’nun 86/3 hükmüne göre, “İyiniyet kaidelerine aykırı olarak taşınır mahcuz mal üzerinde üçüncü şahsın iktisap ettiği haklar, alacaklının hacizle o mala taallük eden haklarını ihlâl ettiği nispetle batıldır.” Bu nedenle mahkemenin aksine gerekçelerle davayı reddetmesi isabetli değil ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın bu gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı-karşı davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı – karşı davalının temyiz isteminin reddi ile sonucu itibarıyla doğru olan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden davacı-karşı davalıdan alınmasına, davalı-karşı davacının peşin harcının istek halinde iadesine, 08.02.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.