Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/4838 E. 2023/641 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4838
KARAR NO : 2023/641
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

T U T U K L U

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/795 E. 2020/866 K.
SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kasten öldürmeye teşebbüs etme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, İlk Derece Mahkemesinde savunmaya yeterli süre ve kolaylık sağlanarak bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması ve istinaf ile temyiz denetiminde de yazılı savunmanın sınırsız şekilde kullanılabilme olanağının bulunması karşısında takdiren 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nın 299/1 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2020 tarihli ve 2017/60 Esas, 2020/28 sayılı Kararı ile sanık … hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi ve kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarından ve sanık … hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine; sanık … hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 302. maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; kasten öldürmeye teşebbüs etme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası ve 302 nci maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (g) bendi, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca iki kez 18 yıl hapis ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.09.2020 tarihli ve 2020/795 Esas, 2020/866 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet ve beraat hükümlerine yönelik O yer Cumhuriyet savcısının ve sanık … müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.12.2020 tarihli, ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Özetle; sanık …’nun atılı suçlamalardan beraat etmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanık …’in saldırıyı başından beri bildiği hususunun gerçek dışı olduğuna, iştirak iradesinden bahsedilemeyeceğine, tanık Ü.C.’nin ifadesinin sanık …’nun ifadesine aykırı iken sanık … aleyhine yorumlanamayacağına, sanık …’nun soruşturma ve kovuşturma ifadelerinin birbiriyle çelişkili olduğuna, kollukta hazırlanan “mülakat formu”nun hukuka aykırı delil olduğuna, tanıklar S.D., L.A. ve H.A.’nın mahkemede dinlenilmesi taleplerinin haksız yere reddedildiğine, teşhis tutanaklarının hukuka aykırı olduğuna, sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraat kararı verilmesine rağmen devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Özetle; Teröristleri saldırı yerine getiren ve bunu çok daha öncesinden planlayan sanıkların teröristler ile iştirak iradesi içinde hareket ettiklerinin değerlendirilmesi gerektiğine, olay günü gerçekleştirilen roketatarlı ve uzun namlulu silahlarla saldırı eylemi ile müştekilerin öldürülmesi amaçlandığına, bu eylemin de 5237 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinde tanımlı suçu gerçekleştirmeyi amaçlayan suç olduğuna, sanıklar … ve …’in iştirak iradesi ile atılı suçu işlediklerinin anlaşıldığına, sanık …’in tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi; sanık …’nun ise devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi ve kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarından cezalandırılma gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü.
Dosya içerisinde adli sicil kaydından ve savunmalardan anlaşılacağı üzere uyuşturucu bağımlısı olan …’nun arkadaşı R.B.’den bir araç kiralamasını istemesi üzerine R.B.’nin 09.09.2016 tarihinde 06 (..) (…) plaka sayılı aracı M.A. isimli şahıstan kiraladığı, aracın kiralandığı … R.B. ile …’nun birlikte Mardin iline geldikleri ve o gece R.B.’nin aracıyla Delil’i evine bıraktığı, ertesi … …’nun aracı tekrardan R.B.’den aldığı, dosya içerisindeki PTS kayıtlarından anlaşılacağı üzere, aracın saat 13.48’de Mazıdağı istikametine doğru seyir ettiği, saat 17.48’de Derik ilçesine giriş yaptığı sırada aracın … tarafından kullanıldığının kollukça tespit edildiği, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda ise aracı kullanan kişinin … olduğu yönünde muhtemel tanımlama şeklinde rapor düzenlendiği, sanığın mahkememizce bizzat görülmesi sebebiyle görüntüye yansıyan kişinin … olduğu yönünde hiçbir tereddütün bulunmadığı, saat 17.48’de …’in Derik ilçesine dönmesinden sonra sanık …’nun 06 (..) (….) plakalı araç ile sanık …’in ise plakası tespit edilemeyen araç ile kırsal alana gittikleri, sanık …’in …’yu kırsal alanda bıraktıktan sonra yanından uzaklaştığı, daha sonra PKK mensuplarıyla birlikte Delil’in yanına geldikleri silahlı terör örgünü mensuplarının Delil’in aracına bindikleri, öncü araç olarak …’in kullandığı araç ile önde gittiği ve bu şekilde Derik ilçe merkezine geldikleri, sanık …’in örgüt mensuplarını araçtan indirmesinden sonra Ektiren Petrol’de R.B. ile buluştuğu, bu sırada Özel Harekat Şube Müdürlüğüne PKK’lı teröristlerce saldırı düzenlendiği, olay yerinde kalan …’ in saldırıdan sonra örgüt mensuplarıyla birlikte onları bırakmak üzere kendisinin kullandığı araç ile kırsal alana gittiği anlaşılmıştır.
