Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2017/565 E. 2020/7458 K. 22.12.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/565
KARAR NO : 2020/7458
KARAR TARİHİ : 22.12.2020

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Dava, eksik ödendiği iddiası ile yaşlılık aylığı miktarının yeniden tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince davalı Kurumun istinaf başvurusunun kabulüne, dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dilekçesiyle; müvekkili davacının 17.07.1985-25.01.2008 tarihleri arasında esnaf Bağ-Kur, 01.02.2008-29.02.2012 tarihleri arası tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunu, Kurumca 29.02.2012 tarihli talebine göre emekli olduğunu, bağlanan aylığının 400 TL olduğunu, eksik olduğu düşüncesi ile yeniden hesaplama hususunda talepte bulunduğunu, ancak yapılan hesaplamada bir yanlışlık olmadığının bildirildiğin belirterek, tahsis talep tarihine göre alması gereken aylığının tespiti ile tespit edilecek miktarın davacıya yaşlılık aylığı olarak ödenmesi gerektiğinin tespiti, yapılan eksik ödemelerin davacıya yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
SGK vekili, aleyhe hususları kabul etmeyerek davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinde herhangi bir hatanın olmadığını, kurumca yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, uyuşmazlık, davacıya birleştirilen hizmetler üzerinden 01.03.2012 tarihinden başlamak üzere bağlanan yaşlılık aylığının hatalı hesaplanıp hesaplanmadığı hususuna ilişkin olup, davacının 01.02.2008 tarihinde 2926 sayılı yasaya göre tarım bağ kur sigortalılığının başladığı ve yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 29.02.2012 tarihine kadar kesintisiz devam ettiği, 13.04.2012 tarihli tarım sigortalı bilgileri ekstresinde davacının 1. basamaktan tescilinin yapıldığı, 13.04.2012 tarihli 1479 sigortalı bilgileri ekstresinde davacının 1479 sayılı kanuna göre zorunlu sigortalılığının 17.07.1985-25.01.2008 tarihleri arasında devam ettiği, 01.10.1999 tarihinde 7. basamağa, 01.10.2000 tarihinde 8. basamağa, 01.10.2001 tarihinde 9. basamağa, 01.10.2002 tarihinde 10.basamağa, 01.10.2003 tarihinde 11. basamağa, 01.10.2004 tarihinde de 12. basamağa yükseltildiği, 31.05.2012 tarihli aylık bağlama kararında davacının 1470 gün tarım bağ kur, 90 gün askerlik borçlanması ve 8108 gün esnaf bağ kur sigortalılığı birleştirilmek suretiyle 29.02.2012 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine istinaden 01.03.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, dosyaya sunulan aylık hesaplama tablosunun incelenmesinde; aylık hesaplanmasında herhangi bir hatanın olmadığı, ancak A aylığının hesaplanmasında 2926 sayılı yasaya göre tescil basamağı olarak 1. gelir basamağının karşılığı olan gelir tutarının alınması sonucu davacının aylığının düşük hesaplandığının tespit edildiği, bu durumda, davalı kurumun davacının 01.02.2008-30.09.2008 tarihleri arasında (2926 sayılı kanuna göre olan sigortalılık döneminde) 17. gelir basamağında bulunduğu kabul edilerek (davacının esnaf bağ kur kapsamındaki sigortalılık süresine göre basamak intibakının yapılması gerektiğini bilmemesi, bu hususun kurumca yapılması, kurumun görevi olması ve basamak intibakının yapılmaması nedeniyle kurumun kusuru sonucu prim borcu doğduğundan gecikme zammı tahakkuk ettirilmesi gerektiği) ve davacının bu dönemde ödediği primle 17. gelir basamağı üzerinden ödemesi gereken prim üzerinden prim borcu aslının kurumdan 28.05.2015 tarihli bildirimde fark priminin 2.043,32 TL olarak hesaplandığı ve davacının bu