Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/39606 E. 2023/687 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/39606
KARAR NO : 2023/687
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

TUTUKLU
DURUŞMA TALEPLİ

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/989 E., 2022/985 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiİnin duruşmalı inceleme talebinin, sanık hakkında tayin olunan cezanın süresi itibariyle yasal şartları oluşmadığından CMK’nın 299. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.05.2022 tarihli ve 2021/369 Esas, 2022/204 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, TCK’nın 62 inci maddesinin birinci fıkrası, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas 2015/85 sayılı kısmi iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası, 58 inci maddenin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 Yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/989 Esas, 2022/985 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine ve sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.10.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle,

1. Sanığa ait olduğu kesin delil ile ispatlanan herhangi bir ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının bulunmadığına, dosyada bulunan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının hukuka aykırı olduğuna, kabul etmediklerine, tespite konu GSM numarasının sanık adına kayıtlı olmadığı ve sanık tarafından kullanılmadığına,

2. Bank … hesabı bulunmasının tek başına örgüt üyeliğine delil teşkil etmeyeceği, örgüte destek mahiyetinde süreklilik arz eden para akışı bulunmadığı, bankanın TMSF’ye devrinden sonra da işlemler yapıldığı,

3. Sanık hakkında aleyhe beyanda bulunan tanıkların, aynı suçtan yargılanan ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan kişiler olması nedeniyle beyanlarının başka delil ile doğrulanmadan hükme esas alınamayacağına, tanık beyanlarının hatalı olduğuna ve gerçeği yansıtmadığına,

4. Sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olup olmadığının tespitinin yapılmadığı,

5. Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin işletilmesi gerektiği,

6. ByLock tespiti yapılan hattın mahkemede dinlenen tanık adına kayıtlı olduğunu ve tanığın emniyette yönlendirme ile ifade verdiğini mahkemede açıkladığını,

7. Sanığın gazete, dergi abonesi olmadığı, parti, sendika, STK üyeliğinin bulunmadığı, iltisaklı SGK kaydı bulunmadığı, himmet, bağış vermediği ve toplamadığı, örgütün düzenlediği gezi, sohbet ve toplantıya katılmadığı,

8. Sanık yönünden suçun unsurlarının gerçekleşmediği,

9. Alt sınırdan hukuka aykırı şekilde uzaklaşılarak karar verildiği,

10. Terörle Mücadele Kanunu’na atıf yapılmak suretiyle yarı oranında cezada artırım yoluna gidilmesinin hukuka aykırı olduğuna,

11. Sanığın ve kızının sağlık problemleri, tutukluluğa ilişkin koşulların bulunmaması nedenleriyle sanığın tahliyesine, kararın bozulmasına ve sair sebeplere

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Somut olay itibariyle, sanık …’ın, R. Y. adına kayıtlı (….) (…) 37 84 numaralı GSM hattı üzerinden örgütün kripto haberleşme amacıyla kullandığı ByLock programını kullandığı tespit edilmiştir. Sanık tarafından söz konusu GSM numarasını kullanmadığı yargılamanın aşamalarında ısrarlı bir şekilde savunulmuş ise de söz konusu GSM numarasının baz bilgileri ile sanığın ikametgah adresi uyum gösterdiği, söz konusu GSM numarasına ait BTK aracılığı ile dosyamız arasına alınan HTS kayıtlarının yapılan incelemesinde, numara üzerinden en çok görüşme yapılan kişilerin sanık hakkında beyanda bulunan tanıklar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca söz konusu GSM numarasının sanık tarafından İGDAŞ kurumuna irtibat numarası olarak verildiği anlaşılmıştır. GSM numarası üzerinden en çok görüşülen kişiler, mahkeme huzurunda tanık sıfatı ile dinlenen R. Y.’ye sorulduğunda bu kişileri tanımadığı beyan edilmiştir. Açıklandığı üzere söz konusu GSM numarasının sanık tarafından kullanıldığına mahkemece kesin kanaat getirilmiş olup yine her ne kadar söz konusu GSM numarası ile ByLock ID eşleştirmesi yapılamamış ise de dosyamız arasında beyanları bulunan ve mahkeme huzurunda dinlenen tanık beyanları ile sanığın ByLock programını kullandığına mahkemece kesin kanaat getirilmiştir.

