YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14048
KARAR NO : 2023/629
KARAR TARİHİ : 21.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1611 E., 2018/1565 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.07.2018 tarihli ve 2018/31 Esas, 2018/138 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 221 inci maddenin beşinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 19.11.2018 tarihli ve 2018/1611 Esas, 2018/1565 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 286 ıncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.09.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, atılı suçun manevi unsurlarının oluşmadığı, örgüt üyesi olan kişilerin örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi ve onun bir parçası olmayı istemesi gerektiği ancak dosya kapsamında bu yönde bir irade bulunduğuna dair bir delilin olmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilgili devlet makamlarının halkı bilgilendirmede geç kaldığı, ByLock programının iletişim amacıyla kullanıldığı, örgütün işlediği suçlar ile ilgili herhangi bir fiili katkının olmadığı, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında örgüt üyeleri ile ilgili bilgilerin verildiği ve örgütün dağıtılması ve suçluların cezalandırılmasına katkı sunulduğu, verilen mahkumiyet hükmünün bozulması, lehe hükümlerin uygulanması, beraat kararı verilmesi gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih 2015/3 esas 2017/3(İlk Derece Sıfatıyla) sayılı Kararında ve 14.07.2017 tarih 2017/1443 – 4758 sayılı ilamında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahil olunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı ByLock’u yoğun biçimde 0507 (…) (..) (..) numaralı GSM hattı ile … imei numaralı cep telefonu cihazında … İd numarası, … kullanıcı adı bursa! parolası ile kullandığının dosyaya giren ByLock mesajlarını ve log kayıtlarını gösterir Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile tespit edildiği, sanığın bu sistem üzerinden aramalar yaptığı, yine sanığın ByLock uygulamasının IP adresleri olan … IP adresine, 23.10.2014 – 08.05.2015 tarihleri aralığında 0507 (…) (..) (..) numaralı GSM hattı ile 1933 defa bağlandığının dosyaya gelen HIS-CGNAT kayıtları ile de sabit olduğu, HIS-CGNAT kayıtlarında tespit edilen baz bilgileri ile sanığın söz konusu baz tarihlerinde bulunduğu konumun birbiriyle örtüştüğü dosyaya gelen HTS kayıtları ile de tespit edilmiştir. Sanık savunmalarında özetle, 2012 yılında gittiği dershane dolayısıyla FETÖ/PDY ile tanıştığını, dershanede eğitim gördüğü esnada ders çalışmak maksadıyla örgüt evlerine gittiğini, daha sonra Bursa Adliyesinde 2013 yılında zabıt katibi olarak göreve başladığını, göreve başladıktan sonra Bursa’da bulunan … Bey Toki Konutları’nda bir evde yapılan örgütün düzenlemiş olduğu sohbet toplantılarına katıldığını, her ay düzenli olarak 100 TL himmet adı altında para ödediğini, ByLock iletişim uygulamasını kullandığını, 2015 yılında ise ByLock programını telefonundan silip sohbet toplantılarına gitmeyi bıraktığını beyan ederek örgütle irtibatını bildiği kişilerin isimlerini savunmalarında söylemiştir. Örgütlü suçlarda etkin pişmanlık müessesi TCK m. 221’de düzelenmiştir. 221/4’e göre: “Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi hâlinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi hâlinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.” Sanığın etkin pişmanlık hükümleri kapsamında değerlendirilmek üzere, beyanlarında adı geçen isimler hakkında soruşturma veya kovuşturma işleminin bulunup bulunmadığı, verdiği bilgilerin örgüt üyelerinin tespiti ve yakalanması hususunda faydalı olup olmadığının sorulduğu Bursa Cumhuriyet başsavcılığından gelen 07.02.2018 tarihli yazı cevabında sanığın beyanlarında geçen isimler hakkında yargılamaların yapıldığı, dosyaların halen derdest olduğu bildirilmiştir. Yukarıda anlatıldığı şekilde gerçekleşen kriptolu iletişim ağı ByLock uygulamasını kullanmak, örgüt toplantılarına katılmak, himmet adı altında örgüte para ödemek gibi çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gösteren eylemleri ile, sanığın, yerleşik yargı içtihatları ile de silahlı terör örgütü kabul edilen, giriş kısmında özetle anlatılan, FETÖ/PDY terör örgütüne katılarak, TCK’nın 314/2’de düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği, bu haliyle silahlı terör örgüte üye olan ancak örgüt faaliyeti kapsamında herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeyen, yakalandıktan sonra pişmanlığını dile getirip örgütte kaldığı süre ve konumu itibariyle, örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi veren sanığın, verdiği bilgilerin örgütteki konum ve faaliyetine uygun nitelikte ve faydalı olduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak; sanığın sübut bulan eyleminden cezalandırılmasına karar verilerek, takdiren asgari hadden tayin olunan temel ceza üzerinden, üye olduğu silahlı terör örgütün mahiyeti, amacı ve örgütün niteliği nazara alınarak, hükmolunan cezada 3713 sayılı TMK’nın 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılmış olup, örgüt faaliyeti kapsamında herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeyen, yakalandıktan sonra pişmanlığını dile getirip örgütte kaldığı süre ve konumu itibariyle, örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi veren sanığın cezasından TCK’nın 221/4-2. cümle uyarınca takdiren 2/3 oranında indirim yaılmış, hükmolunan cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkisi lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek TCK 62/1 maddesi gereğince hükmolunan cezada 1/6 oranında indirim yapılarak netice ceza belirlenmiştir. Hükmolunan hapis cezasının miktar ve mahiyeti gereği TCK 50/1 maddesi uyarınca seçenek yaptırıma çevrilmesine, CMK 231/5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve TCK 51/1 maddesi uyarınca ertelenmesi cihetine gidilmemiş olup, sanığın müsnet eylemleri silahlı terör örgütüne üye olmak kapsamında işlediği anlaşılmakla TCK’nın 58/9 maddesi gereğince hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimlerine göre çektirilmesine ve sanığın TCK’nın 58/7 maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, TCK m. 221/5 uyarınca 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve müstakar kararlarında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına, sanığın etkin pişmanlık hükümleri kapsamında yaptığı savunmasına ve … ID numaralı ByLock Tespit ve Değerlendirme tutanağı içeriğine göre ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt mensupları tarafından düzenlenen sohbet toplantılarına katılan ve örgüt mensuplarına himmet veren sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmememiştir.
d)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ve sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 esas 2015/1292 karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve TCK’nın 221/4-2. cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamı ve delillere göre, yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarında örgütte kaldığı süre ve konum itibarıyla, örgütün yapısı, örgütsel faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama gözetilerek, TCK’nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddeleri uyarınca verilen cezalarda üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören TCK’nın 221/4-2. cümle maddesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun, üst sınırdan indirim yapılması gerekirken fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve sanık müdafiinin temyiz talebi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 19.11.2018 tarihli ve 2018/1611 Esas, 2018/1565 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dosyanın Bursa 10. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.02.2023 tarihinde karar verildi.