YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/33714
KARAR NO : 2023/390
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
TUTUKLU
DURUŞMA TALEPLİ
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/359 – 2021/729
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.02.2020 tarih ve 2019/425 –
2020/95 sayılı kararı
SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya
veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör
örgütüne üye olma
HÜKÜM : 1- Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında ayrı ayrı;
a- Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan; 5237 sayılı TCK’nın 30/3, 24/1-4 maddeleri ile 5271 saylı CMK’nın 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükümlere yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi
b- Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine ilişkin hükümlere yönelik T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun CMK’nın 279/1-b maddesi gereğince ayrı ayrı reddi
2- Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında; TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, 39/1-2.c, 62/1, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet hükümlerine ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi
3- Sanıklar … ve … hakkında; TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet hükümlerine ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
I-A) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükmedilen beraat kararlarına ilişkin T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı vekillerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından katılanlar T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı’nın doğrudan zarar gören sıfatları ve davaya katılma hakları bulunmadığından, bölge adliye mahkemesinin CMK’nın 279/1-b maddesi uyarınca verdiği istinaf başvurusunun reddine dair karar, anılan maddenin son cümlesine göre itiraza tabi olup temyizi mümkün olmadığından, itiraz merciince de bu hususta bir karar verilmiş bulunduğundan temyiz incelemesine yer olmadığına, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
B-) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında kurulan hükümlere yönelik bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanıklar hakkındaki ilk derece mahkemesi kararlarına yönelik o yer Cumhuriyet savcısının aleyhe istinaf talebi bulunmadığının anlaşılması karşısında; bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının sanıklarla ilgili bölge adliye mahkemesince verilen esastan reddine dair karara yönelik temyiz yoluna başvuru hakkı olmadığından, temyiz talebinin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
C-) Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan hükmedilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlara ilişkin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan ilk derece mahkemesinin ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının CMK’nın 286/2-h maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan, sanıklar …, …, …, …, …, … ve … müdafiileri ile T.C. Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı vekillerinin temyiz taleplerinin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
II-) Sanıklar … ve … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ile sanıklar …, …, …, … ve … hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Sanıklar …, …, …, …, … ve … müdafiileri ile sanık …’un duruşmalı inceleme istemlerinin, ilk derece mahkemesinde silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
Diğer temyiz talepleri ile ilgili olarak temyizin reddi sebepleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A-) Genel olarak Anayasayı ihlal suçu ve somut darbe teşebbüsü:
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22.03.2019 tarih 2018/7103 esas, 2019/1953 sayılı kararında
açıklandığı üzere:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir.
Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur.
Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000’in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dâhil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74’ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000’e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik … bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4’ü asker, 63’ü polis ve 183’ü sivil olmak üzere toplam 250’den fazla kişi şehit edilmiş, 23’ü asker, 154’ü polis ve 2.558’i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
Somut darbe teşebbüsü, TCK’nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK’nın 37. maddesi kapsamında “doğrudan fail” olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
TCK’nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
Bu kalkışmaya iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309, 311 ve 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağında kuşku yok ise de, aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasayı ihlal suçunun (TCK’nın 309. md.) tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanununun 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan cezalandırılmaları imkânı bulunmamaktadır.
Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur (1982 Anayasasının 137/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B). Fakat Anayasasının 137/3, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/4 ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B maddeleri, TCK’nın 30. maddesi bağlamında birlikte değerlendirildiğinde, askeri bir hizmete ilişkin olmak kaydıyla mutlak itaat kuralı gereğince konusu suç teşkil eden emrin yerine getirilmesi halinde de hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında hata kurumunun olaysal olarak değerlendirilmesi ve şartları oluştuğunda uygulanması mümkündür.
