YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4317
KARAR NO : 2023/1181
KARAR TARİHİ : 01.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/341 E., 2014/267 K.
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, iftira
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafileri, katılan … T.A.Ş. vekili
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.2014 tarihli ve 2010/341 Esas, 2014/267 Karar sayılı Kararı ile sanık hakkında
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
3. Katılan …’a karşı bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 26.660 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
4. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
5. Katılan …’a karşı bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 10.160 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
6. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
7. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
8. Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve iftira suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat,
Kararları verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafilerinin temyiz istekleri; sanığın mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığına, lehe hükümlerin uygulanmamasına ilişkin gerekçenin dosya kapsamı ile uyumlu olmadığına, sanık hakkında mükerrer yargılama yapıldığına, hakkında beraat kararı verilen sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine,
2. Katılan … T.A.Ş. vekilinin temyiz isteği; sanığın eyleminin müvekkil bankaya karşı kredi açılmasını sağlamak amacıyla nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu hâlde beraat kararı verildiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan bankalar nezdinde 2006 yılında adına çek hesapları açılan …’na ait çeklerin karşılıksız çıkması üzerine yapılan şikâyet ve suç duyuruları üzerine başlatılan soruşturmalar sonucunda, 31.08.1990 tarihinde öldüğü tespit edilen …’nun kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş üzerinde sanığın fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanı talep belgesiyle 09.05.2006 tarihinde nüfus müdürlüğünden temin edilen sahte nüfus cüzdanı kullanılarak ilgili noterliklerin … adına düzenlemiş olduğu 09.06.2006 tarihli imza beyannamesi ve genel vekaletname, 16.06.2006 ve 23.06.2006 tarihli imza beyannameleri ve ilgili muhtarlığın … adına düzenlemiş olduğu 12.06.2006 tarihli nüfus cüzdanı örneği ve 16.06.2006 tarihli ikametgah senedi ile vergi mükellefiyeti tesis edilip ticaret sicil memurluğuna kayıt yapıldığı, … adına düzenlenen çek hesabı açılmasına ilişkin sözleşmeler ile katılan bankalardan alınan çek karnelerindeki çeklerin düzenlenip kullanıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık aşamalardaki savunmalarında özetle; … adına sahte nüfus cüzdanı çıkartıp çek hesabı açtırmadığını, suça konu çekleri kendisinin düzenlemediğini, suça konu belgelerdeki yazı ve imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
3. Katılan … özetle, satmış olduğu araca karşılık …’in kendisine keşidecisi … olarak görünen 30.08.2006 tarihli ve 16.000 TL bedelli suça konu çeki verdiğini beyan etmiştir.
4. … kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla, sanığı şahsen tanımadığını, sanığa yüklenen suçla ilgili somut bilgisinin bulunmadığını, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı huzurunda şüpheli sıfatıyla alınan 02.09.2008 tarihli ifadesinde, suça konu çeki …’dan aldığını ve müşteri çeki olarak kullandığını, 17.05.2010 tarihli ifadesinde ise, suça konu çekle ilgisinin bulunmadığını, …’dan aldığı araca karşılık senet verdiğini ve borcunu da ödediğini beyan etmiştir.
5. … aşamalarda özetle, sanığı tanımadığını, suça konu çekle ilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir.
6. Katılan … özetle, sanıkla muhatap olmadığını, suça konu çeki …’den aldığını beyan etmiştir.
7. Dosya arasında bulunan, Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı bilirkişinin 03.12.2012 tarihli raporu, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 23.07.2013 ve 30.12.2013 tarihli raporları ve Antalya Emniyet Müdürlüğünün 26.02.2013 tarihli uzmanlık raporları Heyetimizce incelenmiştir.
8. Mahkeme heyetince … adına düzenlenen 09.05.2006 tarihli sahte nüfus cüzdanı talep belgesindeki fotoğrafın sanığa ait olduğu gözlenmiş, sanık da belgedeki fotoğrafın kendisine ait olduğunu kabul etmiştir.
