Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/994 E. 2023/814 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/994
KARAR NO : 2023/814
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Asıl Dava Kabul, Birl. Dava Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki asıl davada şerhin terkini, nama ifaya izin ve satış yetkisi verilmesi; birleşen davada tapu iptali ve tescil istemlerinden dolayı yapılan yargılama sonunda birleşen Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/225 Esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nce her iki davanın birlikte görülmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan birleştirme sonrasındaki yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı asıl davacı-birleşen davalı arsa sahipleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
1.Asıl davada davacı arsa sahipleri vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında Bursa 22. Noterliğinin 08.12.2009 tarihli asıl ve 18.07.2011 tarihli ek arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığını davalının inşaatı süresinde tamamlamaması ve işe devam etmemesi üzerine tespit dosyasında eksik ve kusurlu işler ile maliyetinin tespit edildiğini, davalının ihtarla kendisine bildirilen bu eksiklikleri tamamlamadığı gibi tapu kaydına 10.08.2012 tarihinde inşaat sözleşmesini şerh ettirdiğini belirterek dava konusu taşınmaz üzerine konulan şerhin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 30/10/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini nama ifaya izin ve satış yetkisinin verilmesi olarak ıslah etmiş ve yargılamaya bu doğrultuda devam edilmiştir.

2.Birleşen davada davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde; inşaatın %95 seviyesinde imal edildiğini, davalıların inşaatı durdurarak davacıya verilmesi gereken daireleri işgal ettiğini, sözleşme ile hak edilen dairelerden 3, 4 numaralı daireler ile 1 numaralı dairenin %50 hissesinin müvekkiline verilmediğini, müvekkilinin bu daireleri üçüncü kişiye sattığını ancak tapuları devredemediğini belirterek, 3 ve 4 numaralı dairelerin tamamı ile 1 numaralı dairenin %50’sinin 3.kişiye satışı için yetki verilmesini, davalıların müdahalelerin men’ini talep ve dava etmiştir.

II. ASIL VE BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP
1.Asıl davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde; inşaatın %95 oranında bitirildiğini, müvekkilinin trafik kazası geçirmesi nedeniyle inşaatın kısa süreyle durduğunu, bu sırada inşaatta tespit yaptıran davacıların daire içi işleri kalan birkaç dairenin kapıları üzerinde bulunan anahtarları alarak müvekkilini bir daha inşaata sokmadıklarını ve inşaatı bitirmesine izin vermediklerini, müvekkilinin uhdesinde kalacak daireleri satmaya teşebbüs ettiklerini belirterek davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davalı arsa sahipleri vekili cevap dilekçesinde; yüklenicinin teslim borcunu taahhüt edilen sürede tamamlamadığını, davalıya yapılan ihtarlara rağmen eksikliklerin giderilmediğini, inşaatın kurum ve şirketlere olan borcunun yüklenici tarafından ödenmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Birleşen Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/06/2016 tarihli ve 2013/225 E., 2016/367 K. sayılı kararıyla binanın sözleşmeye ve projeye uygun inşa edildiği, inşaatın fiziki seviyesi ve tarafların fesih iradesi bulunmaması nazara alındığında, sözleşmenin ileriye etkili feshi ve tasfiye işleminde yüklenici eserin getirildiği fiziki seviyeye uygun bağımsız bölüm tapusunun devri gerektiğinin kabulü ile 1,5 daireye karşılık gelen 3 no.lu bağımsız bölüm ile 1 no.lu bağımsız bölümün % 50’sinin davacı yüklenici adına kayıt tescili gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1. kat 3 no.lu bağımsız bölümdeki davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tesciline, zemin kat 1 no.lu bağımsız bölümdeki davalılar adına olan tapu kaydının 1/2 şer hissesinin iptali ile 1/2 hisse ile davacı … adına kayıt ve tesciline (tapunun 1/2 hissesi …, 1/4 hissesi …, 1/4 hissesi, … üzerinde kalacak şekilde) karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Birleşen Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi’nin 24.01.2019 tarihli ve 2018/1769 E., 2019/364 K. sayılı ilamıyla, Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/583 Esas sırasında kayıtlı arsa sahiplerinin yüklenici aleyhine nama ifaya izin verilmesi talebiyle açtıkları davanın tarafları ile temyiz incelemesine konu bu davanın tarafları aynı olduğundan ve uyuşmazlık da aynı sözleşmeden kaynaklandığından, davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunmakta olup, kaldı ki aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzen ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde muvafakata da gerek olmaksızın her iki davanın birleştirilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden karar verilmesi doğru olmadığı belirtilerek mahkemece bu davanın Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/583 Esas sayılı davası ile birlikte görülüp, sonuçlandırılması için HMK’nın 166. maddesi uyarınca birleştirme kararı verilmesi hususunda hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. Birleşen Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 04/04/2019 tarihli ve 2019/70 E., 2019/184 K. sayılı kararıyla işbu dosyanın Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/583 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

