YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6513
KARAR NO : 2023/4667
KARAR TARİHİ : 23.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2021/12376 esasında kayıtlı Elazığ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2016 tarihli ve 2015/930 Esas, 2016/362 Karar sayılı dosyası, Dairemizin 2022/5848 esasında kayıtlı Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.02.2022 tarihli ve 2021/1365 Esas, 2022/79 Karar sayılı dosyası, Dairemizin 2021/13861 esasında kayıtlı Ergani 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.05.2016 tarihli ve 2015/319 Esas, 2016/174 Karar sayılı dosyası ile birlikte incelenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2014 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.03.2014 tarihli ve 2014/84 Esas, 2014/84 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın 13.03.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
3. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli ve 2015/58 Esas, 2015/101 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesi ve dördüncü fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 6000 TL adli para cezasına hükmedilmiştir.
4. Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli ve 2015/58 Esas, 2015/101 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 01.10.2020 tarihli ve 2019/4451 Esas, 2020/4720 Karar sayılı kararı ile; “1- Yargılama sırasında aynı yargı çevresinde bulunan… Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan ve duruşmadan bağışık tutulma talebi olmayan sanığın, hükmün tefhim olunduğu duruşmada hazır
edilmeden veya SEGBİS yolu ile katılımı sağlanmadan, yokluğunda mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 193 ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
2- Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TCK’nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının “bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 karar sayılı iptal kararı ile, “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresinin, aynı bentte yer alan “… basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ” mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3- Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç
nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, bu kapsamda UYAP’ta görülen Bakırköy 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/364 esas 2013/51 ve Beyoğlu 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 2011/1292 esas 2011/671 karar sayılı dosyalarının getirtilerek incelenmesi, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”, karar verilmesi,
b) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanığın, yükümlülüklerini ihlal ettiğinin sabit görülmesi halinde hakkında, 6545 sayılı Kanunun 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası uyarınca, yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Yasa ile değişik TCK’nın 191. maddesi çerçevesinde bir karar verilmesi, gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
4- Kabule göre de; suç ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 5560 sayılı Yasa ile değişik TCK’nın 191. maddesinin 5. fıkrasında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymayan sanık hakkında davaya devam edilerek hüküm verileceği öngörüldüğünden; duruşma günü için sanığa gönderilen davetiyenin “tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunması veya diyeceklerini duruşma gününe kadar yazılı olarak bildirmesi gerektiği, mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği ve diyeceklerini yazılı olarak bildirmediği takdirde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı kabul edilerek hakkında cezaya hükmolunabileceği” uyarısı ile birlikte duruşma tarihi ve saati yazılarak sanığa tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden, belirtilen nitelikte uyarıyı içeren davetiye tebliğ edilmeden ya da sanık dinlenmeden mahkûmiyet hükmü
kurulması” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve 2020/226 Esas, 2021/22 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesi ve dördüncü fıkrası, 63 üncü maddesi, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 4500 TL adli para cezasına hükmedilmiştir.
6. Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve 2020/226 Esas, 2021/22 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 24.05.2022 tarihli ve 2022/5218 Esas, 2022/6710 Karar sayılı kararı ile; “5271 sayılı CMK’nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesine ve bu maddeye ilişkin Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile de oluşan duruma göre;
Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra; kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olanlar dışında adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri gibi sanığın kusur yeteneğini etkileyen durumlardan bir veya birkaçı bulunmayan sanıklara basit yargılama usulünün uygulanabileceği, suçun basit yargılama usulü kapsamına girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması durumunda ise bu usulün uygulanamayacağı,
Mahkemece basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği durumda; iddianamenin, sanık, varsa mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmelerinin isteneceğinin, tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususunun da belirtilmesinden sonra gerekirse toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edildikten sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın, 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesinde belirtilen kararlardan birine hükmedilebileceğinin, mahkûmiyet kararı verildiği takdirde ise belirlenecek sonuç ceza miktarının CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesine göre dörtte bir oranında indirileceğinin, koşulları bulunması halinde de kısa süreli hapis cezası belirlenmiş ise seçenek yaptırımlara çevrilebileceğinin veya hapis cezasının ertelenebileceğinin ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceğinin, hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçlarının belirtileceğinin, CMK’nın 252.
