Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1469 E. 2023/1230 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1469
KARAR NO : 2023/1230
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasında görülen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacılar … ve … vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatifin 70 üyesi bulunduğunu, kooperatife ait taşınmazın imar uygulaması sonucunda üç ayrı parsele ayrıldığını, davalı kooperatif tarafından diğer parsellerdeki üyelerin dairelerine 56 m² arsa payı tahsis edildiği halde kendilerinin de içinde bulunduğu parseldeki üyelere 43 m² arsa payı kaldığını ve haklarının gasp edildiğini ileri sürerek uğradıkları haksızlığın giderilmesini, maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılardan … ve … …’in daha önceki üye … …’den kooperatif hissesini bu durumları bilerek ve kabul ederek aldıklarını, sonradan kötü niyetli olarak dava açtıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.03.2013 tarihli 2013/487 E., 2013/89 K. sayılı kararı ile; davacı …’in davalı kooperatifte herhangi bir üyeliğinin bulunmadığı gerekçesiyle bu davacı yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davacıların üyeliklerini başka kişilerden devralarak üye oldukları, yola terk nedeniyle dairelerin daha … teslim edildiği, objektif imkânsızlık nedeniyle dairelerde küçülme olduğu, bu küçülmelerden sonra davacıların kooperatif üyesinden üyelik devri aldıkları, ayıba karşı tekeffül sorumluluğundan … haklarını davalı kooperatife değil satım sözleşmesini kurdukları satıcı üçüncü kişiye karşı ileri sürebilecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacılar … ve … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 31.01.2014 tarihli 2013/9419 E., 2014/640 K. sayılı ilamı ile; dava dilekçesinde harca esas değerin gösterilmediği anlaşıldığından davacılardan ayrı ayrı talepleri ve dava değeri konusunda açıklama alınarak bu miktarlarla ilgili harcın tamamlatılması için kanunda gösterilen sürenin verilmesi, davacılar tarafından eksik nispi harcın tamamlanması halinde davacıların devre dayalı olarak kooperatif üyesi sıfatıyla talepte bulundukları ve davalı kooperatifçe üyeliklerinin kabul edildiği sonucuna varıldığına göre, devir alanların üyeliğe kabul edilmesi halinde devir edenlerin haklarını da yazılı olarak devir ve temlik aldıkları, ayrıca bir temlik sözleşmesi daha yapılmasına gerek olmadığı, devir alanların husumeti davalı kooperatife yöneltebilecekleri gözetilerek özellikle yargılama aşamasında yapılan davalı kooperatifin 20.05.2012 tarihli genel kurulunda gündemin 8, 11 ve 12 nci maddelerinde alınan kararlar üzerine davalı kooperatifçe ne şekilde uygulama yapıldığı araştırılarak kararların uyuşmazlığa etkisi de tartışılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar tarafından talep ve dava değeri açıklanarak eksik harcın tamamlandığı, 20.05.2012 tarihli genel kurulda alınan kararların temyiz eden davacıların arsa paylarının diğer paylara göre az miktarda olduğu konusuna bir etkisinin bulunmadığı, kooperatifin bina yapımına başladığı sırada imar uygulaması nedeniyle arsanın bir kısmını belediyeye bedelsiz terk ettiği, ana parselin üç parçaya ifraz edildiği, bu sebeple kooperatife katılan ve aynı bedeli ödeyen üyelerin farklı arsa paylarına sahip oldukları, kooperatifin arsa payı farklılığından doğacak değer azalmasını gidermesi gerekeceği, davacılara ait dairelerin kullanım büyüklüklerinin aynı olduğu, bağımsız bölüme ilişkin bir zararın bulunmadığı, ancak bağımsız bölümlere karşılık gelen arsa paylarının 11,20 m² eksik olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … ve … vekili ile davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar … ve … vekili temyiz dilekçesinde özetle; maddi tazminat talebi kısmen reddedildiği halde davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin müvekkil davacı lehine hükmedilenden fazla olduğunu, ıslah dilekçesi ile dava tarihinden itibaren faiz talep ettikleri halde faize ilişkin hüküm kurulmadığını beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; belediyenin yol geçirmesi sebebiyle müvekkillerin sorumlu tutulamayacağını, önceki maliklerin bu durumu kabul ettiklerini, sonradan kooperatifin sorumlu tutulamayacağını, davacıların taşınmazlarının konum ve az daire olması açısından daha değerli olduğuna ilişkin itirazların dikkate alınmadığını, bozma ilamının sadece 20.05.2012 tarihli genel kurulun ilgili maddelerinin tetkik edilmesi yönünde olduğunu, ilgili maddelerin davacıların eksik aldıklarını iddia ettikleri arsa paylarına ilişkin olmadığını beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arsa paylarının … verilmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 13 ncü maddesinin üçüncü fıkrası, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 427 ncı ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3 ncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428 nci maddesi ile 439 ncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dosya kapsamından davacının talebinin 63.000 TL olduğu, 25.200 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, reddedilen kısmın 37.800 TL olduğu, mahkemece kabul ve reddedilen bu miktarlar üzerinden taraf vekilleri lehine vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır. AAÜT’nin 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında “Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez” şeklinde düzenlenmiştir. Mahkemece anılan hükmüne aykırı olacak şekilde davacı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretini geçecek şekilde davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.

Öte yandan, davacı taraf dava dilekçesinde faiz talep etmemiş, ıslah dilekçesi ile alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. Faiz asıl alacağa bağlı fer’i nitelikte bir hak olmakla birlikte asıl alacaktan ayrı olarak dava ve takip edilebilir. Asıl alacak için açılan davada faize ilişkin hakkın saklı tutulmamış olması, daha sonra faiz için ayrı bir dava açılmasına veya ıslah ile faiz talep edilmesine engel teşkil etmez. Bu durumda somut olayda, davacılar tarafından dava dilekçesinde faiz talep edilmese bile ıslah ile faiz talep edilebileceğinden mahkemece davacıların faiz isteminin kabulüne yönünde karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı tarafın tüm temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1 nci bendinin ikinci satırında yer alan “8400,00 TL’nin” ve dördüncü satırında yer alan “16800,00 TL’nin” ibarelerinden sonra gelmek üzere “dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte” ibarelerinin eklenmesine, 5 inci bendinin ikinci satırında yer alan “5.670,00TL” ibaresinin çıkarılarak yerine “3.780,00 TL” ibaresinin eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacılara iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.