parayı 17.06.2015 tarihinde kurum hesabına yatırdığı, bu durumda davacının fark primi ödediği 17.06.2015 tarihini takip eden aybaşı olan 01.07.2015 tarihinden itibaren 2926 sayılı yasaya göre tescil basamağı 17. gelir basamağının karşılığı gelir tutarı olan 417.150.028 Lira esas alınarak hesaplanan aylığının 01.07.2015 tarihinden itibaren davacıya ödenmesi gerektiği, … SGK İl Müdürlüğü Selçuklu SGM’nin 01.04.2016 tarihli yazıları eki, aylık hesap detay tablosunda davacının tescil basamağının 17. basamak olarak kabul edilerek aylık başlangıç tarihindeki aylığının 824,82 TL aylık, 27,50 TL ek ödeme olmak üzere toplam 852,32 TL olarak hesaplandığı ve bu hesaplamanın usul ve yasalara uygun olarak hesaplandığı ve herhangi bir hatanın bulunmadığı, bu hali ile davacının 1479 sayılı yasaya tabi ve 2926 saylı yasaya tabi birleştirilen hizmetleri üzerinden davacının tescil basamağı 17. basamak olarak kabul edilerek 01.04.2012 tarihinden itibaren 282,98 TL fark aylığın çeşitli yasal düzenlemelerle yapılan artış oranları ile arttırılarak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, tavzihen ise tescil basamağı 17. basamak olarak kabul edilerek 01.04.2012 tarihinden itibaren 412,25 TL fark aylığın çeşitli yasal düzenlemelerle yapılan artış oranları ile arttırılarak yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiğine dair hüküm oluşturulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İlk derece mahkemesi hükmüne karşı davalı Kurum avukatı tarafından; kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, aslen davacının hakkında yapılan işlemlerin ve bu arada yapılan intibak ve aylık bağlama işlemlerinin hukuka uygun ve yerinde olması nedeniyle talebinin reddi gerektiğinden bahisle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi, Yapılan yargılama sonunda, tüm dosya kapsamına göre, davacının farklı sosyal güvenlik kurumları kapsamında geçen sigortalılık süreleri gözetilerek basamak tespiti yapması ve belirlenen basamak intibakı sonucu oluşacak prim borcunun varlığını belirlemesi ile usul ekonomisi yönünden yargılama aşamasında davacıya ödenmesi için süre verilmesine dair ilk derece mahkemesinin yaklaşımı yerinde ise de, hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı gibi değiştirilemeyeceği ve genişletilemeyeceğine dair HMK’nın 305. Maddesine aykırı olarak hüküm fıkrasında tavzih kararı ile değişiklik yapması uygun görülmemiş, ayrıca her durumda davacının belirlenen prim borcunu ödediği tarihi takip eden aybaşından itibaren, intibak sonucu belirlenen basamak üzerinden yaşlılık aylığı tahsisinin gerektiğinin gözetilmemesi de isabetsiz bulunmuş, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesinin hükmü kaldırılarak, davanın kısmen kabulü ile davacı …’ya, fark prim borcunu ödediği 17.6.2015 tarihini takip eden aybaşı olan 01.7.2015 tarihinden itibaren 17. basamak karşılığında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, 01.07.2015 tarihinden itibaren 17. basamak karşılığında oluşan ve çeşitli yasal düzenlemelerle yapılan artış oranları sonucunda kurumca hesaplanan fark yaşlılık aylıklarının, işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınıp davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, dair karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
SGK vekili, davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinde herhangi bir hatanın olmadığı, ayrıca davacı hakkında alt sınır aylıklarının gözetildiğini bu nedenle esas alınan raporun hatalı olduğunu belirterek ve resen belirlenecek diğer nedenlerle, kararın bozulmasını istemiştir.
