YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2176
KARAR NO : 2008/6305
KARAR TARİHİ : 24.04.2008
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2859 Sayılı Yasa gereğince yapılan yenileme kadastrosu sırasında, … Köyü eski 899 parsel sayılı 67.800 m2, … 214 ada 52 parsel sayılı 65.805,20 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, davalılar adlarına tespit edilmiştir. Davacı …, çekişmeli taşınmazın kısmen kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parselin yenileme tespiti gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itirazdır.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 28.07.1990 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda kurulan hüküm doğru değildir. Davacı … yörede 2859 sayılı yasa gereğince yapılan çekişmeli taşınmazın kısmen kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile yenileme kadastro çalışmasına itiraz davası açmıştır. Mahkemece uzman orman ve fenni bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlara göre çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırları dışında kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı … yapılan yenileme çalışmasının yetersiz olduğu iddiası ile bu davayı açtığına göre öncelikle yenileme çalışmasının yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı hususunda bilirkişiler ile inceleme yapılması gerekmektedir.
2859 Sayılı Yasanın yenileme başlıklı birinci maddesi; “Teknik nedenlerle yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden veya eksikliği görülen ve en az bir mevkii ya da ada biriminde zemindeki sınırları gerçeğe uygun şekilde göstermediği tespit edilen tapulama ve kadastro paftaları bu kanun hükümlerine göre Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün teklifi ve ilgili bakanın onayı ile yenilenir. Buna göre, tapu sicilinde gerekli düzeltmeler yapılır” hükmünü taşımaktadır.
Yenilemenin esasları başlıklı dördüncü maddesi; “Yenileme yalnız teknik çalışmaları kapsar. Tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz. Yenileme işlemi sırasında ilk kadastro ve tapulamanın tahdit ve tespit ettiği parsel sınırlarına itibar olunması esas alınır.Parselin zemindeki sınırları değişmemiş ise, ölçümleme sonunda … bulunan değerler aynen kabul edilir. Parselin zemindeki sınırları değişmiş veya işaretsiz ise, ilk kadastro veya tapulamanın pafta ve fenni belgelerinden yararlanarak sınırlar tespit edilir. Parsel sınırlarının tespit edilememesi halinde yol, … ve benzeri tabii ve suni tesislerle çevrili parseller topluluğu bir bütün olarak ele alınır. Bu topluluk içindeki parsellerin konumu dikkate alınarak yüzölçümü farklılıkları her bir parselin sicilindeki yüzölçümü ile orantılı olarak bütün parsellere dağıtılmak suretiyle dengelenir. Bu işlemler sırasında parseller içindeki mevcut daimi yapı ve tesislerin aynı parsel içerisinde bırakılması, hak sahiplerinin birbirleri ile uyuşmazlık çıkarmadan kabullendikleri yerleşme biçimlerinin olduğu gibi muhafazası gözönünde bulundurulur. Bu topluluk içindeki sınırları değişmemiş parseller dengelemeye dahil edilmeyip haklarında üçüncü fıkra hükmü uygulanır”şeklinde düzenlenmiştir.
Öte yandan yasanın 6. maddesine göre çıkarılan yenilemenin yapılış biçimi ve uygulanacak teknik yöntemleri gösteren yönetmeliğin 23. maddesinde parsel sınırları veya köşe noktalarında tapulama veya kadastro sırasında varolan ifraz ve parselasyon sonucu doğmuş olan parsellerin yenilemede, durumunu koruyan sabit zemin işaretleri tespit edilerek, anılan sınırların yenilemede esas alınacağı 24. maddesinde yapılan ölçülerde herhangi bir hata bulunmaması halinde bu sınırlara aynen itibar edileceği 28. maddesinde ise sınırları zeminde belirlenen parsellerle parseller topluluğunun yüzölçümlerinin köşe koordinatlarına göre hesaplanacağı vurgulanmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, yenileme işlemi önceki kadastro ile saptanan mülkiyet ve geometrik durumu yok sayan veya tamamen hükümsüz kılan … bir kadastro çalışması değil, mümkün olduğu kadar aslına … kalınarak onun eksikliklerini tamamlayan sınırlarında ve yüzölçümlerinde görülen yanlışlıkları “orantı” ve “dengeleme” kurallarına göre düzelten bir önceki kadastroya ek bir işlemdir.
Zorunlu sebepler (parsel köşe noktalarının kaybolması, röperlerin bozulması gibi) sonucu ortaya çıkan sınır değişiklikleri, her zaman mülkiyet değişikliği niteliğinde değildir. İlk kadastronun aslına bağlı kalınmakla beraber tüm yasa ve yönetmelikte gösterilen bilimsel ve teknik verilere uygun olarak yapılan ölçümlere rağmen elde olmayan zorunlu sebepler sonucu ortaya çıkan değişiklik ve buna bağlı geometrik durumun kabulünde zaruret vardır.
