Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/13802 E. 2006/15043 K. 10.11.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/13802
KARAR NO : 2006/15043
KARAR TARİHİ : 10.11.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı Yerel Mahkemece verilen yukarıda … ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 06.03.2006 … ve 2006/2041-2699 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde katılan Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı gerçek kişi, Camili Köyü, Çaldağ mevkiinde bulunan sınırlarını dava dilekçesinde bildirdiği bir adet taşınmazı imar-ihya ettiği iddiası ve adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13.11.2001 … ve 9145-8450 sayılı kararı ile; “Mahkemece imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olmadığı, komşu parsellerin varsa dayanağı belgeler getirtilip davaya konu taşınmaz yönünün kime ait yer olarak gösterildiği, zilyetlikle kazanılacak yer olup olmadığının yeniden yapılacak keşifte belirlendikten sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği” nedeniyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacı … Çakmakoğlu’nun davasının reddine, Hazinenin davasının kabulüne, 12.12.2004 tarihli … bilirkişi krokisinde hudutları yazılarak yeri 15 nolu kadastro paftasında işaretlenerek gösterilen 76782 m2 taşınmazın Camili Köyü son parsel numarası verilerek tarla niteliği ile Hazine adın tapuya tesciline, bu taşınmazın 41782 m2’lik batı bölümü üzerindeki 8 yaşlarındaki narenciye bahçesinin davacı …’na ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiştir.
Hüküm davacı gerçek kişi ve davalı Orman Yönetimi tarafından esas, Hazine tarafından muhdesat yönünden temyiz edilmekle Dairece, (Davacı gerçek kişinin temyiz itirazlarının, “Çekişmeli taşınmazın yörede 1951 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında düzenlenen kadastro haritasında ve dava sırasında yapılan idari tahkikat tutanaklarında dağlık, taşlık ve … yer olarak gösterildiği, yerel bilirkişi ve tanıkların yeminli anlatımlarında; 1970’li yıllarda taşınmaz üzerinde bulunan blok kayaların …, balyoz ve dinamitle parçalanarak köyde ve …’da inşaat yapanlara satıldığı, taşların para etmemesi üzerine bu alanın terk edildiğini, bundan sonra başka köyde oturan davacının taşınmazın bulunduğu bu köye gelip yerleşmesi üzerine, geriye kalan taşları ve çalıları temizleyerek şimdiki haline getirdiğini bildirdikleri, 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden masraf ve emek sarfıyla ve imar-ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmazların aynı yasanın 14. maddesinde yazılı diğer koşulların da oluşması halinde imar-ihya edenlere veya haleflerine verileceğini öngördüğü, temelinde özel mülkiyete konu olmayacak mera, yaylak, taş ocağı, kıyı, göl ve denizler ile orman sayılan yerlerde yapılan imar-ihya ve sürdürülen zilyetliğin hukuki sonuç doğurmayacağı, dozer ve
benzeri iş makinalarıyla ya da somut olayda olduğu gibi dinamitle blok kayaların parçalanıp arazinin ekolojik ve doğal yapısının bozulmasının imar-ihya sayılmayacağı, dava konusu taşınmazın öncesinin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve temelde özel mülke konu olmayan blok … niteliğinde taş ocağı olduğu ve bu tür yerlerin imar-ihyaya dayalı olarak özel mülke dönüştürülemeyeceği” gerekçesiyle”, Orman Yönetiminin orman savına dayalı temyiz itirazı, “İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırma sonucu orman sayılmayan yerlerden olduğu” gerekçesiyle, Hazinenin muhtesata ilişkin temyiz itirazları ise “Çekişmeli taşınmaz, öncesinin tabii …, taş ocağı niteliğinde olduğu ve kayaların başkaları tarafından patlatılarak satıldığı, taşınmazın ekolojik ve doğal yapısının bozulduğu, 6-7 yıl önce 40 dönüm kadar bir bölümü üzerinde davacı gerçek kişi tarafından narenciye (limon ağaçları dikilerek) bahçesi yapıldığı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile … ve ziraat bilirkişi raporlarıyla saptanarak, Hazine adına tescil edilen 76782 m2’lik taşınmazın 41782 m2’lik batı bölümü üzerinde 8 yaşlarındaki narenciye bahçesinin … oğlu 1954 doğumlu davacı …’na ait olduğu konusunda tapu kaydının beyanlar hanesine 3402 Sayılı Yasanın 19/2. maddesi gereğince şerh konulmasında isabetsizlik bulunmadığı” gerekçesiyle reddedilerek hükmün onanmasına) karar verilmiştir. Bu kez, katılan Hazine vekili kararın düzeltilmesini istemektedir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Genel arazi kadastrosu 1951 yılında yapılmış, sonuçları 15 Nisan 1952-16 Mayıs 1952 tarihinde ilan edilmiştir. Tutanak ve paftanın kesinleşme tarihinden dava tarihine kadar 20 yıllık süre geçmiştir.
3402 Sayılı Yasanın 19. maddesinde “… Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir…” hükmü vardır. Ne varki; aynı yasanın 33. maddesinde “… Bu Kanunun uygulandığı yerler dışında bulunan taşınmaz mallar hakkında da 14, 15, 17, 18, 20, 21 inci maddeler uygulanır…”hükmü bulunmaktadır. 3402 Sayılı Yasanın 33. maddesinde 19. madde sayılmadığından genel mahkemede görülen tescil davalarında 3402 Sayılı Yasanın 19/2. maddesi uygulanamayacağı gibi, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve özel mülkiyete konu olmayan TAŞOCAĞI niteliğinde olduğundan tapu kaydına muhtesat şerhi de verilemez.
O halde; Taşocağı niteliğindeki taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde davacı yararına muhdesat şerhi verilmesi yasaya aykırı olup, Dairece hükmün onanması yanılgıya dayalıdır.
Kaldı ki; muhdesatın cinsi, sayısı ve ihdas tarihi ayrıntılı olarak da gösterilmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; katılan Hazinenin muhdesata yönelik karar düzeltme isteminin KABULÜNE, Dairenin 06.03.2006 … ve 2006/2041-2699 EK sayılı onama kararının muhdesat konusu ile sınırlı olmak üzere KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA 10/11/2006 gününde oybirliği ile karar verildi.