Sanık …’ın, dosyamız arasında beyanları bulunan ve mahkeme huzurunda tanık sıfatıyla dinlenen B. P.’nin beyanlarından anlaşıldığı üzere örgütün kripto haberleşme amacıyla kullandığı ByLock programını”…” user-ıd numarasıyla, “…” kullanıcı adı ve “”…-” şifresi ile kullandığı tespit edilmiştir. Sanığın ByLock programını “…” ID üzerinden kullandığının tespit edilmesine takiben; ByLock sorgu sonucuna konu GSM hattının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Başkanlığından internet erişimine ilişkin GPRS bilgileri, baz istasyonu bilgileri, kullandığı telefonun IMEI numarasını gösterir şekilde düzenlenmiş HTS kayıtları ve

ByLock programı için kiralanan IP adreslerine sahip sunuculara hangi … ve saatlerde erişim sağlandığına dair karşı IP bilgilerini gösterir şekilde düzenlenmiş iletişim tespiti ve ilgili kayıtlar celbedilmiş, incelenen dökümler ile sanığın hayat akışı ile örtüştüğü anlaşılmış olup, tarihli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 24.02.2022 tarihli üst yazısı ile sanığa ait olduğu tespit edilen ByLock programının görüşme içerikleri dosya içerisine alınmış, içeriklerin yapılan incelemesinde, yazışmalarda geçen konuşmaların örgütsel konuşmalar olduğunun mahkemece kabul edilmiştir. Yine sanığa ait olduğu tespit edilen “…” USER-ID ByLock kullanıcı isminin “…” olduğu, bylock programının kullanıcı adının tanık beyanları ile sabit olduğu üzere sanığın kullanmış olduğu “Feyza” kod adı ile uyumlu olduğu,
“…” USER-ID ByLock kullanıcısının sanık olduğuna dair her hangi bir tereddütün kalmadığı, açıklanan nedenlerle sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna dair mahkemece kesin kanaatin oluştuğu anlaşılmıştır.

FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri …’in vermiş olduğu “Bank Asyaya para yatırın” talimatlarına istinaden; sanık …’ın Müflis … Katılım Bankası A.Ş. İflas İdaresinden gönderilen “…” müşteri numarasıyla kullanımında bulunan hesaba ilişkin ayrıntılı işlemleri gösterir dökümler ile MASAK Raporu ile birlikte incelendiğinde; sanığın 2014 yılının Ocak ayında hesap açmak sureti ile yeni açılan hesaba para yatırdığı, sanığın Bank … nezdindeki hesaplarında Aralık 2013 tarihinde 0-TL bakiye bulunmakta iken Ocak 2014 tarihinde 1.050,00-TL bakiyenin bulunduğu, yine Haziran 2014 tarihinde 582,00-TL bakiye bulunmakta iken Temmuz 2014 tarihinde 20.455,00-TL bakiyenin bulunduğu, söz konusu örgüt liderinin talimat dönemlerine denk gelen mevduat artışları dışında sanığın Bankasya hesabında yüksek meblağlarda artışa sebebiyet oluşturacak başka herhangi bir işleminin bulunmadığı, söz konusu bankacılık işlemleri dosya arasındaki kayıtlar ile birlikte incelendiğinde bir evvelinin veya benzerinin bulunmadığı, sanığın rutin işlem savunması ile mevcut kayıtların örtüşmediği, iddianameye konu “…” müşteri numarasıyla sanığın kullanımında bulunan hesapta örgütsel tavır ve refleks içerisinde hareket edildiği anlaşılmıştır.

Dosya arasında sanık hakkında ifadeleri ve teşhisleri bulanan, mahkeme huzurunda beyanları alınan tanıklardan; H. N. A.’nın ” …Üniversitedeyken tanıştım ben kendisiyle. Büyük bölge talebe mesulü olarak bulunduğum bölgeye gelmişti. Üniversite 3 üncü sınıftan itibaren tanıyordum. İlk BBTM olarak görev yaptı. Ben onun bulunduğu bölgede ev ablasıydım. Daha sonra bölge yani şey lise mesulü olarak görev yaptı. Lise sorumluluğu BBTM ‘den daha üst konumdur. Tuğba eyaletin lisecisi olarak görev yapıyordu. Tuğba BBTM iken kendi altında bulunan BTM’lere işte BTM, BÜM hangisi varsa yani altında onlara sohbet yapıyordu. Daha sonra liseciyken de kendi altında bulunan bölge lise mesulü olan kişilere sohbet yapıyordu. Ben kendisini … olarak tanıyordum. Yani … yazıştığım kişilerden biriydi ama zaten dediğim gibi ByLock tutanağında yazıştığım isimlerin hepsi tek tek var. Biz Tuğba ile en az haftada bir … görüşüyorduk. Bazen daha fazlası da oluyordu. ByLock üzerinden de görüşüyorduk, yüz yüze de görüşüyorduk. …” şeklindeki beyanı, M. D. K.’nın “… Ben evlerde kaldığımda bölgeci olarak şey yapıyordu. Benim telefonumda yükleme yapan kişi de … Hanımdır. Bu şekilde yani evlerde kaldığımda tanıştım. Sohbetler verirdi, ev ablalarına sohbetler verirdi. E. Y. ve … isimli şahıslar bana BTM olacaksın dediler. Bu sorumluluğu yükledikleri için derslerimde aksamalar olduğu için bu görevi kabul etmedim. Zorlama evet yaptılar. …” şeklindeki beyanı, R. Y.’nin “… Ben kendisiyle ilgili öğrendiğim şey, Emniyetteyken üzerime açılmış olan uygulama. Bu şekilde. Yani bana bu emniyette söylendi. Ben kullanmamıştım. Benim 0 551 (…) (..) (..) numaralı bir numaram yok …” şeklindeki beyanı, B. Y. P. ‘nin “… 2015 senesinde

