Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/9731 E. 2007/12255 K. 11.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/9731
KARAR NO : 2007/12255
KARAR TARİHİ : 11.10.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.06.2006 gün ve 2006/4210-8099 sayılı bozma kararında özetle; “Hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporu ve ekli krokisi yeterince orman sınır noktası içermediğinden denetime olanak vermediği gibi taşınmazın, orman olarak kamulaştırılan tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı yöntemince araştırılmadığı, dava dışı 522 parselle ilgili Hazine ve Orman Yönetiminin taraf olduğu kararın, somut olayda dava konusu taşınmazlar farklı olduğundan, kesin hüküm oluşturmayacağı, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp kalmadığı yönündeki araştırma ve bilirkişi raporları ile Toras Çiftliğinden orman niteliğinde olduğu için kamulaştırılan yerlerden olup olmadığı yönündeki araştırma yetersiz de olsa; Jeolog bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın, … … çayının eski yatağı olduğu, ancak 1950 yılından sonra DSİ tarafından yapılan seddeler ile … yatağı olmaktan kurtulduğu, bir daha taşkın olmadığı, doğudaki … … … yatağı olarak gösterilen yerin … … çayı olmayıp, drenaj kanalı olduğu, … … çayı etki alanında olmadığı bildirilmişse de, DSİ tarafından taşınmazın bulunduğu yerde sedde yada drenaj çalışması yapılmadığının bildirildiği, Ziraat uzmanı bilirkişinin, dava dışı 522 sayıl parselin doğusundaki taşınmazın, kanal yapımı için çıkarılan toprağın serilmesi ile … alanı haline getirildiğini, üzerinde 30-35 yaşlarında narenciye ağaçları bulunduğunu … alanı olduğunu bildirdiği, tanıkların taşınmazın eskiden … … … yatağı olduğu, 1952-1953 yıllarında seddeler yapılınca bir daha taşmadığı, bu kanallardan çıkan toprakların davacı tarafından taşınıp taşınmaza serildiği ve narenciye bahçesi haline getirildiğinin anlatıldığı, gerçektende, gerek çekişmeli taşınmazın 1952 arazi kadastro paftasında … … … yatağı olarak gösterilmesi, gerek, 522 sayılı parselle ilgili yargılamada … tarafından davaya konu edilmesi, 522 sayılı parselle ilgili dava dosyasında ve somut olayda yapılan keşifler ve elde edilen bilirkişi raporları, bu raporlarda taşınmaz üzerindeki ağaçların bildirilen yaşları birlikte gözetildiğinde, çekişmeli taşınmazın 1952 yılında … … … yatağı olarak tapulama dışı bırakıldığı, bu sırada kimin tarafından yapıldığı anlaşılmamakla birlikte, 1953 yılında yapılan ıslah çalışmaları sırasında Doğudaki drenaj kanalının açıldığı, bu çalışma sırasında çıkarılan toprağın davacının tarafından taşınarak çekişmeli taşınmaza serildiği ve üzerine narenciye ağaçları dikildiği, zilyetliğin bu şekilde başladığı ve halen devam ettiğinin anlaşıldığı, kalıcı ıslah çalışmaları yapılmadığı için, çekişmeli taşınmazın … … … yatağı olmaktan çıktığı söylenemeyeceği gibi, … yatağına … taşıyarak taşınmaza sermenin imar ihya kabul edilmeyeceğinin, yerleşik Yargıtay kararlarında da kabul edildiği, bir an için imar ihyanın varlığı ve zilyetliğin 1953
yılında başladığı kabul edilse dahi, çekişmeli taşınmaz … tarafından, Tapulama Mahkemesinde dava dışı … Köyü 522 sayılı parselle birlikte dava konusu edildiğine, Hazine ve Orman Yönetimi tarafından taşınmazın davacı adına tescil edilemeyeceği savunulduğuna, 1953 yılından, dava dışı 522 sayılı parselle ilgili hükmün kesinleştiği 1994 yılına kadar, çekişmeli taşınmazın çekişmesiz olarak zilyet edildiğinden söz edilemeyeceğine, 1994 yılından dava tarihine kadar da 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresi dolmadığına göre, sırf bu nedenlerle dahi davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama dışı bırakılmış olan taşınmazın, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapuya tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 ila 1981 yıllarında 1744 Sayılı Yasa döneminde yapılarak dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 1987 yılında 3302 Sayılı Yasa döneminde yapılıp, yine dava tarihinden önce, 3373 Sayılı Yasa döneminde 14.10.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak çekişmeli taşınmazın bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 2954.93 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin davanın da reddi yolunda hüküm kurulmuş olduğuna, davaya konu taşınmazın bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 2857.18 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin davanın reddi yönündeki mahkeme kararının, davacı tarafca temyiz edilmemekle kesinleştiğinden, bu bölümle ilgili yeniden hüküm kurulmamasında isabetsizlik bulunmadığına göre, davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 11/10/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.