YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10949
KARAR NO : 2023/346
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Eşini kasten öldürmeye teşebbüs
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.11.2019 Tarihli ve 2019/252 Esas, 2019/458 Karar Sayılı Kararı
Sanık hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve müsadereye karar verilmiştir.
B. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 30.03.2021 Tarihli ve 2020/639 Esas, 2021/865 Karar Sayılı Kararı
Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında eşi katılanı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 14 yıl 2 ay hapis cezası ile mahkumiyetine ancak aleyhe istinaf başvurusunun olmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, müsadereye ve mahsuba karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Mevcut delillerin sanığın mahkumiyetine yeterli olmadığına,
Eylemin kasten yaralama suçunu oluşturduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Katılan ile sanığın evli oldukları, olay günü aralarında mal paylaşımı hususunda tartışma yaşandığı, katılanın ikametteki koltukta uzandığı sırada sanığın elindeki bıçakla katılana saldırarak karın bölgesinden bıçakladığı akabinde katılanın balkona kaçarak yardım istediği, sanığın ise balkon kapısını kapatıp ikametten ayrıldığı, katılanın balkon camını kırarak içeri girdiği, komşuların haber vermesi üzerine gelen ambulans ile katılanın hastaneye sevkinin sağlandığı anlaşılmıştır.
Sübut yönünden;
Her ne kadar sanık … katılanın kendi kendisini yaraladığını, katılana yönelik bir eyleminin olmadığını beyan etmiş ise de; soruşturma aşamasındaki beyanında, bıçağın katılanın sağ elinde olduğunu ifade ettiği, katılanın sağ elinden de yaralandığı hususu nazara alındığında, katılanın sağ eliyle tutmakta olduğu bıçakla yine kendi sağ elini yaralamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, sanığın kovuşturma aşamasında ise, “Halil bıçağı her iki eliyle bir tutarken kendisine sapladı” şeklinde beyanda bulunduğu, olay neticesinde katılanda meydana gelen yaraların sayısı ve niteliği göz önüne alındığında, sanığın aşamalardaki beyanlarının çelişkili olması sebebiyle itibar edilmediği, yine tanık beyanlarından ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere olayın sonunda katılanın yardım istemek için balkona çıkması üzerine sanığın, katılana yardım etmek yerine balkon kapısını kapatmak suretiyle olay yerinden kaçarak uzaklaştığının tespit edildiği, katılan anlatımları, doktor raporları, tanık anlatımları, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın aksi yöndeki savunmalarına itibar edilmeyerek sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Suç vasfı yönünden;
Katılanın, koltukta yattığı esnada sanığın bıçak ile üzerine gelerek karnına batırdığını, yastık ile kendisini korumaya çalışırken iki elinin de kesildiğini, sanığın 5-6 bıçak darbesi gerçekleştirdiğini beyan ettiği, sanığın olayda kullandığı bıçağın öldürme suçu için elverişli olduğu, dosya kapsamında bulunan kesin doktor raporlarına göre, sanığın katılanı toplamda 5 bıçak darbesiyle sağ ve sol el, meme, göğüs ve batın bölgesinden yaraladığı ve katılanın hayati tehlike geçirmesine sebep olduğunun tespit edildiği, katılanın vücuduna aldığı darbe sayısı, darbe alınan bölgeler ve yaralanmanın derecesi dikkate alındığında sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürme suçuna sübut verdiği anlaşılmıştır.
2. Sanığın üzerine atılı suçlamayı inkar ettiği belirlenmiştir.
3. Katılan her aşamada istikrarlı beyanlarda bulunmuştur.
4. Tanıklar F.T., M.G. ve B.T.’nin beyanları dava dosyasında mevcuttur.
5. 03.08.2018 tarihli Olay Yeri İnceleme raporu dava dosyasında bulunmaktadır.
6. … Devlet Hastanesi’nin 03.12.2018 tarihli adli muayene raporunda;
Katılan …’in; ”Epigastrik bölgede ksifoid sağında 1,5 cm’lik batın nafiz yara, sol lomber bölgede 2 cm lik batın nafiz kesi, sol meme başında 6 cm latcralde 1 cm lik toraksa nafiz olmayan kesi, sağ el 3. parmak ve sol el 2. parmak ekstensör tendonlarda kesi mevcut olup, ksifoid bölgedeki ve sol lomber bölgedeki kesici delici alet yaralarının batına nafiz olarak iç organ (transvers kolon mezosu) yaralanması ve iç kanama oluşturmakla hayati tehlikeye neden olduğu, sağ el 3. parmaktaki ve sol el 2. parmaktaki kesici delici alet yaralarının ekstansör tendon kesilerine neden olmakla basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği, sol meme başı lateralindeki kesici delici alet yarasının cilt-ciltaltı seyirli olduğundan basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu..”