B-) Bölge adliye ve ilk derece mahkemelerince sübutu kabul edilen dosyaya konu olaylar:
15 Temmuz 2016 tarihinde ülke genelinde meydana gelen darbe girişimi kapsamında, Kars ili Sarıkamış ilçesinde bulunan 9. Komando Tugay Komutanlığı’na bağlı çok sayıda askerin tam teçhizatlı olarak zırhlı araçlar ile ilçe merkezinin muhtelif noktalarında konuşlandığı, kamu kurum ve kuruluşlarına ait binaların kuşatıldığı, Sarıkamış İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün işgal edildiği, bir kısım kamu görevlisini rehin alındığı, ilçe merkezindeki bir kısım yolların ve kavşakların ulaşıma kapatıldığı, sivil araç ve yayaların geçişine engel olunduğu, darbe girişimine tepki gösteren vatandaşların dağıtılması amacıyla havaya ateş açıldığı, söz konusu eylemlere dahil olan askerlerin bir kısmının 9 Komando Tugayı 1. Komando Taburu Karargah Destek Bölüğü’ne bağlı askerler olduğu,
Sanık …’in 9. Komando Tugayı 1. Komando Taburu Karargah Destek Bölüğü’nde üsteğmen rütbesi ile bölük komutanı olarak görev yaptığı, olay tarihinde 21.30 sıralarında tabur komutanı Yarbay …’in sanık …’i telefonla arayarak içtima emri verdiği, bunun üzerine sanık …’in bölükte görevli üsteğmen sanık …’u arayarak tabur komutanının emrini ilettiği, sanık …’un da bölükte görevli astsubay ve uzman çavuşlara içtima emrini ilettiği, bir süre sonra bölük komutanı sanık …, bölükte görevli sanıklar Üsteğmen …, Astsubay …, Uzman Çavuş …, Uzman Çavuş …, Uzman Çavuş … ve Astsubay …’in kışlaya gelerek askerleri (sanıklar Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er …, Sözleşmeli Er … ile bir kısım dava dışı asker şahıs) tam teçhizatlı olarak tabur içtima alanında topladıkları, sanık …’in sanıklar … ve …’e “araç şoförlerini garaja götürmeleri ve araçları hazırlamaları” emrini verdiği, bunun üzerine sanıklar … ve … ile araç sürücüleri (dava dışı …, …, …, …, …, …, …, … ve sanık …) birlikte garaja giderek araçları hazırladıkları ve beklemeye başladıkları, diğer askerlerin içtima alanında kaldığı, içtima alanındaki tüm askerlere uzun namlulu silahlar dağıtıldığı, sanık …’in emri ile rütbeli personele mühimmat dağıtıldığı, diğer askere mühimmat verilmediği, bir süre sonra tabur komutanı …’in içtima alanına gelerek subayları yanına çağırdığı, sanıklar … ve …’un …’in yanına gittikleri, bir süre konuştukları, akabinde sanık …’in içtima alanında bulunan askerlere: “hükümet konağının emniyetini almaya gideceğiz” dediği, sanık …’in emri üzerine sanıklar …, …, …, … ve diğer karargah destek bölüğü askerlerinin yaya olarak kışla nizamiyesinden çıkış yaptıkları, sanık …’in askerlere: “Hem yürüyün hem beni dinleyin. Vur dersem vuracaksınız, al dersem alacaksınız. Tüm emir komuta bende. Karşınıza çıkan olursa tüfeğin dipçiği ile derdest edeceksiniz” dediği, bu sırada sanık …’in sanık …’a: “…’i ara, araçları bıraksınlar, yürüyerek hükümet konağının önüne gelsinler.” dediği, bunun üzerine sanık …’ın sanık …’i arayarak emri ilettiği, … ve komutasındaki askerlerin yürüyerek 23.30 sıralarında Kaymakamlık binasının önüne geldikleri, sanık …’in sanıklar …, … ve …’ı yanına çağırarak sanıklara: “dörder beşer asker alarak Kaymakamlık binası çevresindeki yolları kesmeleri, sivil araç ve yayaları geçirmemeleri” yönünde emir verdiği, 23.45 sıralarında sanık … ile komutasındaki askerlerin (dava dışı …, …, …, …, …, …, …, … ve sanık …) ve sanık …’in yürüyerek Kaymakamlık binası çevresinde bulunan diğer askerlerin yanına geldiği,
