Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/9731 E. 2023/34 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/9731
KARAR NO : 2023/34
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

T U T U K L U

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1257 E., 2021/1490 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2021 tarihli ve 2020/247 Esas, 2021/297 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 01.10.2021 tarihli ve 2021/1257 Esas, 2021/1490 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.)

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.11.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Sanığın Temyiz Sebepleri

Ücret karşılığı şirketlerde çalıştığına, suç unsuru teşkil edecek bir eylemi ve söylemi olmadığına, ifadelerde sürekli sözünün kesilerek savunma hakkının kısıtlandığına, bazı tanıkların soruşturma aşamasında verdikleri beyanlarından mahkeme huzurunda dönmelerine rağmen soruşturma beyanlarının kabule alınmasına ilişkindir.

B. Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri

Şüpheli/sanık sıfatına sahip olup, yeminli olarak dinlenen kişilerin beyanlarının yeminli tanık
olarak kabul edilmemesi gerektiğine ve tanıkların beyanlarının gerçek dışı olduğuna, ByLock’a ilişkin delillerin istihbarat usul araç ve yöntemlerinin kullanılması nedeniyle istihbari nitelikte delil kapsamında olduğuna, CMK’da belirtilen usul kurallarına uyulmaksızın elde edildiğinden hukuka aykırı delil niteliğinde olduğundan sanığın bu delile dayanılarak cezalandırılamayacağına, suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmediğine, müvekkilinin örgütün suç işleme amacını bilerek hareket ettiğini gösteren somut delillerin dosyada yer almadığı, bulunduğu konum itibariyle örgütün gizli yüzünü bilebilecek bir durumda olmadığına, bu nedenle sorumluluğunun TCK’nın 30 ncu maddesinde yer alan “hata” hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine, dernek, sendika üyeliği ve bazı şirketlerde çalışmış olmanın örgüt üyeliği suçlamasına dayanak olarak gösterilmeyeceğine, tutuklama şartları oluşmadığına ve tahliyesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetici/üyelerinin kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan ağ özelliğini bilerek (kasten), sisteme ancak şifre ile girilebilen dönemde 132006 USER ID numaralı ByLock kullandığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finans kaynağı Bank …’daki hesabında yapmış olduğu işlemler ile örgüt elebaşının talimatları doğrultusunda hareket ettiği, tanık …’nın soruşturma beyanında kendisine Bank …’ya para yatırmasını sanığın söylediği şeklindeki beyanıyla sanığa ait banka hesap hareketlerinin tutarlı ve tamamlayıcı olduğu, etkin pişmanlık kapsamında beyanda bir kısım tanık beyanları çerçevesinde sanığın … Hocanın sorumluluğunda bulunan grubun imam yardımcılığını yaptığı, sohbetlerde ders hocalığı yaptığı, mütevelli heyetinde imam olarak faaliyet yürüttüğü, il imamı olan …’in büyük istişare heyeti üyesi olduğu, örgüt içerisinde büyük bölgeci olarak faaliyet yürüttüğü, örgüt içerisinde bölge abisi statüsünde olduğu ve esnaflardan sorumlu olup örgüte kazandırmak için liseli öğrencilere sohbet toplantıları yaptığı, kendi evinde de sohbet düzenlediği ve … kod ismini kullandığı, bir dönem Manisa’da Büyük Bölge Talebe Mesulü olarak faaliyet yürüttüğü, Yavuz Büyük Bölgesinin imamı olduğu, bir dönem Akhisar ilçesinde eğitim danışmanı olarak faaliyet yürüttüğü, örgütün talimatı doğrultusunda öğrencilere Bank …’ya desteklemek amacıyla para yatırılması talimatı verdiği, Manisa ilindeki tüm yurtlardan sorumlu olduğu, bir dönem öğrencileri askeri lise ve polis koleji sınavlarına hazırladığı ve askeri lisedeki öğrenciler ile ilgilendiği anlaşılmış, sanığın üzerine atılı FETÖ-PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu kabul edilmiş, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmadığına ilişkin savunmasına delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkemece bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiş, tüm dosya kapsamında yer alan ve heyetçe değerlendirilen deliller ışığında sanığın silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılarak sanığın 8 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.

b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.

c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 132006 ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı içeriğine göre ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgütün il yapılanmasın mütevelli heyetinde sohbet imamı ve büyük bölge abisi olarak faaliyet yürüten, büyük istişare heyetinde de üye olan, ayrıca esnaflardan sorumlu olup örgüte kazandırmak için liseli öğrencilere sohbet toplantıları yapan, bir dönem Manisa’da Büyük Bölge Talebe Mesulü ve .. ilçesinde eğitim danışmanı olarak faaliyet yürüten … kod adlı sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

d) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 nci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.

Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 nci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.

Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın sosyolojik ve kültürel durumu örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmeyerek TCK’nın 30 ncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanmaması yerindedir.

e) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen FETÖ/PDY’nin terör örgütü olduğunu bilmediği yönündeki iddia dışında kalan) esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 01.10.2021 tarihli ve 2021/1257 Esas, 2021/1490 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.01.2023 tarihinde karar verildi.