Sanık … üzerine atılı suçlamaları kabul etmemesine rağmen, kırsal alanda faaliyet yürütürken yakalanan ve Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/143 Esas sayılı dosyasında halen yargılaması devam eden L.A. karakolda; Baz, Siyament ve Ciger Kod’un geldiğini, 11 Eylül 2019 günü Derik Bahçelievler Mahallesinde daha önceden cezaevi şimdi ise Özel Harekat Polislerinin kaldığı yere eylem yaptıklarını söylediklerini, eylemin keşfini Kendal kod …’ in yaptığını, sonrasında Baz, Siyament ve Ciger Kodu alarak cezaevi karşısında bulunan inşaat alanına bıraktığını, Baz ile Ciğer Kod’ un RPG 7 roket attığını, Siyament kod’un ise burada M79 füze attığını duyduğunu ifade ettiği, aynı şekilde terör örgütü üyesiyken yakalanan S.D.’nin aslında eylemin 15.08.2016 tarihinde yapılmasının planlandığını, örgüt mensupları eylem için gittiklerinde bir örgüt mensubunun kaçması sebebiyle eylemin yapılamadığını, eylemin yapıldığı … örgüt mensuplarını olay yerine götürenin sanık … olduğunu Kurtay kod ve Baz kod’dar duyduğunu ifade ettiği, Bahoz kod L.A. ile birlikte yakalanan Kurtay Kod Ü.C. ise usulüne uygun alınan kolluk beyanlarında eylemi gerçekleştirenlerin Baz, Siyament ve Ciger Kod olduğunu, sanık …’in arabayla gelip örgüt üyelerini aldığını sonrasında geri getirdiğini ifade ettiği, tanıkların bu beyanlarında bahsettikleri silahların olayda kullanıldığının maddi delillerle desteklendiği, tanıklar S.D.’nin kendisi hakkındaki yargılamada sanık olduğu halde 4. Ağır Ceza Mahkemesinde önceki beyanlarını tekrarlaması sebebiyle yeniden mahkememizce dinlenilmesinin esasa etkili olmayacağı, tanıklar Ü.C. ve L.A.’nın ise kolluktaki beyanlarının usülüne uygun olarak alınması karşısında toplanan diğer delillere göre dinlenmelerinin dosyaya yenilik katmayacağı, sanık R.B.’in tüm aşamalarda alınan istikrarlı beyanlarıyla, … beyanlarının birbiriyle örtüşmesi, sanık …’ in olay öncesi sanık …’den aracı alıp gitmesi ve Derik’e döndükten sonra Delil ile birlikte çıkmaları şeklindeki maddi delillerin tanık beyanlarıyla desteklenmesi karşısında sanık …’in savunmalarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
Sanık …’in terör örgütünün Derik yapılanmasında yer aldığı, terör örgütünün 15.08.2016 tarihinde gerçekleştirmek istediği saldırıda da yer aldığı ancak Rojhat kod örgüt mensubunun kaçması sebebiyle eylemin gerçekleştirilemediği, sanık …’in olay tarihinden önce uyuşturucu bağımlısı olan akrabası …’yu uyuşturucu götüreceklerini söyleyerek araba kiralamasını sağladığı, …’nun, …’ e inanması sonucunda durumdan habersiz olan arkadaşı R.B.’e araç kiralattırdığı, olay günü …’in aracı Delil’den aldığı, saat 17.30 sularında Derik’e döndüğü, akşam üzeri …’yu uyuşturucu alma gidiyoruz bahanesiyle kırsal alana götürdüğü, iki araba olarak kırsal alana çıktıkları, sanık …’i bir yerde bıraktıktan sonra kendisinin kullandığı ikinci araç ile örgüt mensuplarının yanına gittiği, Ciger, Baz ve Siyament kod’u aracına aldığı, sonrasında durumdan habersiz olan Delil’in aracına örgüt mensuplarını bindirdiği, sanık …’in örgüt mensuplarının tehditi nedeniyle aracı Derik’e götürdüğü, …’in ise öncü araç olarak gittiği, sanık …’in örgüt mensuplarını olay yerine yakın bir yere bıraktıktan sonra 10 dakika içerisinde saldırının gerçekleştiği, olay yerinden kaçan örgüt mensuplarının …’e ait araçla olay yerinden ayrılıp kırsal alana gittikleri sanık … hakkında beyanda bulunan L.A. ve Ü.C.’nin olayda kullanıldığını ifade ettikleri roketatarın saldırıda kullanıldığının maddi delil ile desteklendiği, sanık …’in olayın tüm aşamasında saldırıdan haberdar olarak kasıtlı şekilde Delil’i