Sanık … ve komutasındaki askerlerin (sanıklar …, …, …, …) PTT binası önünde konuşlandıkları, sanık …’in de gelerek bu askerlere dahil olduğu, sanık …’in sanık …’e “hiçbir araç ve sivilin geçirilmemesi” yönünde emir verdiği, bunun üzerine sanık …’in komutasındaki askerlere: “buradan kesinlikte sivil araç ve yaya geçirmeyeceğiz bölük komutanının talimatıdır.” dediği, sanıkların PTT’nin önündeki caddeyi sivil araç ve yaya trafiğine kapattıkları, buradan geçmek isteyen birkaç araç ve sivil şahsı durdurarak geri çevirdikleri,
Sanıklar … ve … ile komuta ettikleri askerlerin (sanıklar …, …, …, …, …, …) Kaymakamlık binası yakınındaki öğrenci yurdu önünde konuşlandıkları, sanık …’in askerlere “kesinlikle sivil araç geçirmemeleri, yalnızca askeri araçları geçirmeleri” yönünde emir verdiği, sanıkların verilen emir doğrultusunda caddeyi sivil araç ve yaya trafiğine kapatarak yoldan geçmek isteyenleri geri çevirdikleri, bu sırada sanık …’ın sanık …’a “komutanım neler oluyor?” diye sorduğu, sanık …’ın da cevaben: “Oğlum ortalık karışık, şu an darbe yapıyoruz, ordu yönetime el koydu, aslında olmasa iyiydi ama yapacak bir şey yok, ortalık biraz karışır sonra her şey normale döner” dediği,
Sanık … ile komuta komutasındaki askerlerin (sanık … ve bir kısım dava dışı şahıs) Kaymakamlık binası yakınında bir noktada konuşlandıkları, sanıkların bulundukları caddeyi sivil araç ve yaya trafiğine kapattıkları,
Sanık …’in sanık … ve dava dışı …’i Kaymakamlık binasının yakınında bulunan polis lojmanlarının önüne gönderdiği, “sivil araç ve yayaların geçirilmemesi” yönünde emir verdiği,
01.00 sıralarında sanık …’in sanık …’e “bir kısım askerin kışlaya giderek dinlenmesi, sabah gelerek nöbeti devralması” emrini verdiği, bunun üzerine sanık …’in bir kısım askeri (sanıklar …, …) kışlaya götürdüğü, aynı saatlerde sanık …’in uzman çavuşlar … … ve …’yı da “gidin dinlenin, sabah geleceksiniz” diyerek gönderdiği, bunun üzerine sanıklar … ve …’nın komuta ettikleri askerleri sanık …’e devrederek olay yerinden ayrıldıkları, 01.30 sıralarında kalabalık bir grubun ilçe meydanında toplanmaya başladığı, “asker kışlaya” şeklinde slogan atarak askerlere tepki gösterdikleri, bu sırada sanık …’ın sanık …’a: “komutanım neler oluyor? İnternetten haberlere baktım, İstanbul ve Ankara karışık, askerle polis çatışıyor, halk sokağa dökülmüş, asker halkın üzerine kurşun yağdırıyor, burada da halk sokağa çıktı, bize tepki gösteriyor, biz de mi bu işin içindeyiz?” diye sorduğu, sanık …’un cevaben: “hayır, biz bu işin içinde değiliz, biz sadece burayı koruyoruz, saldırıyı önlemeye çalışıyoruz, sen görev yerine git” dediği, bir kısım vatandaşların askerlere hitaben: “bizi mi vuracaksınız, bize mi sıkacaksınız?”, “darbe oluyor, haberiniz yok mu?” şeklinde sözler söylediği, bu sırada silah seslerinin duyulduğu, bir süre sonra kalabalık grubun kaymakamlık binası önüne geldiği, bunun üzerine sanık …’un bir kısım askeri Kaymakamlık binası önünde topladığı, bu sırada vatandaşların tugay istikametine doğru yürümeye başladığı, sanık …’un emri üzerine bir kısım askerin tugaya giden yol üzerinde saf duruşuna geçerek vatandaşların geçişini engelledikleri, bir süre sonra tugay komutanı … …’in Kaymakamlık binası önüne geldiği, vatandaşlara hitaben bir konuşma yaptığı, vatandaşlardan evlerine dönmelerini istediği, bunun üzerine vatandaşların tepkisini artırdığı, 02.30 – 03.00 sıralarında vatandaşların tepkisinin artması üzerine tabur komutanı …’in Kaymakamlık çevresinde bulunan askerlere geri çekilmeleri talimatını verdiği, bunun üzerine askerlerin tugay girişine yaklaşık 100 metre mesafedeki bariyerlerin arkasına geçerek beklemeye başladıkları, …’in askerlere hitaben “halka sırtınızı dönün, onları tahrik etmeyin, ben çarşı merkezinde havaya ateş ettim, hata yaptım, siz aynı şeyi yapmayın, ancak halk tugaya girmeye çalışırsa üzerlerine ateş edin” dediği, 04.00 sıralarında verilen emir üzerine askerlerin kışla içerisine çekildiği,
