YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/676
KARAR NO : 2023/1347
KARAR TARİHİ : 17.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1854 E., 2022/2022 K.
DAVA TARİHİ : 26.12.2017
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 21. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/740 E., 2019/495 K.
Taraflar arasındaki birlikte yaşam olmadığının tespiti ile yersiz ödeme ve ölüm aylığının kesilmesine dair kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 10.11.1998 tarihinde boşanmış olduğunu, dava dilekçesinde belirttiği adreste ikamet ettiğini, müvekkili boşandığı tarihten itibaren Kadıköy Sosyal Güvenlik Müdürlüğünden … tahsis numarası ile ölüm aylığı bağlandığını, ancak Kadıköy Sosyal Güvenlik Merkezi Müdürlüğünün 22.05.2015 tarih, B.13.2. SGK.0.10.01.00.HTİ.-3/351624 sayılı yazısı ile müveklinini ayrıldığı eski eşi ile fiilen birlikte yaşadığının tespiti nedeniyle maaşının 24.10.2008 tarihinden itibaren kesildiğini, 24.10.2008 – 23.07.2015 tarihleri arasında 56.957,58 TL yersiz ödeme yapıldığının belirtildiğini, müvekkili hakkında 15. İcra Müdürlüğünün 2015/19152 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını belirterek … Anadolu 15. İcra Müdürlüğünün 2015/19152 Esas sayılı doyasındaki takibinin geçici olarak durdurulmasını, müvekkili ile eski eşinin fiilen birlikte yaşamadıklarının tespiti ile yersiz ödeme ve ölüm aylığının kesilmesine dair davalı kurumun işleminin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre; 18.05.1981 yılında evlenen davalının 10.11.1998 tarihinde eşi …’dan anlaşmalı şekilde boşandığı, davalının babasının 28.11.1988 tarihinde vefaat etmiş olduğu, 506 sayılı Kanun kapsamında 01.12.1988 tarihinden itibaren ölüm aylık bağlandığı, Kurum Denetmeni tarafından düzenlenen 20.01.2015/MK-08 sayılı raporla davalının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edilmesi üzerine 24.10.2008 tarihi itibariyle davalıya babasından dolayı bağlanan aylıkların kesildiği ve davalıya 24.10.2008-23.07.2015 tarihleri arasında yapılan 56957,58 TL (asıl) için borç çıkarıldığı, denetim raporunda fiili birlikteliğin tespit edildiği, inceleme adresinin … D:3 Maltepe/… adresi olduğu, nüfus kayıtlarına göre bu adresin davacının eski eşi adına kayıtlı olduğu, bu adreste 15.01.2015 tarihinde yapılan denetmen incelemesinde, Kurum görevlileri kapı ziline bastığında megafondan davacı ile konuştuklarını ve merdivenlerde karşılaştıkları kişinin davacı olduğunun tespit edildiği, Kurum görevlilerinin söz konusu incelemeyi, davacı adına kayıtlı olan … No:14/6 Maltepe/… adresindeki dairesinin mülk sahibi olan … isimli kişinin, bu adresin boş olmasına rağmen davacı tarafından maaş alma amaçlı ikamet adresi olarak gösterildiği ve bu adreste oturmadığının polis tarafından tespit edilmesi üzerine adres kaydının silindiği şeklindeki Kuruma şikayet dilekçesi olduğu, davacıya ait adres hareketlerini gösterir belge incelendiğinde davacının 27.12.2011 tarihinde beyanı üzerine adres kaydının yapıldığı ve belgenin “açıklama” hanesinde Maltepe Emniyet Müdürlüğü’nün 05.02.2013 tarih ve 38081 sayılı tahkikatına istinaden adres kaydının silindiğinin belirtildiği, dosyaya celp olunan 15.08.2013 tarihli inceleme adresine air İSKİ abone sözleşmesinin ekinde kira sözleşmesinin de gönderildiği, bu kira sözleşmesinde davacının müteselsil kefil olarak, eski eşinin ise kiracı olarak isim ve imzalarının bulunduğu, yine 27.05.2013 tarihli İGDAŞ abone sözleşmesinin ekinde kira sözleşmesinin gönderildiği, bu kira sözleşmesinde de aynı şekilde davacının müteselsil kefil olarak, eski eşinin ise kiracı olarak isim ve imzalarının bulunduğu, yerel denetim esnasında eski eşin denetmene verdiği imzalı ifadesinde 2009-2014 yılları arasında …’da yaşadığını beyan etmesine rağmen, celp olunan … sistem kayıtlarında bu dönemlerde …’daki hastane ve eczanelerde kaydının olduğu, her ne kadar davacı, … adresinde abisi … ile birlikte yaşadığını ve boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamadıkları, sadece çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak için gerektiğinde görüştüklerini iddia etmişse de, yerel denetim esnasında davacının adreste görülmesi, davacının, yıllar önce boşandığı eşinin kira kontratına kefil olmasının hayatın olağan akışına uygun olmaması ve adına kayıtlı adreslerde oturmadığının Polis tahkikatı ile tespit edilmiş olması ve yukarıda yer verilen diğer tespitler karşısında, bu iddiası