olaya dahil ettiği, bizzat saldırıda silah kullanan olmasa da, olay öncesinden beri saldırıyı bilen, örgüt mensuplarını saldırı yerine götüren ve oradan kaçıran sanığın eylemler üzerinde müşterek hakimiyet kurduğunun kabulünün gerekeceği kanaatine varılmıştır. Sanık … hakkında ise, sanığın uyuşturucu bağımlısı olduğu, sanık …’in uyuşturucu nakledeceklerine inanarak araç kiralattırdığı, tanık R.B.’nin aşamalarda tutarlı savunmalarından anlaşılacağı üzere, sanığın kendisiyle yapılan telefon görüşmesinde “beni tongaya düşürdüler” dediğini ifade ettiği, terör örgütü mensuplarından Ü.C.’nin olay günü …’in örgüt mensuplarının yanına aracıyla tek başına geldiğini ifade etmeleri hususunun da …’in sanık …’i bir yere kadar götürerek kendi başına aracıyla devam edip örgüt mensuplarını aldığı hususunu desteklediği, yani …’in …’yu örgüt mensuplarının yanına kadar götürmediği, bu hususunda …’ in Delil’e güvenmediğini gösterdiği, bunun yanında her ne kadar mülakat tutanakları hukuken fail aleyhine kullanılması mümkün olmayan belgeler olsa da maddi gerçeği araştırmakla yükümlü mahkemelerce fail lehine değerlendirilebileceği, … ile kolluk kuvvetleri tarafından yapılan mülakat sonucunda düzenlenen tutanakta sanık …’in, Delil’in eylemden haberi olmadığını ifade ettiği, bu şekilde sanık …’in, …’nun iradesini sakatlayarak örgüt mensuplarını aracına bindirdiği, aksi ispatlanamayan savunmaları ile R.B.’nin beyanlarından anlaşılacağı üzere korku, tehdit sonucunda aracıyla olay yerine getirmek zorunda kaldığı, sanığın bilerek ve isteyerek örgüt mensuplarını getirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak inandıcı delil bulunmadığından sanığın atılı suçlardan ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
Derik hendek ve barikat olaylarına ilişkin olarak;
Terör örgütü PKK’nın sözde özerklilik ilanı sonucunda, ülkemizin çeşitli şehirlerinde olduğu gibi Derik ilçesinde de hendek ve barikat olaylarının meydana geldiği, bu kapsamda terör örgütü mensupları tarafında 25 Kasım 2015 ile 03 Kasım 2015 tarihleri arasında birinci Derik olayları olarak adlandırılan hendek ve barikat olaylarının olduğu, 19 Şubat 2016 ile 27 Şubat 2016 tarihleri arasında ise ikinci Derik olayları olarak ifade edilen hendek ve barikat olaylarının meydana geldiği, sanık …’in ikinci derik olaylarında terör örgütü mensuplarıyla birlikte hendek ve barikatlarda silahlı olarak faaliyet gösterdiğinin tanıklar F.Ö., S.D. ve B.A. tarafından ifade edildiği, sanığın suçlamaları kabul etmemesine rağmen sanıkla herhangi bir husumeti bulunmayan farklı tarihlerde beyanda bulunan tanıkların sanığa iftira atmasını gerektirir bir neden olmadığı gibi açıklamalarıyla kendilerini de sorumluluk altına soktukları, sanığın savunmalarının sadece suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşıldığından, savunmalara itibar edilmesinin mümkün olmadığı, sanığın ikinci Derik olayları olarak belirtilen olaylarda silahlı olarak hendek ve barikatlarda yer aldığı, iddianamede bahsedilen müşteki beyanlarından anlaşılacağı üzere örgüt mensuplarının bu olaylar sırasında halkın evlerine girmelerine, evlerinden çıkmalarına izin vermediği, iş yerlerini açmalarına imkan tanımadıkları, kolluk kuvvetlerinin bu mahallelere girmelerine engellemek için nöbet tuttukları, sanığın da bu eylemler içerisinde yer aldığı, sanığın eylemlerinin vehamet arz eden eylemlerden olduğu anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma, Kasten Öldürmeye Teşebbüs Etme, Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri; Sanık … Hakkında Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçundan Kurulan Beraat Hükmü ile Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçundan ve Müşteki …’ye Karşı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Etme Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Yapılan İncelemede