9. Mahkemece kurulan hükümlerde;
a) Mahûmiyet hükümlerinin gerekçesi olarak;
“Sanığın suç tarihi öncesinde bir şekilde 31/08/1990 tarihinde vefat etmiş olan …ve … oğlu 1972 doğumlu İzmir Konak ilçesi Atatürk mahallesi nüfusunda kayıtlı bulunan … isimli şahsın nüfus kaydına ölüm kaydının işlenmediğini öğrenerek Kuşadası ilçesi Camiiatik mahallesi muhtarlığına nüfus cüzdanını kaybettiği gerekçesiyle 09/05/2006 tarihinde başvurup üzerinde kendi resmi bulunan Adli emanette kayıtlı nüfus cüzdanı talep belgesini düzenlettiği, aynı tarihte bu belge ile Kuşadası Nüfus Müdürlüğü’ne müracaat ederek aslı elde edilemeyen üzerinde kendi resmi bulunan … kimlik bilgilerini içeren V 09- 290542 Seri ve 2142 kayıt numaralı nüfus cüzdanını aldığı, bu nüfus cüzdanı ile ilimiz Kemer İlçesine gelerek Merkez mahallesi Akdeniz Caddesi no:7/5 adresinde giyim ve tekstil ürünleri ticareti yapılan iş yeri açtığı bu kapsamda Antalya Kemer 2. Noterliğine müracaat ederek 16/06/2006 tarih ve 5067 yevmiye numaralı, 09/06/2006 tarih ve 4859 yevmiye numaralı ve 23/06/2006 tarih ve 5340 yevmiye numaralı imza beyannamelerini düzenlettiği bu belgeler ile Kemer Mal Müdürlüğün’de yine … kimliği ile vergi mükellefi olduğu, ayrıca katılan … AŞ. ve … AŞ. Kemer Şubelerine müracaat ederek çek hesabı açtırıp içinde suça konu çeklerinde bulunduğu çek karnelerini alarak … adına sahte imzalarla keşide ederek bu çekleri kullandığı,
Her ne kadar sanık savunmasında suça konu olduğu iddia edilen nüfus cüzdanı talep belgesi, nüfus cüzdanı ve diğer belgeleri kendisinin düzenletmediğini suça konu çekleri de keşide etmediğini iddia ederek atılı suçlamaları reddetmiş ise de, sanığında duruşmada kabul ettiği üzere suça konu nüfus cüzdanı talep belgesi üzerindeki resmin sanığa ait olduğunun sabit olması bu itibarla bu belgenin ve bu belgeye dayanılarak alınan nüfus cüzdanının bir başka kişi tarafından alınmasının ve kullanılmasının fiilen mümkün olmaması karşısında eylemlerin sanık tarafından işlendiği” kabul edilmiştir.
b) Beraat hükümlerinin gerekçesi olarak;
i) Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan hükme ilişkin “atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı”
ii) İftira suçundan kurulan hükme ilişkin “sanığın kimliğini kullandığı şahsın suç tarihleri itibari ile ölmüş olması sebebi ile sanığın eylemi suç teşkil etmediği”
Kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Kemer Cumhuriyet Başsavcılığının 10.03.2008 tarihli ve 2008/385 sayılı iddianamesi ile …, …, …, MC İnş. Tur. Ltd. Şti. ve …’e karşı kullanılan sahte çekler nedeniyle resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davasına ilişkin değerlendirme yapılmadığı ve karar verilmediği anlaşılmakla; adları geçen kişilere karşı sahte çekler kullanılarak işlendiği iddia olunan resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarına ilişkin Mahkemece ayrıca hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
A. Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık ve İftira Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
1. Katılan … T.A.Ş. vekilinin temyizi yönünden; yapılan duruşmaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
2. Sanık müdafilerinin temyiz istekleri yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.03.2021 tarihli ve 2021/11 Esas, 2021/128 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, yargılandığı aynı davada sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet kararları verilmesi nedeniyle, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmeyeceği anlaşılmakla, sanık müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafilerinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da nazara alındığında; somut olayda, sanığın sübut bulan eylemlerinin zincirleme biçimde işlenmiş tek bir kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik suçundan beş ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması,
2. Kabule göre de;
a) Suça konu sahte nüfus cüzdanının kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olmadığı gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
b) 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
C. Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
1. Katılan …’ın suça konu çeki …’ten aldığını beyan etmesi, …’in aşamalarda değişen beyanlarda bulunması, katılan …’ın suça konu çeki …’den aldığını beyan etmesi, dosya kapsamından sanığın adı geçen katılanlara yönelik doğrudan bir hareketinin bulunmadığının anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeksizin tespiti bakımından; … ve …’in tanık olarak çağrılmaları, duruşmada çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra suça konu çekler kendilerine gösterilerek sanığı tanıyıp tanımadıkları, çekleri hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları ve çeklerdeki ciranta imzalarının kendilerine ait olup olmadığının sorulması, gerekirse bu kişilerin bildirdiği ve/veya çeklerde ciranta sıfatıyla imzası bulunan kişilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile duruşmadan çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra beyanlarının alınması, varsa aradaki hukuki ilişkiyi kanıtlayan belgelerin istenilmesi, çekle ilgilerinin bulunmadığını ve çekteki yazı ve imzaların kendilerine ait olmadığını beyan etmeleri hâlinde, suça konu çeklerin ön ve arka yüzlerinde yazı ve imzaların söz konusu kişilere aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip sanığın suça konu çekleri kime karşı hangi amaçla kullandığı tartışılarak hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre de;
a) Hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde uygulanacak olan 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun’un 81 inci maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca “adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğine” ilişkin ihtaratın bu değişiklik çerçevesinde düzenlenmesinde zorunluluk bulunması,
b) 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık ve İftira Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.2014 tarihli ve 2010/341 Esas, 2014/267 Karar sayılı kararında sanık müdafileri ve katılan … T.A.Ş. vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafileri ve katılan … T.A.Ş. vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.2014 tarihli ve 2010/341 Esas, 2014/267 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.03.2023 tarihinde karar verildi.