Sözleşmeli Er …’tan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda, sanığın 1./0./2016 tarih saat 00:14’te arkadaşına “kanka hükümet konağını ele geçirdik darbe çıktı” şeklinde sms gönderdiği, bu hususun sanıkların darbeden haberdar olmadıkları yönündeki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, zira sözleşmeli er konumundaki sanığın darbeden haberdar olduğu bir zaman, daha rütbeli askerlerin haberdar olmamasının hayatın olağan akışı, mesleki bilgi ve beceri ile sanıkların bulundukları konumun gerekleri ile uyuşmadığı,
Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce … isimli şahıstan ele geçirilen dijital materyallere ilişkin 15.03.2019 tarihli raporunda sanık … tarafından olay gecesine ilişkin gönderilen mesajlar incelendiğinde; sanığın “şuan sarıkamış hükümet konağına gidiyoruz” şeklinde mesaj attığı, 0553******* numaralı hat sahibinin “maksat” şekindeki sorusuna sanığın “darbe”, “işte” şeklinde cevap verdiği, 0542******* numaralı hat sahibinin “korumaya gidiyorsunuzdur” şeklinde mesajı üzerine sanığın “yok abi”, “alcaz” şeklinde cevap verdiği, …, …, … ve … beyanlarına göre sanık …’un askeri mahrem yapılanması içerisinde sohbet adı altındaki toplantılara katıldığı, örgüte müzahir evde kaldığı ve kod adı kullandığı, ayrıca sanıklar … ve …’in örgütsel haberleşmede kullanılan ankesörlü ve sabit telefonlardan ardışık şekilde arandıklarının ikame olunup usulünce tartışılan delillere uygun biçimde kabul edildiği anlaşılmaktadır.
C-) Hukuki açıklamalar ve somut olay çerçevesinde hükümlerin incelenmesi:
Sanıklara müsnet suçların unsurları ve özel görünüm şekilleri, savunmalarında ileri sürülen hukuki kurumlar ile ilgili olarak yapılan açıklamalar, 15 Temmuz 2016 günü ülke genelinde yaşanan olaylar, bölge adliye ve ilk derece mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olay çerçevesinde sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesine gelince;
Derece mahkemelerince sübutu kabul edilen olayın, Devletin Anayasal düzenini cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek amacıyla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca, işgal ettikleri kamu görevinin verdiği yetkiye istinaden tasarruf etme imkânını haiz bulundukları devlete ait silah ve mühimmatı kullanarak gerçekleştirilen bir silahlı darbe teşebbüsü olduğunda ve bu kalkışmaya iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309, 311 ve 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağında kuşku yoktur. Ancak aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasayı ihlal suçunun (TCK’nın 309. md.) tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanununun 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan ve keza aralarında geçitli /müterakki suç ilişkisi nedeniyle aynı Kanunun 314. maddesinde yer alan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmaları imkânı bulunmadığı da gözetildiğinde,
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan mahkumiyet kararı verilen sanıklar … ve …’un eylemleri ile Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım suçundan mahkumiyet kararı verilen sanıklar …, …, …, … ve …’ın eylemlerinin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uygun yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirmek suretleriyle uygulandığı, verilen mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanık …, sanık … ve eşi, sanıklar müdafiileri ile katılanlar TBMM Başkanlığı ve T.C. Cumhurbaşkanlığı vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle mahkumiyete ilişkin hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.