Davacı vekili ise, intibak işleminde kurum hatası bulunması nedeniyle davacının ödeme tarihi değil, ilk talep tarihinden itibaren maaşının yeni duruma göre hesap edilmesi gerektiği ve alınan bilirkişi raporlarında hesaplama tekniğinin de yasaya aykırı şekilde belirlenmesi nedeniyle sonuç miktarın hatalı olduğunu belirtmiş, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Somut olayda, 17.07.1985-25.01.2008 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olan davacının, 2008 yılında yapılan tescille, 01.02.2008-29.02.2012 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanuna tabi, sigortalılığının bulunduğu ve 29.02.2012 tarihli tahsis isteminden sonra Kurumca 1. basamaktan yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılık sürelerinin yaşlılık aylığının belirlenmesinde esas alınan basamak tespitinde nazara alınıp alınmayacağı noktasındadır.
2926 sayılı Kanunun 34. maddesinin ilk halinde “Gerek bu Kanun gerekse diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamından çıkarak yeniden bu Kanun kapsamına girenlerin, evvelce bu Kanuna göre fiilen prim ödemiş oldukları son basamak üzerinden sigortalılıkları devam eder.” hükmüne yer verilmiş iken, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK ile anılan maddede yapılan değişiklikle diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi bir işte çalıştıktan sonra bu Kanun kapsamına girenlerin basamaklarının diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak intibak ettirilmek suretiyle belirleneceği, bu Kanun kapsamından çıkarak, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında sigortalı olduktan sonra tekrar bu Kanun kapsamına girenlerin basamaklarının, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak daha önce bulundukları son basamak üzerine intibak ettirilmek suretiyle yeniden belirleneceği, aynı kararname ile anılan Kanuna eklenen Geçici 10. madde ile de, Kanun Hükmünde Kararnamenin yayımından önce sigortalı olanların talepte bulunmaları şartıyla Kanun Hükmünde Kararnameyle değiştirilen 34. madde hükmünden yararlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesinin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararı ile 619 sayılı KHK’nın iptali sonrası 08.08.2001 tarihinden itibaren 28.01.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5073 sayılı Kanunun 5. maddesi ile değişik 34. maddede “…., diğer sosyal güvenlik kanunlarına tâbi bir işte çalıştıktan sonra bu Kanun kapsamına girenlerin basamakları diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak intibak ettirilmek suretiyle belirlenir.
Bu Kanun kapsamından çıkarak diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında sigortalı olduktan sonra tekrar bu Kanun kapsamına girenlerin basamakları, diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçirilen süre dikkate alınarak daha önce bulundukları son basamak üzerine intibak ettirilmek suretiyle yeniden belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
2926 sayılı Kanunun 34. maddesinde yapılan son değişikliklerin, değişiklikten önce sigortalı olanlara uygulanabilirliğine yönelik bir düzenleme yapılmamış ise de, 5458 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 1479 sayılı Kanuna eklenen ve 01.04.2006 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 27. madde hükmünde, 2926 sayılı Kanuna göre kayıt ve tescilleri yapılan sigortalıların 31.12.2007 tarihine kadar sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin tespitine ilişkin her türlü bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmek zorunda oldukları, bu tarihten sonra bilgi ve belge ibraz edenlerin hizmet süreleri saklı kalmak kaydıyla, ibraz ettikleri bilgi ve belgelerin basamak tespiti ve geriye dönük prim hesabında dikkate alınmayacağı, anılan tarihe kadar söz konusu bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmeyen sigortalıların Kurumda mevcut bilgi ve belgelere göre basamak tespitinin yapılarak ve geriye dönük prim borçlarının hesaplanacağı belirtilmiş, 5724 sayılı Kanunun 28. Maddesi ile bu maddedeki başvuru süresi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihine kadar uzatılmıştır.