2.Birleştirme sonrası Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/03/2021tarihli ve 2012/583 E., 2021/200 K. sayılı kararı ile asıl dava yönünden; taraflar arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince davacıya düşecek dairelerde ve ortak alanlarda bir takım eksiklerin bulunduğu, yüklenici tarafından ödenmesi gerekli SGK, Vergi Dairesi ve Belediyeye ödenmesi gereken bedellerin ödenmediği, binadaki asansör firmasına ve diğer kişilere ödenmeyen iş bedellerinden yüklenicinin şahsi sorumluluğunun bulunduğu ve arsa sahiplerinin bu borçlara ilişkin nama ifa talebinde bulunamayacağı anlaşılmakla, davacının nama ifa ve satış yetkisi talebi ile tapudaki şerhlerin kaldırılması talebinin kabulü gerektiği, birleşen dava yönünden; sözleşme hükümlerine göre 3 ve 4 numaralı daire ile 1 numaralı dairenin %50sinin yükleniciye bırakılmasının kararlaştırıldığı, bilirkişi raporuna göre ise yüklenici tarafından yapılan inşaat fiziki seviyesine göre yüklenicinin hak edeceği daire karşılığının 1,5 daire olarak belirlendiği, binanın sözleşmeye ve projeye uygun inşa edildiği, ancak sözleşmesinin feshine gerektirir nitelikte olmayan ve asıl davada belirtilen bir takım fiziki eksiklerin bulunduğu, davacı yüklenicinin inşaatı getirdiği fiziki seviye ve inşaat nedeniyle ödenmesi gereken borçlar gözetilerek adına devrini talep ettiği, zemin kattaki bağımsız bölümün 1/2 payına ilişkin talebinin yerinde olmadığı, davaya konu 3 ve 4 no.lu bağımsız bölümlere ilişkin talebin ise yapının imalat seviyesi dikkate alınarak kabulü gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile; eksik imalatlar giderim bedelinin 98.590,60 TL ve kurumlara ödenecek borçlar 99.208,10 TL olmak üzere toplam 197.798,70 TL olarak kabulü ile; eksik imalatların tamamlanarak ve kurum borçlarının ödenip, davacılarca yapılan belediye masraflarının mahsup edilerek, iskan ruhsatı almak üzere davalıya isabet eden Bursa ili Nilüfer ilçesi Ertuğrul mah. 1147 ada 7 parsel zemin kat 1 no.lu bağımsız bölümün 1/2 payının nama ifa sureti ile satışına, satış yetkisinin davacılar … ve …’e verilmesine, nama ifa doğrultusunda belirtilen bağımsız bölümün satışından elde edilecek paradan yapılacak eksik imalatların ve yapı kullanım izin belgesi alınması için ödenerek, kalan miktar olması halinde kalan miktarın davalı yüklenici adına açılacak banka hesabına yatırılmasına, dava konusu bağımsız bölümdeki şerhlerin kaldırılmasına, birleşen Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/70 Esas sayılı davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; dava konusu 3 ve 4 no.lu bağımsız bölümlerin davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı … … adına tapuya kayıt ve tesciline, zemin kat 1 no.lu bağımsız bölümdeki 1/2 paya ilişkin tapu iptal ve tescil talebinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece/Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davacı-birleşen davalı arsa sahipleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Asıl davacı-birleşen davalı arsa sahipleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada diğer bağımsız bölümlerin de satışına izin verilmesi hususunda ; birleşen davada ise eksik imalat bedeli ve borç toplamının 229.943,80 TL olduğu ancak satışına karar verilen %50 hisse bedelinin ise 85.000,00 TL olduğunu, buna göre verilen kararın hatalı olduğu ve müvekkilleri aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi hususunda kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki düzenlenme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, asıl davada tapu kaydındaki şerhin terkini ile nama ifaya izin ve yükleniciye düşen bağımsız bölümün satış yetkisinin verilmesi istemi; birleşen davada, tapu iptali ve tescil ile müdahalenin men’i istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 nci ve devamı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 112 nci, 117 inci maddeleri ile 470 nci maddesi ve devamı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 427 nci maddesi ile 439 ncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK’da da yer verilmiştir. HMK’nın 297. maddesine göre, hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK’nın 298/2. maddesinde ise “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz” hükmü düzenlemiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2010 tarihli, 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; yasanın anladığı anlamda oluşturulacak hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların bu dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.

Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması; Anayasa ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkına ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır.

Bu anlatımlar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince verilen hükmün gerekçe kısmında, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporu uyarınca inşaatın fiziki seviyesine göre yüklenicinin hak edeceği daire karşılığının 1,5 daire olarak belirlenmesine ve nama ifaya izin verilen eksik işler bedeli 197.798,70 TL olarak hesaplanmasına rağmen, hüküm fıkrasında sadece zemin kat 1 no.lu bağımsız bölümün %50 hissesinin satış yetkisi verildiği ve bu bağımsız bölümün hisse bedelinin 85.000,00 TL değerinde olduğu gözden kaçırılarak asıl davada davanın kabulüne, birleşen davada davanın kısmen kabulüne karar verildiği, böylelikle kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmıştır.

Tüm yukarıda açıklanan nedenlerle ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı ve 10.04.1992 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, gerekçeli karar ile hüküm fıkrasının çelişki bulunması bozma nedenidir. Çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın sadece bu nedenle bozulması gerektiğinden, anılan karara karşı ileri sürülen diğer temyiz itirazları incelenmeksizin hükmün bozulması uygun bulunmuştur.

VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Karara karşı tebliğ tarihinde itibarin 15 gün içerisinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,
01/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.