Beyza diye kod adlı bir kişi vardı, sonradan E. Y.’nin olduğunu yine ifade de gördüm. O beni … ile tanıştırmıştı 2015 senesinde. 2015 senesinde işte ByLock üzerinden konuştuk. Cumhuriyet Halk Partisi örgüt üyesiydim yani siyasi parti görüşüm olarak öyleydim. Daha sonrasında bunu hani bununla alakalı bilgi istediler bende. Yani bu tanıştığım kişi de zaten detaylı açıkçası anlattım ama kendisiyle ara ara yüzyüze görüşmüşlüğümüz oldu ama genellikle bylock üzerinden konuşmuştuk. Hani kitap okuma takibi vs. tarzında. Oradaki kişiler ile alakalı bilgi istemişti falan bu şekilde. … kod isimli şahıs bana bundan sonra seninle ben ilgilenmeyeceğim. … Kod isimli … isimli şahıs ilgilenecek dedi. … ve … kod isimli şahıslar bana Cumhuriyet Halk Partisi içinde ne olup bittiğini, ne konuşulduğunu, nasıl kararlar alındığını, kimlerin yönetime aday, kimlerin yönetimde olduğunu, hangi adayın rağbet gördüğünü bilgi aktarmamı istediler…” şeklindeki beyanı mahkemece hükme esas alınmış olup tanık beyanları ile dosya arasındaki delillerin birbiri ile örtüştüğü görülmüştür. Tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere sanığın örgüt içerisinde kademeli bir şekilde yükselme sureti ile üst seviyede görevler aldığı, kendi konumuna göre alt seviyede olan örgüt mensuplarına görev verdiği, ByLock programı yüklediği, Bank Asyaya para yatırma talimatında bulunduğu, sanık eylemlerinin bu haliyle örgütün organik yapısına dahil bir şekilde çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk arz ettiği, açıklanan nedenlerle mahkemece sanığın silahlı terör örgütü üyesi olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın hukuki durumu değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı suçun işleniş şekli ve özelliği, sanığın örgüt içerisindeki konumu, görevi, faaliyetleri göz önünde bulundurularak, sanığın bu yapı içerisinde bulunduğu süre ve bu süre içerisinde yapmış olduğu görev itibariyle örgütün gerçek yüzünü görebilecek durumda olmasına rağmen bu örgütle bağını koparmadığı, örgütün gizlilik kurallarına uyduğu ve bu kurallar çerçevesinde verilen görevlere devam ettiği, bu şekildeki sanığın eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içerdiğine mahkemece tam kanaat getirilmiş olup sanığın TCK’nın 314/2 maddesi uyarınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, örgüt içerisinde bulunduğu süre, konumu, faaliyetleri birlikte değerlendirildiğinde takdiren ve teşdiden hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun şekilde alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararı ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.

b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen, Yargıtay ( Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.

c) BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirlenmiştir.

d) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sanığın kullandığı tespit edilen, … ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı içeriğine göre ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt liderinin çağrısına uygun olarak Bank Asyada hesap açıp işlem yapan, kod adı kullandığına, sohbet yaptığına, ByLock yüklediğine, örgütsel görevler verdiğine, BBTM ve Eyalet Lisecisi görevlerinde bulunduğuna dair tanık anlatımları bulunan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair İlk Derece Mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

e) TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun olarak makul bir cezaya hükmedilmesi, gerekçelerin de cezaların şahsiliği ilkesine uygun bulunması, keyfilikten uzak olması, sanığın yargılama sırasında izlenen kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin oluşa ve tüm dosya kapsamına göre yerinde takdir edildiğini göstermesi gerekir.

Açıklanan ilkeler doğrultusunda; sanık hakkında toplanan deliller ve dosya kapsamına göre örgütteki konumu ve kaldığı süre ile faaliyetlerindeki nitelik, yoğunluk ve çeşitlilik itibariyle temel cezanın tayininde asgari hadden kısmen uzaklaşılması yönündeki mahkeme kabulünde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

f) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve

savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/989 Esas, 2022/985 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.02.2023 tarihinde karar verildi.