YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4014
KARAR NO : 2023/4221
KARAR TARİHİ : 22.05.2023
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2021 tarihli ve 2020/51681 Soruşturma, 2021/1011 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.02.2021 tarihli ve 2021/855 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 25.02.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 28.03.2022 tarihli ve 2021/27768 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/49404 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2022 tarihli ve KYB-2022/49404 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, müştekinin şikayeti nedeniyle yapılan soruşturma sonunda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheliler ile müşteki arasında daire alım satım sözleşmesinden kaynaklanan senedin mevcut olduğu, şüphelinin uğradığı zararı karşılayamadığı için senedi icraya koyduğu, senedin ne kadarlık kısmının icraya konulduğu, veyahut alacağın bir kısmını tahsil etmesine rağmen ne kadarlık kısmının icraya koyduğunun icraya itiraz sonucu açıklığa kavuşacağı, tüm ifadeler ve dosyadaki belgeler incelendiğinde şüphelinin tamamen bedelsiz kalmış olan bir senedi icraya koyduğuna dair yeterli şüphenin bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de,
Şüpheli ve emlak işi ile uğraşan … … arasında daire alım satımına ilişkin ihtilaf bulunduğu, olay tarihinde bedeli şüpheli tarafından ödenen dairenin teslimine ilişkin anlaşmazlığın giderilmesi amacıyla müştekinin 400.000,00 Türk lirası bedelli kefil olduğu senedin şüpheliye verildiği ancak dairenin geçen süreç içerisinde şüpheliye teslim edilmemesi üzerine, … … tarafından başka bir dairenin içerisindeki malzemeler ile birlikte şüpheliye tapu devrinin yapıldığı, bu durumun şüpheli tarafından da doğrulanmış olduğu, şüphelinin uğramış olduğu zararın tamamen giderilmemesi nedeniyle 400.000,00 Türk lirası bedelli senedi icra takibine konu etmesi şeklinde gerçekleşen olayda,
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 15/10/2015 tarihli ve 2015/13753 esas, 2015/30108 karar sayılı ilamında yer alan “Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için; sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, … … tarafından şüphelinin zararının karşılanması amacıyla ihtilaf konusu daire dışında bir dairenin şüpheliye tapu devri yapılmasına rağmen şüpheli tarafından 400.000,00 Türk lirası bedelli senedin tamamının icra takibine konu edilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte olduğu ve şüpheli hakkında üzerine atılı suçtan kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunduğu, bu delillere ve suçun unsurlarına yönelik takdir ve değerlendirmenin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve … bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz …, süresi ve mercii gösterilir.
…“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
…“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar
verebilecektir.
6. 5237 sayılı Kanun’un 156 ncı maddesinin Bedelsiz senedi kullanma
başlıklı birinci fıkrası; “Bedelsiz kalmış bir senedi kullanan kimseye, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası verilir.” şeklinde düzenlenmiştir.
7. 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri uyarınca bedelsiz senedi kullanma
suçunun uzlaşma kapsamında olduğu anlaşılmıştır.
8. 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında; “Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin … olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.” denilmektedir.
9. 5271 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; “Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen…İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
” hükmü yer almaktadır.
10. Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin elinde borçlusu tarafından bedelinin tamamı ya da bir kısmı ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile sokması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan failin fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
11. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüpheli … ve emlak işi ile uğraşan … … arasında daire alım satımına ilişkin ihtilaf bulunduğu, bedeli şüpheli tarafından ödenen dairenin teslimine ilişkin anlaşmazlığın giderilmesi amacıyla borçlusu şikâyetçi …, kefili ise … … olan 400.000,00 TL bedelli bononun şüpheliye verildiği fakat anlaşmaya konu dairenin şüpheliye teslim edilmemesi üzerine, … … tarafından başka bir dairenin içindeki malzemeler ile birlikte şüpheliye devrinin yapıldığı, bu durumun şüpheli tarafından da doğrulanmış olduğu, şüphelinin ise uğramış olduğu zararın tamamen giderilmemesi nedeniyle bonodaki miktarın tümüne yönelik icra takibinde bulunduğunun dosya kapsamından anlaşılması karşısında; şüpheli … hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunduğu gözetilerek dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; “…şüpheliler ile müşteki arasında daire alım satım sözleşmesinden kaynaklanan senedin mevcut olduğu, şüphelinin uğradığı zararı karşılayamadığı için senedi icraya koyduğu, senedin ne kadarlık kısmının icraya konulduğu, veyahut alacağın bir kısmını tahsil etmesine rağmen ne kadarlık kısmının icraya koyduğunun icraya itiraz sonucu açıklığa kavuşacağı, tüm ifadeler ve dosyadaki belgeler incelendiğinde şüphelinin tamamen bedelsiz kalmış olan bir senedi icraya koyduğuna dair yeterli şüphenin bulunmadığı…” şeklindeki hatalı gerekçe ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, itirazın belirtilen yönden kabulü yerine reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.02.2021 tarihli ve 2021/855 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına
TEVDİİNE,
22.05.2023 tarihinde karar verildi.