Geçici 27. madde hükmünü göz önüne aldığımızda, 01.10.2008 tarihine kadar sigortalılar tarafından belgelerin ibraz edilmemesi halinde, geçmişteki farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi sigortalılık sürelerinin basamak tespiti ve geriye dönük prim hesabında dikkate alınmayacağı sonucuna varılmaktadır. Anılan maddede, “bilgi ve belgeleri Kuruma ibraz etmeyen sigortalıların Kurumda mevcut bilgi ve belgelere göre basamak tespiti yapılır ve geriye dönük prim borçları hesaplanır.” hükmüne yer verilmiş ise de, farklı sosyal güvenlik kurumlarının Geçici 27. Maddenin yürürlüğünden sonra 20.05.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5502 sayılı Kanun ile birleştirilmiş olması ve bu hali ile Geçici 27. madde metninde geçen “Kurum” tabirinden 1479 ve 2926 sayılı Kanuna tabi sigortalıları kapsayan Bağ-Kur’un anlaşılmasının gerektiği açık olup bu halde aynı Kurum bünyesinde bulunan 2926 ve 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalıların sigortalılık sürelerinin basamak intibakında değerlendirilmesi gerekmekte, farklı sosyal güvenlik kurumuna tabi sigortalılık sürelerinin (506, 5434,2925 sayılı Kanunlar) ise, geçici 27. maddenin yürürlük tarihi olan 01.04.2006 tarihine kadar Bağ-Kur kayıtlarına geçmiş olması ya da anılan maddede öngörülen son başvuru tarihi olan 01.10.2008 tarihine kadar sigortalı tarafından Kuruma bildirilmiş olması halinde basamak intibakında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Burada intibakı sınırlandıran 5510 sayılı Kanunun Ek 8. maddesi hükmünü de göz önünde bulundurmak gerekir. 6385 sayılı Kanunun 11. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ve 01.09.2013 tarihinde yürürlüğe giren, “1479 sayılı Kanun ve mülga 2926 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalıların basamak tespiti” başlığını taşıyan Ek 8. maddede “1479 sayılı Kanun ve mülga 2926 sayılı Kanun kapsamında 1.10.2008 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescili yapılan sigortalılardan, sigortalılık başlangıç veya bitiş tarihi değişenlerin daha önceden tespit edilmiş gelir basamakları ve bu basamakların yükselme tarihleri değiştirilmez. Bu sigortalılardan, tescil tarihi daha eski bir tarihe alınanların eski tescil tarihi ile yeni tescil tarihi arasındaki sigortalılık sürelerine ilişkin gelir basamağı, ilk defa tescil edildiği tarih itibarıyla seçtiği veya intibak ettirildiği basamak olarak kabul edilir.
Bu sigortalıların diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında geçen hizmet süreleri basamak tespitinde dikkate alınmaz.” hükmü öngörülmüş olup anılan hükmün gerekçesinden de anlaşıldığı üzere, intibak sonucu oluşan prim borcu nedeni ile af, tecil, taksitlendirme ve yapılandırma uygulamalarından yararlanan sigortalıların mağdur olmalarını engelleme amacı ile getirilmiştir.
Yukarıda zikredilen her iki Kanun maddesi birlikte değerlendirildiğinde ise, 01.10.2008 tarihi sonrasında kesinleşen mahkeme kararı ve benzeri sebeplerle Kurum kayıtlarına geçen anılan tarih öncesi sigortalılık sürelerinin basamak tespitinde nazara alınamayacağı sonucuna varılmaktadır.
Buraya kadar basamak intibakında değerlendirilmesi gereken sürelere yönelik yapılan açıklamalardan sonra, basamakların tespitinde esas alınması gereken ilkeler üzerinde de durmakta fayda vardır.