maddesine göre, bu şekilde verilen kararların itiraz kanun yoluna tabi olduğunun, itiraz üzerine ise hükmü veren mahkemece duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunacağının, bu aşamadan sonra ise mahkemenin CMK’nın 252. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hüküm verirken, sanığın itirazı halinde daha önce 251. madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı olmadığının, ancak itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan indirimin korunacağının, bu şekilde kurulan hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabileceğinin, anlaşılması karşısında;
Yargıtayın bozma kararı üzerine yeniden yapılan yargılamada da bozma kararına uyulması halinde, mahkemenin soruşturma aşamasında toplanmış delillerle, ilgili kurum ve kuruluşlardan re’sen toplanması gereken belgeleri dikkate alarak, davada basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunda bir karar vermesi gerekmektedir.
Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde, mahkemece iddianame ve Yargıtay bozma ilamı sanığa tebliğ edilerek, tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması durumunda cezasının ¼ oranında indirileceği, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilebileceği veya hapis cezasının ertelenebileceği ya da uygulanmasına yazılı olarak karşı çıkmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği belirtilip, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirebileceği ihtar edildikten sonra CMK’nın 251/3, 4 ve 5. fıkralarına göre bir hüküm kurulacaktır.
İnceleme konusu davada Mahkemece Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarih, 2020/16 esas ve 2020/33 sayılı iptal kararı gözetilerek 5271 sayılı CMK’nın 251/3. maddesi uyarınca sanığa verilen sonuç cezadan dörtte bir oranında indirim yapılmış, sanık da bu hükmü temyiz etmiştir. Kanun yolunda hata re’sen dikkate alınacağından, sanığın temyiz dilekçesi karara itiraz mahiyetindedir. Sanığın bu itirazı nedeniyle artık basit yargılama usulü uygulanamayacağından, Mahkemenin duruşma açarak genel hükümlere göre bir karar vermesi gerekmektedir. Bu durumda Mahkeme daha önce CMK’nın 251. maddesi kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı olmadığından, genel hükümlere göre hüküm kuracağı için ¼ oranındaki indirim uygulanmayacaktır. Bu hükme karşı genel hükümlere göre kanun yoluna gidilebilecektir.
Ancak sanık, hakkında CMK’nın 251/3. maddesi uyarınca ¼ oranında ceza indirimi yapılmak suretiyle verilen hükme itiraz ettiği halde, Mahkemece CMK’nın 252. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca yeni bir hüküm kurulmaksızın dosya doğrudan Yargıtaya gönderilmiştir. Basit yargılama usulüne göre verilen hükmün temyize tabi kabul edilmesi halinde, aleyhe temyiz olmadığı için,
cezasına itiraz etmiş olmasına rağmen, sanık ¼ oranındaki ceza indiriminden faydalanmış olacak; bir başka deyişle aynı olayda cezasına itiraz eden sanık ile itiraz etmeyen sanık arasında sonuç ceza bakımından bir fark olmayacaktır. Bu ise yargılamanın hızlanması, davaların kısa zamanda sonuçlanması ve mahkemelerin iş yükünün azaltılması bakımından alternatif bir çözüm yolu olarak getirilen basit yargılama usulünün amacı ile bağdaşmayacaktır. Bu nedenle kanun koyucu basit yargılama sonucu verilen kararların açıkça itiraza tabi olduğunu belirterek, itiraz sonucu izlenmesi gereken usulü de CMK’nın 251 ve 252. maddelerinde düzenlemiştir.
Mahkemece, sanık hakkında belirlenen sonuç cezadan CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesi uyarınca ¼ oranında ceza indirimi yapıldığı için, sonucu bakımından basit yargılama usulünün uygulandığı görülmekle, bu kapsamda verilen kararın CMK’nın 252. maddesinin 1. fıkrasına göre itiraza tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili CMK’nın 252/2-3 maddeleri uyarınca hükmü veren mahkemece karar verilmesi gerektiği” nedenleriyle iadesine karar verilmiştir.
7. Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli ve 2022/253 Esas, 2022/302 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 63 üncü maddesi uyarınca 6000 TL adli para cezasına hükmedilmiştir.
8. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, dava zamanaşımının dolduğuna, mahkemenin verdiği karara karşı itiraz yolunun, usulünün ve neticesinin sanığa bildirilmemiş olması karşısında HAGB talepli temyizin Yargıtay tarafından ve devamla ilk derece mahkemesi tarafından karara itiraz olarak değerlendirilmesi suretiyle sanık hakkında yeni kurulan hükümde 1/4 oranındaki indirimin geri alınmasında usule ve kanuna uyarlık bulunmadığına ilişkindir.