Ayrıca, ilk kadastro ile yenileme sonucu üretilen paftalar ve buna bağlı parseller yada parsel topluluğu arasındaki fark ya da farklar tecviz dışı ise parsel yüzölçümlerinin yukarıda değinildiği şekilde dengeleme ve orantı yoluyla düzeltileceği, bu suretle meydana gelen haksızlıkların da önlenebileceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle sınırların değişip değişmediğinin belirlenmesi zorunludur. Zira, sınırların değişmesi halinde uygulanacak hükümle, değişmemesi halinde uygulanacak hükümler birbirinden farklıdır.
Eğer sınırlarda bir değişiklik yoksa eski sınırlara itibar edileceği, sınırlarında ve yüzölçümlerinde bir yanlışlık ve eksiklik bulunmayan parsellerin yenileme dışı bırakılacağı tabiidir.
Sınırlarda değişiklik mevcut ise, tapulama haritaları ile yenileme haritalarının çakıştırılıp uygulanması, bu uygulamada özellikle parsel köşelerinin hesaplanacak koordinatlarına göre tersim edilmesi, sınırların tespit edilememesi halinde sabit noktalardan (sınırlardan) yararlanılması, tüm bulguların arz üzerinde işaretlenip rapor edilmesi ve gerekçelerin gösterilmesi asıldır. Ayrıca, taşınmazda fiili kullanım sonucu ortaya çıkan … oluşum, … bir mülkiyet değişikliği niteliğinde olup, yenileme paftalarında nazara alınmaz.
Teknik bilirkişi, aradaki farkın ilk tesis kadastrosunun hatalı olmasından ileri geldiğini, ilk üretilen haritanın KOORDİNAT HESAPLARINDA YAPILAN hatalar ve sınırlandırmalar nedeni ile hatalı olduğunu, oysa yenilemenin zemine uygun olduğunu açıklamaktadır.
Ne var ki, mahkemece somut olayın özelliğine göre yukarıdaki ilkeler gözetilerek uzman fenni bilirkişi ile uygulama yapılmamıştır.
2859 Sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince yenileme tespitlerine yapılacak itirazlar ve komisyon kararlarına karşı açılacak davalar 3402 Sayılı Yasa hükümlerine göre kadastro mahkemelerinde çözümlenir. Yine aynı yasanın 4. maddesi gereğince “yenileme yalnız teknik çalışmaları kapsar. Tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz…” Somut olayda, dava yenileme tespitine karşı askı süresi içinde
açıldığından, 5. madde gereğince davaya bakma görevi kadastro mahkemesine aittir. 4. madde hükmüne göre kadastro mahkemesinin görevi, teknik çalışmaları kapsayan yenileme işleminin yasaya ve yönetmeliğe uygun yapılıp yapılmadığını belirlemek suretiyle sadece bu konuda davanın esası hakkında bir karar vermekten ibarettir.paftaların yenilenmesine itiraz davalarında tapu siciline geçmiş veya geçmemiş mülkiyet ve mülkiyete ilişkin haklar inceleme konusu yapılamaz.
Temyize konu dava paftaların yenilemesi sırasında hata yapıldığı iddiasıyla birlikte davalılara ait tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescili iddiasını da kapsamaktadır.Dosya kapsamından yörede 1990 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastro çalışmasının bulunduğu belli olup, … ve müdahil hazine kesinleşen tahdit içinde kalan taşınmazın kesinleşen orman kadastro çalışması itibarı ile orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile tapusunun iptal ve tescili isteği ile herhangi bir süreye bağlı kalmadan genel hukuk mahkemesinde dava açabilir. Ancak, bu konudaki dava görevsiz olan kadastro mahkemesinde açılmıştır.
O halde; mahkemece yapılması gereken iş, paftaların yenilenmesi sırasında 2859 Sayılı Yasanın 4. maddesi ve bu yasa hükümleri uyarınca çıkartılan yönetmelik hükümlerine aykırı işlem yapılıp yapılmadığını usulen yaptıracağı bilirkişi incelemesi ile saptayarak süresinde açılan davanın esası hakkında hüküm kurmak, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla davalıların tapusunun iptal ve tescili isteğiyle açılan davadan dolayı da görevsizliğe karar vermekten ibarettir.
Davacı Yönetimin paftaların yenilenmesi işlemine karşı açtığı davanın Yönetiminin lehine ya da aleyhine karara bağlanması, kesinleşen tahdit içinde kalan tapunun iptal ve tescil davası yönünden H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi anlamında bir kesin hüküm oluşturacağı da düşünülemez.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 24.04.2008 günü oybirliği ile karar verildi.