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık … müdafiinin temyiz kapsamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, dava dışı sanıkların beyanlarının soruşturma aşamasında müdafileri eşliğinde alındığı ve kabule alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, sanık …’in eylemi gerçekleştiren terör örgütü mensuplarıyla iştirak iradesiyle hareket ettiğinin tanık beyanlarından ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, sanık …’nun ise suça konu eylemden haberdar olduğunun ve örgütsel bağının ispatlanamadığı, sanık …’in devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan mahkumiyetine karar verilirken silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine bu suçların geçitli suçlar olması sebebiyle karar verildiği, sanık …’in sübutu kabul olunan eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suç vasfı tayin edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık … hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan kurulan beraat hükmü ile devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve müşteki …’ye karşı kasten öldürme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinde, sanık … hakkında atılı tüm suçlardan verilen beraat hükümlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılarak incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümlerde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
B.Sanık … Hakkında Katılan …’ya Karşı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Etme Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Yapılan İncelemede
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
TCK’nın 82/1-a.g, 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci maddeleri uyarınca verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası üzerinden TCK’nın 35/2 nci maddesi gereğince indirim yapılırken, sanığın eylemi neticesinde katılan …’da yaralanma ve isabet olmamasına göre dosya kapsamına, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmolunması gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile orantısız şekilde fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma, Kasten Öldürmeye Teşebbüs Etme, Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri; Sanık … Hakkında Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçundan Kurulan Beraat Hükmü ile Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçundan ve Müşteki …’ye Karşı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Etme Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde A bendinde açıklanan nedenle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin, 28.09.2020 tarihli ve 2020/795 Esas 2020/866 sayılı Kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık … müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
B.Sanık … Hakkında Katılan …’ya Karşı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Etme Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde B bendinde açıklanan nedenle sanık … müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesinin, 28.09.2020 tarihli ve 2020/795 Esas 2020/866 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, oybirliğiyle hükmün BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı, mevcut delil durumu ve bozma nedeni gözetilerek tutukluluk halinin devamına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesinine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.