ile davacı tanık beyanlarına itibar edilemediği, denetmen raporunun aksinin ispatlanamadığı, davacının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının babasının ölümünden 10 yıl sonra eşinden boşandığını ve bir süre kardeşiyle yaşadığını, davacının çocuklarının iyiliği için eski eşi ile bir araya geldiğini aynı ortamda bulunduğu ancak fiili yaşamasının söz konusu olmadığını, eski eşinin kira kontratına kefil olması ve aboneliği olmasının nedenini çocuğunun söz konusu dairede oturacak olması olduğunu eski eşin farklı adreslerde oturduğunu bunu kayıtların doğruladığını beyanla kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, davacının babasının 1988 yılında vefat ettiği, 1981 yılında evlendiği eşinden 1998 anlaşmalı olarak boşandığı ve 01.12.1998 yılından itibaren babasından dolayı davacının aylık almaya başladığı, şikayetçinin 01.06.2013 tarihinde Sosyal Güvenlik Merkezine vermiş olduğu dilekçe ile davacının hiç oturmadığı halde kendilerine ait dairenin adresini bankaya bildirerek maaş aldığını adreslerinin kullanılmasını istemediklerini beyan ettiği, davacının beyanına göre 21.01.2011 tarihinden denetim tarihine kadar sistemde kayıtlı bulunan adresin şikayet konusu adres olduğu ve nüfus müdürlüğü cevabi yazısında emniyetçe yapılan araştırma sonucu son adresinin silinerek eski adresin güncellendiğinin şikayetçiye bildirildiği, medula kayıtlarında … dışında tedavi ve ilaç harcamalarının görülmediği, davacı ve eski eşin tedavilerinin aynı hastanelerde olup aynı eczanelerden alışveriş yaptıkları ve aynı tarihte aynı hastanede tedavi oldukları (18/10/2012 … Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi ) görülmüş olup, denetmen raporunda belirtildiği üzere 15.01.2015 tarihinde fiilen yapılan denetimde davacının ayrıldığı eşinin adresinde bulunduğu, denetmenlerin apartmandan yukarı çıkması sırasında davacının aşağıya indiğinin belirlendiği, ikamet adresi olarak bildirilen yerde hiç oturmadığının nüfus müdürlüğünce de yapılan araştırmada tespit edildiği, toplanan deliller ışığında mahkeme karar ve gerekçesinin yerinde olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, boşanmanın babasının ölüm tarihinden 10 yıl sonra gerçekleştiğini, ayrılık sonrasında müşterek konuttan ayrılıp farklı konutlarda ikamet ettiğini hatta uzunca bir süre de kardeşiyle birlikte yaşadığını, müvekkili ile eski eşin muvazaalı şekilde ayrılması söz konusu olsa ölüm tarihinin üzerinden 10 yıl gibi uzunca bir sürenin geçmesi beklenemeyeceğini, çocuklar için eski eş ile bir araya gelmiş gerektiğinde aynı ortamda bulunduğunu, bunun dışında fiili olarak birlikte yaşama söz konusu olmadığını, Mahkeme kararında eski eş ve müvekkilin aynı hastanelerde muayene olduğu aynı eczanelerden ilaç aldığı gerekçesine dayanılmış ise de yakın mevkilerde oturan kişilerin … gibi bir şehirde büyük bir hastane olan aynı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde muayene olmalarının gayet olağan bir durum olduğunu, müvekkilinin kendi çocuğunun oturacağı dairenin kiralanabilmesi için eski eşin kira sözleşmesine kefil sıfatı ile imza atmak zorunda kaldığını, müvekkilinin uzunca bir süre kardeşi … ile birlikte yaşadığını, eski eşle fiili olarak birlikte yaşam olgusunun söz konusu olmadığını, davanın reddi yönünde karar verilmesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Davacının 5510 sayılı Kanun’un 56 ıncı maddesi kapsamında boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle davalı Kurumun davacının ölüm aylığı kesme işleminin yerinde olup olmadığı uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 56 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan …, Üyeler …, … ve …’nın oylarıyla ve oyçokluğuyla,
17.02.2023 gününde karar verildi.
(M)
…
…
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın 1998 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı kadına boşanma kararı verildikten sonra ölenbabasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2015 yılında yapılan denetim sonrası fiili birliktelik nedeni ile 2008-2015 yılları için 5510 sayılı Kanun’un 56 ıncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.
2. Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun’un 5754 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
3.Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.
4. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının kesin olarak bozulması gerekirken, onanması görüşüne katılınmamıştır.