YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13903
KARAR NO : 2023/3334
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama
KARAR : İtiraz Reddi
Sanık …’ın başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 245 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Mudurnu Asliye Ceza Mahkemesinin 17.07.2019 tarihli kararının, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 12.12.2019 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği, sanık müdafi tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Mudurnu Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2020 tarihli kararına yönelik itirazın Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2020/632 değişik iş sayılı kararı ile reddine dair kesin karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.06.2021 tarihli ve 2021/1368 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2021 tarihli ve KYB-2021/79027 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2021 tarihli ve KYB-2021/79027 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Sanık hakkında Mudurnu Asliye Ceza Mahkemesince başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan verilen mahkumiyet kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmesini müteakip, sanık müdafii tarafından dosyaya sunulan 06/05/2020 tarihli dilekçe ile dava konusu ile aynı içerikli olaylar sebebiyle açılmış benzer dosyalarda verilmiş birçok beraat kararı olduğu, incelemeye konu yargılama dosyasında ise yargılama sırasında yalnızca sanık ve katılan beyanlarının alındığı, sanığın yetkili olduğu sigorta şirketinde çalışan ve katılanla yapılan telefon görüşmesini yapan şirket çalışanın dinlenerek ve katılan ile sanığın yetkilisi olduğu şirket arasında yapılan sigorta sözleşmesinin ve sözleşme uyarınca katılana sağlanan hakların araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi suretiyle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu anlaşılmakla, söz konusu talebin Mudurnu Asliye Ceza Mahkemesince reddedildiği ve bu karara karşı yapılan itirazın da mercii Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince reddedildiği anlaşılmış ise de; 5271 sayılı CMK’nın 311/1-e maddesinde yer alan; “Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa” şeklindeki düzenleme uyarınca kesinleşen hükümden sonra ortaya çıkan ve yukarıda bahsedildiği gibi yargılamanın yenilenmesi talebinde belirtilen iddiaların diğer deliller ile birlikte değerlendirildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311/1-e maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi sebebi olabileceği nazara alınarak, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olduğuna karar verildikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un “Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri” başlıklı 311 inci maddesinde ise “(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Esas No : 2021/13903
Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir…
” şeklinde düzenlemelerin yer aldığı anlaşılmıştır.
Mahkeme tarafından verilerek kesinleşen bir hükümle ilgili olarak, yukarıda izah edilen sebeplerle hükümlü lehine veya aleyhine olarak yeniden yargılama yapılması “yargılamanın yenilenmesi” veya “iade-i muhakeme” ile mümkündür. Kesin hükümle sonuçlanmış bir uyuşmazlık kural olarak yeniden yargılama konusu yapılamaz. Bu nedenle, yargılamanın yenilenmesi olağanüstü bir kanun yoludur.
Yargılamanın yenilenmesi, daha önceki yargılama sırasında ele alınmayan “yeni delil” veya “yeni olay” mevcut olduğunun anlaşılması halinde başvurulan bir kanun yoludur. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi nedeniyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın “yeni” olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da “yeni” sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de “yeni” sayılmaktadır. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda “önemli” de olması gerekmektedir. Yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır.
Yargılamanın yenilenmesi talebi, kanunda belirlenen biçimde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni hiçbir sebep gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.
Somut olayda;
Mahkûmiyet kararının kesinleşmesinden sonra, hükümlü müdafinin yargılanmanın yenilenmesi talebini içeren dilekçesi ile dava konusu ile aynı içerikli olaylar sebebiyle açılmış benzer dosyalarda verilmiş birçok beraat kararı olduğu, incelemeye konu yargılama dosyasında ise yargılama sırasında yalnızca sanık ve katılan beyanlarının alındığı, sanığın yetkili olduğu sigorta şirketinde çalışan ve katılanla yapılan telefon görüşmesini yapan şirket çalışanın dinlenerek ve katılan ile sanığın yetkilisi olduğu şirket arasında yapılan sigorta sözleşmesinin ve sözleşme uyarınca katılana sağlanan hakların araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği sebebiyle yargılamanın yenilenmesini talep etmiş ise de hükümlü müdafiinin itirazına dair sigorta poliçelerinin hükümlünün sahibi ve yetkilisi olduğu firma çalışanları adına değil firma adına düzenlenmiş olduğu ve yapılan sigortalama işlemleri ile aracı firma olan NOV sigorta sahibi olan hükümlünün maddi çıkar elde ettiğinin anlaşılması karşısında telefon görüşmesini yapan şirket çalışanın dinlenmesinin araştırılıp dinlenilmesinde herhangi bir hukuki yarar bulunmadığı ayrıca başka mahkemelerce verilmiş başka olaylara ilişkin kararların dava konusu olayı etkilemesini gerektirir bir neden bulunmadığı gibi mevcut delillere göre araştırılması gereken başka bir hususun olmadığı ve 5271 sayılı Kanun’un 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte” olmadığı, Mudurnu Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2020 tarihli ek kararının Kanuna uygun olduğu anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.05.2023 tarihinde karar verildi.