Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/15076 E. 2023/1368 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15076
KARAR NO : 2023/1368
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/224 E., 2018/374 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, sanık …’un hükmün açıklandığı tarihte cezaevinde hükümlü olarak bulunması nedeniyle, mahkemece tefhim edilirken hüküm fıkrasına “5271 sayılı Kanun’un 263 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezaevinde bulunan sanık …’un hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin” de yazılması ve bu hususun da tefhim edilmesi gerektiği halde, bu husus hüküm fıkrasına yazılmadığı gibi sanığa da tebligat çıkartılmaması nedeniyle sanıklar müdafiinin 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.10.2012 tarihli ve 2011/687 Esas ve 2012/795 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 51 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
2. Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.10.2012 tarihli ve 2011/687 Esas ve 2012/795 Karar sayılı kararının, sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 13.02.2017 tarihli ve 2014/20553 Esas, 2017/5983 Karar sayılı ilâmıyla; “27.06.2011 tarihli iddianamede, sanıkların katılanı telefon ile arayarak kendisinin emniyet mensubu olarak tanıttığı, katılana ait hesap numaraların PKK terör örgütü tarafından kullanıldığı, bunu önlemek için hesaplarındaki paraları boşaltıp, kendilerinin bildireceği hesaba aktarmasını istedikleri böylece menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilmesi karşısında; eyleminin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14.maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu;” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine Şanlıurfa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2017 tarihli ve 2017/193 Esas, 2017/123 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosya Şanlıurfa (Nöbetçi) Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
4. Şanlıurfa 4.Ağır Ceza Mahkemesinin yetkisizlik kararı üzerine İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.10.2018 tarihli ve 2018/224 Esas, 2018/374 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 51 inci maddesi ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanıklar müdafiinin temyizi; hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların atılı suçu işlemediklerine ilişkindir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.01.2019 tarihli ve 15-2019/5368 numaralı sanık … yönünde ret, sanık … yönünden onama görüşünü içeren tebliğnamesiyle dosya Dairemize tevdii edilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde katılan …’ı telefonla arayan şahsın kendisini polis olarak tanıttığını, banka hesaplarının pkk terör örgütü tarafından kullanıldığını, bunu önlemek için kendilerinin bildireceği hesaba para aktarmasını istediği, katılanın da inanarak sanıkların hesabına 5.000,00 TL parayı gönderdiği, bu şekilde sanıkların atılı suçu işlediklerinden bahisle haklarında kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık …’un savunmasında; …’un ağabeyi olduğunu, Yasin Tan isimli şahsı tanımadığını olayla ilgisinin olmadığını savunmuş olduğu belirlenmiştir.
3. Sanık …’un savunmasında; olayla ilgisinin olmadığını, Yasin Tan isimli şahsı da tanımadığını savunmuş olduğu belirlenmiştir.
4. Temyiz dışı sanık Yasin Tan’ın kollukta alınan savunmasında; mahalleden arkadaşı olan …’un abisi olan …’a para geleceğini söyleyerek kendisinden hesap numarası istediğini, bunun üzerine İbrahim Alpak isimli şahıstan almış olduğu hesap numarasını verdiğini, paranın geldiğini söylemeleri üzerine parayı çekerek …’a teslim ettiğini, parayı almaya Halil’in de geldiğini belirtmiş olduğu anlaşılmıştır.
5. Katılanın, telefon ile arayan kişinin kendisini polis olarak tanıttığını ve hesaplarının terör örgütü tarafından kullanıldığını söyleyerek bildirdikleri hesap numarasına para yatırmasını istediklerini ve 5.000,00 TL parayı o hesaba yatırdığını beyan etmiş olduğu belirlenmiştir.
6. Mahkemesince, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilmiştir.
7. Sanıkların üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.
8. Mahkemesince sanıklar hakkında dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Sanık …’un hükmün açıklandığı tarihte cezaevinde hükümlü olarak bulunması nedeniyle, mahkemece tefhim edilirken fıkrasına “5271 sayılı Kanun’un 263 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezaevinde bulunan sanık …’un hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin” de yazılması ve bu hususun da tefhim edilmesi gerektiği halde, bu husus hüküm fıkrasına yazılmadığı gibi sanığa da tebligat çıkartılmaması nedeniyle sanık müdafiinin 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki bu yönüyle temyiz isteminin süre yönünden reddine dair düşünceye iştirak edilmemiştir.
2. İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.10.2018 tarihli ve 2018/224 Esas, 2018/374 Karar sayılı kararında, katılanın beyanı, sanıkların ve temyiz dışı sanık Yasin Tan’ın savunmaları, uzlaşmanın sağlanamadığına dair rapor ile dosya kapsamından bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiş, ancak; kısa süreli hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince birinci fıkrasındaki hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi nedeniyle hükümler hukuka aykırı bulunmuş, bu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümün de açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.10.2018 tarihli ve 2018/224 Esas, 2018/374 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5271 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın çıkartılması suretiyle, hükümlerin, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.03.2023 tarihinde karar verildi.