YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12152
KARAR NO : 2022/16778
KARAR TARİHİ : 27.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2019/449-2020/126
Dava, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, (kapatılan 21. H.D.) bozmaya uyularak ilamda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve davalılardan … İnş. Elektromekanik San. ve Tic. A.Ş. tarafından da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21/06/2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı … İnş. Elektromekanik San. ve Tic. A.Ş. adına gelen olmadı. Davalı … adına Av. … ile davacılar adına Av. … … geldiler. Diğer davalı adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
A.Davalıların Davacı Eşin Maddi Tazminat İstemi Dışındaki Diğer Talepler Hakkında Kurulan Hükümlere İlişkin Temyiz İtirazları Yönünden;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.
Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.
Somut olay incelendiğinde, davacı çocuk Abdulbaki’nin maddi tazminat istemi ile tüm davacıların manevi tazminat istemleri hakkındaki hükümlerin miktar yönünden yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla, davalıların anılan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
B.Davalıların Diğer Temyiz İtirazları Yönünden;
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre; davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
Dosya kapsamından, ilk derece mahkemesinin temyiz incelemesine konu kararının gerekçesinde “Davacılar tarafından … Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı aleyhine açılan davanın, Mahkememizce yaptırılan 02/05/2017 ve 13/01/2017 havale tarihli bilirkişi raporları ile kavşak yapım işinin bütünü ile ihale ile … A.Ş.-Metro Müh.Ltd. Şti.ye verdiği, kusuru bulunmadığı yönündeki tespitler doğrultusunda açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.” şeklinde açıklama yapılmış olmasına karşın davalı belediyeyeyi hüküm altına alınan tazminatlardan sorumlu tutulduğu, mahkemenin bu hatasının esasen bozulmasına karar verilen önceki kararının gerekçesinin kopyalanıp, temyiz incelemesine konu kararın gerekçesine yapıştırılmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
1982 Anayasası 142/3 maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesinde :
“(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.
b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.
c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.
ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.
d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.
e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.
(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. HMK’nın “Hükmün yazılması” başlıklı 298. maddesi;
“(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.
(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
(3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.
(4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.”
Mahkeme kararı kanunda açıkça belirtilmiş unsurları ihtiva etmeli ve belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararda bulunması gereken hususlar HMK 297. maddede ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Bunun sebebi, kararın açık ve gerekçeli olması, infazı kabil olması ve hukuki dinlenilme hakkının yerine getirilmesidir. 298. maddeye göre de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacaktır.
Somut olayda ilk derece mahkemesince bozmaya uyulması, bozmaya uygun şekilde hüküm fıkrası tesis edilmesi ve mahkeme iradesinin de bu yönde olduğunun açık ve net bir şekilde anlaşılması karşısında davalı … yönünden sehven bozma öncesi karar gerekçesinin tekrarlanması maddi hata olarak görülmüş ve ilgili kısmın gerekçeden çıkarılarak yerine hüküm fıkrasına uygun gerekçenin yazılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Yine davalılar … İnş. Elektromekanik San. ve Tic. A.Ş.’nin ve … Mat Mad. Asf. Tic. ve San. A.Ş.’nin ticaret ünvanlarının karar başlığında eksik gösterilmesi doğru olmadığı gibi karar ve ilam harcı hesaplanırken yapılan mahsup sonucunda hatalı sonuca ulaşılması da isabetsiz olmuştur.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, … 8. İş Mahkemesi 2019/449 Esas 2020/126 Karar sayılı kararının;
A.Karar gerkçesinde yer alan „Davacılar tarafından … Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı aleyhine açılan davanın, Mahkememizce yaptırılan 02/05/2017 ve 13/01/2017 havale tarihli bilirkişi raporları ile kavşak yapım işinin bütünü ile ihale ile … A.Ş.-Metro Müh.Ltd. Şti.ye verdiği, kusuru bulunmadığı yönündeki tespitler doğrultusunda açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.” rakam ve sözcüklerini içeren paragrafın tamamen silinerek yerine geçmek üzere “Mahkememizce alınan 02/05/2017 ve 13/01/2017 havale tarihli bilirkişi raporlarında davalı belediyenin iş kazasının meydana gelmesinde bir kusuru bulunmadığı tespit edilmiş ise de uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davalı belediyenin kendi kusuru bulunmasa dahi asıl işveren olması nedeniyle hüküm altına alınan tazminatlardan diğer davalılarla ile birlikte sorumluluğu bulunduğu göz önüne alınarak yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir.” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına,
B.Gerekçeli karar başlığında yer alan “1-… A.Ş.” rakam ve sözcüklerinin silinerek yerine geçmek üzere “1-… İnş. Elektromekanik San. ve Tic. A.Ş.” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına,
C. Gerekçeli karar başlığında yer alan “2-… Mat Madencilik Asfalt TİC. A.Ş.” rakam ve sözcüklerinin silinerek yerine geçmek üzere “2-… Mat Mad. Asf. Tic. ve San. A.Ş.” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına,
D.Hüküm fıkrasının karar ve ilam harcına ilişkin 15 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere “15- 492 Sayılı Yasa gereğince alınması gereken karar ve ilam harcı olan 14.673,96. TL harçtan peşin alınan 1.549,62 TL nin mahsubu ile bakiye 13.124,34 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davalı … avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde yatıran ilgililere iadesine, 27/12/2022 gününde oy birliği ile karar verildi.