Şeklinde görüş açıklandığı görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı; ”… ancak alınan aile nüfus kaydı ile dosya kapsamına göre sanık ve katılanın suç tarihinde evli oldukları, sanığın atılı suçu eşine karşı işlemesine nedeniyle 5237 sayılı Kanunu’nun 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca cezalandırılması yerine aynı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hüküm kurulması ve teşebbüs nedeniyle 5237 sayılı Kanunu’nun 35 inci maddesinin tatbiki sırasında meydana gelen zararın ağırlığı gözetilmeksizin alt sınırdan ceza belirlenmek suretiyle eksik ceza tayini” isabetsizliklerine yer verildiği ve sanık hakkında eşi katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yeniden hüküm kurulduğu ancak aleyhe istinaf başvurusunun olmaması nedeniyle ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının korunduğu belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Sübut yönünden;
Katılanın aşamalarda istikrarlı olarak, ”Ben yatakta yatar vaziyetteyken eşim bir anda bulunduğum salona geldi elleri arkasındaydı, benim yanıma geldikten sonra iki elini öne getirerek eline almış olduğu bıçağı bana doğrulttu ve seni öldüreceğim dedi, ardından iki eli ile tutmuş olduğu bıçağı karın bölgeme sapladı. Ellerimi daha fazla bıçak darbesi almamak için karnımın üstüne siper ettiğim için bıçak elimi de kesti. Daha sonra kaçarak balkona koştum ve komşulardan yardım istedim. Bu esnada balkon kapısını eşim benim üzerime kilitledi ve benim cep telefonumu da alarak evden ayrıldı. Ben o esnada kan kaybettiğim için balkonda bulunan taburenin ayaklarıyla cama bir kaç darbe vurdum ve camı kırarak evin içine girdim. Daha sonra apartman merdivenlerine oturdum ve yardım istemeye devam ettim. Bir süre sonra olay yerine polis ve ambulans geldi. Beni hastaneye kaldırdılar.” şeklindeki beyanlarını destekleyen tanıklar F.T., M.G. ve B.T.’nin benzerlik gösteren ifadelerinde, ”Binanın 2. kat balkonundaki bir erkek şahsın ”… beni kurtarın, eşim beni bıçakladı” diye bağırıyordu, kadın şahıs erkek şahsa vurarak balkona attı ve kapıyı kilitledi. Daha sonra erkek şahıs sandalye tarzı bir malzeme ile balkon camını kırdı. Bayan şahıs ise binanın giriş kapısından çıkarak bizim yanımıza geldi. Aramızda herhangi bir konuşma olmadı. Kadın yanımıza oturup ağladı.” şeklinde görgüye dayalı bilgi sahibi sıfatıyla aktarımda bulunmaları, katılana ait adli muayene raporlarında, karın bölgesinde, göğüs sol kısmında, sağ
el 3. parmak ve sol el 2. parmakta kesilerin olduğuna ilişkin tespitler karşısında, sanık ile iki aylık evli olduğu katılan arasında, katılanın evlilik birliğinden önce edindiği taşınmazın paylaşımı hususunda çıkan tartışmada, sanığın, mutfaktan aldığı bıçakla katılanı 5 adet bıçak darbesi ile yaraladığı sabit görülmekle, sanığın hayatın olağan akışına aykırı olarak katılanın kendi kendisini bıçakladığına yönelik savunmalarına itibar edilmemesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Suç Vasfı Yönünden
Sanığın suçta kullandığı bıçağın öldürmeye elverişli olması, yoğun bakım ünitesine bağlı olarak 5 gün tedavi gören katılandaki beş adet bıçak darbesinden ikisinin iç organ (transvers kolon mezosu) yaralanması ile birlikte iç kanama oluşturmakla hayati tehlikeye neden olduğunun tespit edilmesi, sanığın eylemlerine devam ettiği esnada katılanın ikametin balkonuna kaçarak komşulardan yardım isteğinde bulunması, polise ve 112 Acil Çağrı Merkezine haber verilmesi sebebiyle engel halin ortaya çıkmış olması birlikte değerlendirildiğinde, sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu anlaşılmakla, suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 30.03.2021 tarihli ve 2020/639 Esas, 2021/865 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebeplerinde ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Söke 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.