Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/7942 E. 2023/409 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7942
KARAR NO : 2023/409
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/195 E. 2016/408 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 31.03.2015 tarihli ve 2015/13929 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 142/2-h, 143/1 ve 53. maddeleri uyarınca dava açılmıştır.
2. İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2016 tarihli ve 2015/195 Esas, 2016/408 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 35/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; sanığa TCK’nın 145. maddesi gereğince ceza verilmemesi veya indirim uygulanması gerektiğine ve sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece gerekçeli kararın delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde, sanıkların olay günü, saat 04.30 sıralarında mağdura ait işyerinin deposunun kapısını açtıkları sırada polislerce görülmeleri üzerine yaklaşıldığında farklı yönlere ayrılarak kaçtıkları, ellerinde bulunan tornavida ve çorabı yere attıkları, daha sonra kovalamaca sonucu yakalandıkları kabul edilmiştir.
2. Sanıklar, suçlamaları kabul etmediklerini beyan etmişlerdir.
3.Yakalama tutanağı, görüntü izleme tutanağı ile sanıklara ait adli sicil sabıka kayıtları dosya içerisinde bulunduğu görülmüştür.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak ;
1.05.08.2014 tarihli tutanağa göre, saat 04.30’da devriye görevini ifa ettikleri sırada sanıkların mağdura ait deponun kapısını açtıklarının görülmesi üzerine yakalandıklarının belirtildiği ve suç tarihinde yaz saati uygulaması da dikkate alınarak UYAP’tan alınan çizelgeye göre gece vaktinin saat 05.00’de bittiğinin anlaşıldığı; bu suretle hırsızlık suçunun gece vakti işlendiği ve sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 143. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
2.5237 sayılı Kanun’un 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanıklara zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek 5271 sayılı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanıkların savunma haklarının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2016 tarihli ve 2015/195 Esas, 2016/408 Karar sayılı kararırına yönelik sanıkların temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanıkların kazanılmış haklarının dikkate alınmasına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.