Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2007/8454 E. 2008/2146 K. 07.03.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/8454
KARAR NO : 2008/2146
KARAR TARİHİ : 07.03.2008

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. … ve Av. … ile davalılardan … vek. Av. … … gelmiş, diğer davalı tarafından kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –

Dava keşidecisi davacı … …, lehtarı davalı … olan ve diğer davalıya ciro edilen 12.11.2001 tanzim, 12.11.2003 vadeli nakden ihdas edilen bonoya istinaden yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan … arasında 2001 yılında gayrimenkul alım satımı işlemi gerçekleştiği, bedelinin ödenip işlemin tamamlandığını, bundan başka bir ticari veya hukuki ilişkisi bulunmadığını, aradan 5 yıl geçtikten sonra 500.000 Dolarlık bonoya dayalı icra takibine muhatap olduğunu, gayrimenkul satışı çerçevesinde davalının müvekkilini ibra ettiğini, müvekkilinin aynı zamanda bonodaki imzaya itiraz ettiğini icra mahkemesinde davanın devam ettiğini, bonodaki imzanın müvekkili imzasının taklit edilerek tamamen sahte olarak tanzim edildiğini, ayrıca 2001 yılı tanzim tarihini taşıyan bonoda 2002 yılında tedavüle çıkan pulun bulunması da bononun sahte olduğunu gösterdiğini belirterek borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili bononun 24.09.2001 tarihli gayrimenkul satış protokolü çerçevesinde bakiye alacak için imzalanıp verildiğini, imzanın davacıya ait olduğunu, bononun …’ a olan borcuna karşılık …’ a ciro edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin iyiniyetli hamil olduğunu, davacının icra mahkemesinde yaptığı imzaya itirazının reddedildiğini belirterek davanın reddini ve tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu imzaya itirazın icra mahkemesince incelendiğini, bu nedenle imza itirazının yeniden incelenmediğini, bononun tüm unsurları taşıdığını bononun karşılıksız olduğu iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. Davacı sahtelik iddiasında bulunduğuna göre mahkemece bu iddianın HUMK.’ nun 317. maddesinin atfı uyarınca HUMK.’ nun 308. ve 309. maddeleri hükümleri uyarınca incelenmesi gerekir.
İcra mahkemesi kararı takip hukukuna yönelik olup menfi tespit davasında kesin hüküm oluşturmaz.
Bu durumda mahkemece dava konusu bonodaki imzanın davacı borçluya ait olup olmadığı yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 550.00.YTL duruşma vekalet ücretinin, davalılardan alınarak, davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.