Bilindiği gibi 2926 sayılı Kanunun 33 ve 35. maddelerinin ilk halinde sigortalıların ödeyecekleri primlerin 12 basamaklı gelir tablosuna göre belirleneceği, basamakta bekleme süresinin 2 yıl olduğu, yazılı taleple ve prim ödemeye bağlı basamak yükseltileceği öngörülmüştür
04.10.2000 tarihinde yürürlüğe giren 619 sayılı KHK ile yapılan değişiklikle basamak sayısı 24’e çıkarılarak basamakta yükselme için Sigortalının ilk oniki basamakta bekleme süresinin bir onüçüncü basamaktan itibaren her basamakta bekleme süresinin ise iki yıl olduğu, ilk onbir basamakta sıra itibarıyla basamak yükseltilmesi, prim ödemeye ve talebe bakılmaksızın Kurumca yapılacağı, onikinci basamaktan itibaren basamak yükseltilebilmesi için, sigortalının yazılı talepte bulunması ve talep tarihinden önceki dönem sonu itibarıyla prim ve diğer borçlarını ödemiş olmasının şart olduğu belirtilmiş, anılan KHK’nın 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile iptal edilmesi sonrası ise de 28.01.2004 tarihinde yayınlanarak 08.08.2001 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5073 sayılı Kanun ile aynı yönde düzenlemeler yapılarak bu düzenlemelerin yürürlüğü bütçe kanunları ile 01.10.2008 tarihine kadar uzatılmıştır. Bilindiği üzere kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme olmadığı gibi, kural olarak, her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir.
Hal böyle olunca, davacının 17.07.1985-25.01.2008 tarihleri arasındaki aynı Kurum bünyesinde bulunan 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılık sürelerinin, çalışmaların geçtiği dönemlerde yürürlükte bulunan yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerde öngörülen basamak yükseltme esasları çerçevesinde, 2926 sayılı Kanuna tabi olarak bağlanan aylıkta basamak intibakında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, öncelikle, davacının 17.07.1985-25.01.2008 tarihleri arasında kalan sürelerdeki 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığın dikkate alınarak, davacının 01.02.2008 tarihi itibari ile tescil basamağının hangi basamak olması gerektiği davalı Kurumdan sorulmalı ve devamında intibak sonucu oluşacak prim borcunun varlığı sorularak belirlenmeli ve anılan borcun ödenmesi için davacıya süre verilmeli, sonrasında bu basamaklara göre başlangıçtan itibaren tahsisi gereken yaşlılık aylığı tutarı Kurumdan sorularak tespit edilmeli, davacının Kurumca belirlenen basamak ve yaşlılık aylığı miktarına itiraz etmemesi halinde bu tutarlar esas alınarak hüküm kurulmalıdır.
Davacı tarafından Kurumca belirlenen basamak ve aylık miktarına itiraz edilmesi halinde ise, yukarıda belirlenen ilkelere göre gerektiğinde bilirkişi marifeti ile basamakların tespitinden sonra yaşlılık aylığı miktarının belirlenmesi safhasına geçilmelidir.
Yaşlılık aylığının hesabında öngörülen istisnaları dışında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi ve bu maddenin yollaması ile anılan Kanunun 29 ve 2926 sayılı Kanunun 18. maddelerinin uygulanması gerekmektedir.
Geçici 2. maddede, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı, 2.9.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara tabi olanlara bağlanacak yaşlılık aylıkları aşağıdaki şekilde hesaplanır:
a) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sürelerdeki prim ödeme gün sayılarına veya fiilî hizmet süresine ait aylık; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki kanun hükümlerine göre, aylık talep tarihindeki toplam prim ödeme gün sayısı veya fiilî hizmet süresi üzerinden, bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla hesaplanacak aylığının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadarki prim ödeme gün sayısı veya fiilî hizmet süresi ile orantılı bölümü, aylık talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile çarpılarak hesaplanır.
b) Sigortalının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen sürelerdeki prim ödeme gün sayılarına ait aylığı, aylık talep tarihindeki toplam prim ödeme gün sayısı üzerinden 29 uncu madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının, bu Kanunun yürürlük tarihinden sonraki prim ödeme gün sayısına orantılı bölümü kadardır. Ancak, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 3600 prim gün sayısını doldurmamış olan sigortalıların yaşlılık aylığı bağlama oranının hesabında, sigortalının Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen ve Kanunun yürürlük tarihinden önceki prim gün sayısını 3600 güne tamamlayan hizmet sürelerinin her 360 günü için % 3 oranı esas alınır.
c) Aylık, (a) ve (b) bentlerine göre hesaplanan kısmî aylıkların toplamından oluşur. Aylıklar ayrıca 29 uncu maddenin son fıkrasına göre artırılarak belirlenir.
Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 82 nci maddesinin (a) bendine göre gösterge sistemi içinde hesaplanacak kısmî aylıklara esas gösterge, sigortalıların ortalama yıllık kazanç hesabına giren takvim yılı sayısı esas alınmak suretiyle hazırlanacak olan gösterge ve üst gösterge tespit tabloları esas alınarak belirlenir.
Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar geçen sürelere ilişkin aylığın hesabında esas alınan asgari aylık tutarı ile 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 82 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre belirlenen eski tam aylık tutarı, toplam prim ödeme gün sayısı içinde bu Kanunun yürürlük tarihine kadar geçen prim ödeme gün sayısının oranına tekabül eden tutar üzerinden esas alınır. …” hükmüne yer verilmiş, 29. maddenin “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalılar ile aynı fıkranın (c) bendine göre bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylığı, aşağıdaki hükümlere göre belirlenecek ortalama aylık kazancı ile aylık bağlama oranının çarpımı sonucunda bulunan tutardır.
Ortalama aylık kazanç, sigortalının her yıla ait prime esas kazancının, kazancın ait olduğu yıldan itibaren aylık talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan kazançlar toplamının, itibarî hizmet süresi ile fiilî hizmet süresi zammı hariç toplam prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanan ortalama günlük kazancın otuz katıdır.
Aylık bağlama oranı, sigortalının malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi geçen toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için %2 olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı %90’ı geçemez.
28 inci maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarına göre aylığa hak kazanan sigortalılar için hesaplanacak aylık bağlama oranı, prim ödeme gün sayısı 9000 günden az olanlar için çalışma gücü kayıp oranının 9000 gün prim ödeme gün sayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakamın %60’a bölünmesi suretiyle hesaplanan gün sayısına göre, %50’yi geçmemek üzere üçüncü fıkra uyarınca tespit edilen orandır. Prim ödeme gün sayısı 9000 günden fazla olanlar için ise toplam prim ödeme gün sayısına göre aylık bağlama oranı belirlenir. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için bu fıkrada geçen 9000 prim gün sayısı 7200 gün, %50 oranı da %40 olarak uygulanır.
Yukarıdaki şekilde hesaplanan aylığın başlangıç tarihinin yılın ilk altı aylık dönemine rastlaması halinde 55 inci maddenin ikinci fıkrasına göre Ocak ödeme dönemi için gelir ve aylıklara uygulanan artış oranı kadar artırılarak, yılın ikinci altı aylık dönemine rastlaması halinde ise öncelikle Ocak ödeme dönemi, daha sonra Temmuz ödeme dönemi için gelir ve aylıklara uygulanan artış oranları kadar artırılarak, sigortalının aylık başlangıç tarihindeki aylığı hesaplanır.” şeklindeki düzenlemesi ile de 01.10.2008 sonrası aylıkların hesaplama yöntemi belirlenmiştir.
Geçici 2. madde hükmü gereğince, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihine kadarki sigortalılık sürelerine yönelik aylıklar, 2926 sayılı Kanunun 18. maddesi gereğince hesaplanacak ve 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı bölümü aylık miktarında esas alınacak, 01.10.2008 tarihi sonrasındaki sigortalılık sürelerine yönelik aylıklar ise 5510 sayılı Kanunun 29 ve devamı madde hükümleri gereğince hesaplanacak ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen sigortalılık süresinin toplam sigortalılık süresine orantılı bölümü aylık miktarında esas alınacaktır.