Sanığın temyiz isteği, 1/4 oranındaki indirime itiraz etmediğine, lehine hükümlerin uygulanmasını istediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Basit yargılama usulü uygulanarak verilen kararlara karşı başvuru yolunun itiraz yasa yolu olduğu ve sanık ya da müdafisi tarafından itiraz yoluna başvurulması üzerine mahkemece yargılamaya genel hükümler çerçevesinde devam olunacağı dikkate alınarak sanık müdafinin 18.02.2021 tarihli dilekçesi basit yargılama usulü uygulanan mahkeme kararına itiraz olarak kabul edilerek genel hükümler çerçevesinde yargılamaya devam olunduğu, … civarında narkotik madde satışı yapıldığı yönünde alınan ihbar üzerine asayiş ekipleri tarafından yapılan çalışmada hakkında karar verilmiş olan sanık … önünde beklediği, diğer sanık …’in de sokağın devamında bulunan 27 numaralı ikametin yan tarafında beklediğinin tespit edildiği, sanık …in diğer sanığa bulunduğu yerden ayrılma yönünde işarette bulunarak kaçmaya teşebbüs ettiği, bu sırada sanık …’in yakalandığı, üzerinde yapılan aramada 2.6 gram esrar maddesinin ele geçirildiği, çevrede yapılan araştırmada ayak izlerinin takibi sonucu …sokak üzerinde bulunan tek katlı ahşap evin çatı sacı arasına sıkıştırılmış vaziyette beyaz poşet içerisinde 16 adet içime hazır vaziyette toplam daralığı ağırlığı 36.8 gram gelen fişek tabir edilen esrar maddesinin ele geçirildiği, …sokak no:35 sayılı adreste ikamet eden tanık…ın görevlilere sanıkların iki gün önce kendisini darp ettiklerini, ikametine zorla girerek esrar maddesi koymaya çalıştıklarını beyan ettiği ve sanıkları teşhis ettiği, … Adli Tıp Grup Başkanlığı’nın raporuna göre, ele geçen safi ağırlığı 24 gram gelen yeşil renkli bitkisel maddenin kenevir bitkisi olup, bu miktar kenevirden elenmek suretiyle safi ağırlığı 13,920 gram olan toz esrarın elde edilebileceğinin tespit edildiği, hazırlık aşamasında sanıklar her ne kadar 16 adet içime hazır vaziyette toplam daralığı ağırlığı 36.8 gram gelen fişek tabir edilen esrar maddesinin kendilerine ait olmadığını savunmuş iseler de; ihbar üzerine olay mahalline giden polisin, çevrede yapılan araştırmada ayak izlerinin takibi sonucu …sokak üzerinde bulunan tek katlı ahşap evin çatı sacı arasına sıkıştırılmış vaziyette beyaz poşet içerisinde 16 adet içime hazır vaziyette toplam daralığı ağırlığı 36.8 gram gelen fişek tabir edilen esrar maddesinin ele geçirildiği, …sokak no:35 sayılı adreste ikamet eden tanık…ın sanıkların iki gün önce kendisini darp ettiklerini, ikametine zorla girerek esrar maddesi koymaya çalıştıklarını beyanla sanıkları teşhis ettiği, sanıkların uyuşturucu kullanıcısı olduğunun raporla sabit olduğu, sanık hakkında tedavi ve denetimi serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, sanığa 10.12.2014 tarihinde usulüne uygun olarak tebligat yapıldığı ancak 10 günlük yasal süre içerisinde sanık tarafından müracaat edilmediği gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Aralarındaki bağlantı nedeniyle birlikte incelenen Elazığ 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/1365 Esas, 2022/79 Karar sayılı dosyası kapsamında sanığın işlemiş olduğu 19.11.2014 tarihli eylemin, 06.03.2014 tarihinde hükmedilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlenip işlenmediğinin tespiti gerekeceğinden, her iki suça ilişkin davaların birleştirilmesi ve delillerin tartışılması gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, nedeniyle hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2022 tarihli ve 2022/253 Esas, 2022/302 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.05.2023 tarihinde karar verildi.