Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1445 E. 2023/1114 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1445
KARAR NO : 2023/1114
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Red

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 20/07/2009 tarihli 2009/41 grup no.lu sözleşme konusu işin yapımı esnasında yatay delgi yöntemi ile sondaj yapma zorunluluğu doğmasına rağmen davalının eksik ödeme yaptığını; 20/07/2009 tarihli 2009/14 grup no.lu sözleşme konusu işte davalının galvanizli çelik poligon aydınlatma direklerinde ihale ve şartnamesindeki ağırlıklar üzerinden ödeme yapması gerekirken farklı bir uygulamayla direk ağırlıklarını değiştirdiğini, standart torsiyonlu beton direkler için yeni birim fiyatları sözleşmeye aykırı şekilde oluşturarak eksik ödemede bulunduğunu; 18/01/2010 tarihli 2009/42 grup no.lu sözleşme konusu işte davalının projektör direklerinin birim ağırlığı yerine tartı ağırlığı üzerinden eksik ödeme yaptığını ve bu işin yapımı sırasında davalının kazı ruhsatlarını süresinde almayarak gecikmeye kendisi sebebiyet verdiği halde hakedişinden haksız şekilde ceza kesintisi yaptığını ileri sürerek 10.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, daha sonra istemini ıslah ederek 21.290,00 TL’ye çıkarmıştır

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yeni birim fiyat tespit protokolleri ve sözleşmeler ile ilgili düzenlenen tüm hakedişleri itirazsız imzalayarak kabul ettiğini, alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24/05/2012 tarihli ve 2011/576 Esas, 2012/176 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2013/6237 Esas, 2014/1568 Karar sayılı ve 05/03/2014 tarihli kararı ile davacı yüklenicinin ara hakedişleri itirazsız, kesin hakedişleri ise İdareye verilen dilekçeden bahsedilmeksizin sadece “itiraz kaydıyla” şeklinde usulsüz ve geçersiz biçimde imzalaması neticesinde ara ve kesin hakedişlerin itirazsız kesinleştiği, kesinleşen geçici ve kesin hakedişlere göre de eksik ödeme bulunmadığı dikkate alınarak davanın tümden reddi gerekirken; sözleşmelerin eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine değinilmeden eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile hazırlanan bilirkişi raporu dayanak yapılarak davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin her üç sözleşmeden kaynaklı kesin hak ediş raporlarına ihtirazi kayıt şerhini koyduğuna yönelik tespit bulunduğunu, müvekkilinin iyiniyet kaidelerine uygun hareket ettiğini, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili ve hakedişten yapılan gecikme cezası kesintisinin istirdadı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 436, 437. maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanununun 355-371 . maddeleri

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanunun 437 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Usulü kazanılmış hak ilkesi uyarınca, mahkeme kararı lehine bozulan taraf yararına araştırma ve inceleme yapılması zorunludur. Nitekim 1086 sayılı HUMK’un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş olması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup, kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de; bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli müktesep hak doğmuştur. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “Usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarih, 1987/2-520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilamında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir…” şeklinde tanımlanmaktadır.

3. Somut olay incelendiğinde, yukarıda yer verilen 05/03/2014 tarihli bozma ilamı ile davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş, İlk Derece Mahkemesi 10/07/2014 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar vermiş ve taraflar lehine usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Usuli kazanılmış hakkın istisnaları ise dosya kapsamında bulunmamaktadır.

4. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,

Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,

20/03/2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.