2926 sayılı Kanunun 18. maddesinde, “Yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanan sigortalıya, bulunduğu basamakta en az bir tam yıl prim ödemiş olması şartıyla 33 üncü maddede belirtilen basamaklardan son defa prim ödediği basamak göstergesinin katsayı ile çarpımının % 70’i oranında yaşlılık aylığı” bağlanacağı, “Sigortalının bulunduğu basamakta en az bir tam yıl prim ödememiş olması halinde yaşlılık aylığı”nın bir önceki basamak üzerinden hesaplanacağı, yaşlılık aylığının hesabındaki aylık bağlama onanının “sigortalının kadın ise 58, erkek ise 60 yaşından sonra sigortalılığa devamda fazla olan her tam yaş için ve 25 yıldan fazla prim ödediği her tam yıl için %70 oranı birer artırılarak”, “yirmibeş yıldan eksik prim ödenmiş her tam yıl için %70 oranı %1 eksiltilerek” hesaplanacağı, hüküm altına alınmış, aylık miktarının artışını öngören 5073, 5282 ve 5454 sayılı Kanunlarda da bağlanacak aylıkların 2003 yılı Aralık ayında yürürlükte bulunan gelir tablosu ve gösterge tutarları esas alınarak hesaplanacağı belirtilmiştir.
Bu yasal düzenlemeye göre; A aylığının hesap formülü;
Son bir tam yıl prim ödenen basamağın
“ (01.07.2003) Gelir tablosu karşılığı
A Aylığı = Aylık gelir tutarı x ABO x 01.10.2008 öncesi hizmeti
Toplam hizmetleri “şeklinde olacaktır.
Bu şekilde A aylığı, 01.07.2003 tarihi itibarıyla aylık miktarını oluşturur. Bu tutara 2003 yılı Ocak ayından geçerli olmak üzere, yıl içerisinde memur maaş katsayısının artışı dolayısıyla yapılan artış miktarlarını 100 milyon liraya tamamlayacak miktarlarda ödenmesi gereken sosyal destek ödemesi tutarının 01.10.2008 tarihine kadar gecen sürelere ilişkin hesaplanacak kısmi tutarı eklenerek, 2004 yılı Ocak ödeme döneminden 2007 yılı Temmuz dönemi dâhil aylıklara uygulanan artışlar uygulanmak suretiyle (A) aylığı 2008 yılı Ocak dönemine, sonrasında, 2008 yılı dâhil olmak üzere tahsis talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşen güncelleme katsayısı ile çarpılarak tahsis talep yılının Ocak ayına taşınır.
Bu aşamadan sonra 01.10.2008 sonrası sigortalılık süreleri esas alınarak 5510 sayılı Yasanın 29. maddesi gereği aylık hesabı yapılmalıdır.
Anılan yasal düzenlemeye göre Aylık= Ortalama Aylık Kazanç x Aylık Bağlama Oranı formülüne göre hesaplanır.
Ortalama Aylık Kazanç ise 2008 yılı Ekim ayı (dâhil) ve sonraki her yıla ait prime esas kazancın, ait olduğu yıldan itibaren aylık talep tarihine kadar geçen yıllar için, her yıl gerçekleşecek güncelleme katsayısı ile güncellenerek bulunan kazançlar toplamının, 2008 yılı Ekim ayı (dahil) sonrası prim ödeme gün sayısına bölünmek suretiyle hesaplanan ortalama günlük kazancın 30 katıdır.
Burada prime esas kazanç tutarının belirlenmesi üzerinde durmakta fayda vardır. Bilindiği gibi 5510 sayılı Kanunun 80. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre “4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.
a) Aylık prime esas kazanç, 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartı ile kendileri tarafından beyan edilecek günlük kazancın otuz katıdır. Bu sigortalılar tarafından Kurumca belirlenen sürelerde aylık prime esas kazanç beyan edilir. Beyanda bulunmayan sigortalıların aylık prime esas kazancı, prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katı olarak belirlenir.
b) Sigortalı aynı zamanda işveren ise aylık prime esas kazancı, çalıştırdığı sigortalıların prime esas günlük kazancının en yükseğinin otuz katından az olamaz.…”. Anılan hüküm çerçevesinde 01.01.2009 tarihi sonrası dönem yönünden sigortalı tarafından beyan edilen günlük kazanç belirlenmeli, beyan bulunmadığı takdirde prime esas günlük kazanç alt sınırı esas alınarak prime esas aylık kazanç tutarı tespit edilmeli, 01.10.2008-01.01.2009 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise, prime esas kazanç beyan edilmemesi hâlinde, sigortalının daha önce bulunduğu en son gelir basamağına karşılık gelen tutar esas alınarak prime esas kazanç tespit edilmelidir.
Aylık bağlama oranı, sigortalının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi geçen toplam prim ödeme gün sayısının her 360 günü için %2 olarak uygulanır. Bu hesaplamada 360 günden eksik süreler orantılı olarak dikkate alınır. Ancak aylık bağlama oranı %90’ı  geçemez. 30.04.2008 tarihi ve öncesi sigortalılığı bulunup Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce 3600 prim gün sayısını doldurmamış olan sigortalıların yaşlılık aylığı bağlama oranının hesabında, sigortalının Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra geçen ve Yasanın yürürlük tarihinden önceki prim gün sayısını 3600 güne tamamlayan hizmet sürelerinin her 360 günü için %3 oranı esas alınır.
Açıklanan yöntemle hesaplanan yaşlılık aylığı; sigortalının fiili çalışma süreleri için prime esas günlük kazanç alt sınırları dikkate alınarak, talep yılına ait Ocak ayı itibariyle belirlenen ortalama aylık kazancının %35’inden, sigortalının talep tarihinde bakmakla yükümlü olduğu eşi veya çocuğu varsa %40’ından az olamaz.
Bulunan tutarın 01.10.2008 sonrası prim gün sayısına orantılı bölümü alınarak kısmi aylık (B) hesap edilecektir. Sigortalının aylığı (A) ve (B) kısmi aylıklarının toplamından oluşur. Bu şekilde bulunan tutar, tahsis talep yılının Ocak ayındaki aylık tutarıdır. Bulunan miktarın tahsis tarihine göre Ocak ve Temmuz ödeme dönemlerinde uygulanan artış oranları kadar arttırılması sonucu tahsis tarihindeki aylık miktarı belirlenir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak, mahkemece hükme esas alınan raporda davacının 22926 sayılı Yasa kapsamındaki tescil basamağının 17 olarak belirlendiği anlaşılmakta ise de, bu belirlemenin öncelikle kurumca yapılması gereği üzerinde durulmalı ve 17.07.1985-25.01.2008 tarihleri arasında kalan sürelerdeki 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı dikkate alınarak, davacının 01.02.2008 tarihi itibari ile tescil basamağının hangi basamak olması gerektiği Kurumdan sorulmalı ve devamında intibak sonucu oluşacak prim borcu Kurumdan sorularak belirlenmeli ve borcun ödenmesi için davacıya süre verilmeli, sonrasında bu basamaklara göre başlangıçtan itibaren tahsisi gereken yaşlılık aylığı tutarı Kurumdan sorularak tespit edilmeli, davacının Kurumca belirlenen basamak ve yaşlılık aylığı miktarına itiraz etmemesi halinde bu tutarlar esas alınarak hüküm kurulmalı, itiraz olması halinde ise denetime elverişli bir rapor aldırılmalı ve alınacak raporda kurum hesabından ayrılma yönleri belirlenmeli ve varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yukarıda belirtilen ilkelere uygun olmayan hesaplama yöntemi içeren bilirkişi raporu esas alınarak, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yapılacak irdelemede, davacının kararı temyiz etmediği ve davalı Kurum lehine mahkeme kararındaki tutar bakımından usuli kazanılmış hak oluştuğu da dikkate alınmalıdır.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 22.12.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.