YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/6219
KARAR NO : 2020/7880
KARAR TARİHİ : 29.12.2020
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, kapatılan 21. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı 15.09.1988 – 15.11.1988 tarihleri arasında davalıya ait inşaat işyerinde boyacı olarak çalıştığının tespitini talep etmiştir.
Mahkeme tarafından verilen 28.03.2017 tarihli “Davanın kısmen kabulüne, davacının 15/09/1988 tarihinde davalı …’a ait işyerinde 1 gün süreyle asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine” dair karar, Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi 22.03.2018 tarih ve 2017/6524 E., 2018/2726 K. sayılı ilamı ile,
“Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 10/11/1969 doğumlu davacının, bildirgedeki işe giriş tarihi olan 15/09/1988 tarihinde 19 yaşında olduğu, işe giriş bildirgesinin, Ertan Gökim’e ait 54143.31 sicil numaralı, … mah.1203. Sok.No:4 … adresindeki işyerinden 16/09.1988 tarihinde 262337 varide sayısı ile Kuruma verildiği, sigorta sicil numarasının 1988 yılı Eylül ayına ait seriden olduğu, işyerine ait kurumda kayıt olmadığı, işe giriş bildirgesindeki 4.4003.54143.31.02 sicil nolu işyerinin davalı … unvanlı olarak görünüyorsa da, işyerinin … Anamur ünvanlı işyerine ait olduğu, işyerinin 08/04/1988 tarihinde Kanun kapsamına alınıp 18/03/1989 tarihinde Kanun kapsamından çıkarılıp ve dosyanın imha edildiği, 1988 yılında kayıtlı … ünvanlı bir işyerine rastlanılmadığının bildirildiği, ancak mahkemece kolluk vasıtasıyla yapılan araştırmada, davacının çalıştığını iddia ettiği tarihte , davalı …’a ait inşaat olduğu ve davalının halen bu inşaat ile yapılan yerde ikamet ettiğinin tespit edildiği, Belediyede inşaat kaydına rastlanmadığı, 54143.33sicil numaralı işyerine ait 1988/3 ve 1989/1. döneme ait bordrolarda davacının ismine rastlanmadığının bildirildiği, Mahkemece Anamur daki bu işyerinden bildirilen bordro tanıklarının dinlendiği, davacıyı tanımadıklarını söyledikleri, davacı tanıklarının akrabaları olduğu, davacının hizmet cetvelinde 2005 yılında başlayan 2015 yılına kadar devam eden 3951 gün 1479 zorunlu sigortalılığı olduğu, 4/A çalışması olmadığı, bilirkişi Raporunda işe ilk giriş bildirgesindeki imzanın …’ın elinden çıktığı kanaatine varıldığı, eylemli çalışma olgusu yeterli ve gerekli bir araştırmayla sağlıklı bir biçimde belirlenmeden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda uyuşmazlık, fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bu durumda Mahkemece yapılacak iş; bildirgedeki işyeri sicil numarasının başka bir işyerine ait olması ve Kurum kayıtlarında böyle bir işyeri olmadığının bildirilmesi nedeniyle, işyerine ait kayıtların tespit edilebilmesi için tekrar Belediye’den ve Vergi Dairesinden etraflı araştırma yapmak iddiayı doğrulayan tanıkların hepsinin akraba olması nedeniyle akraba olmayan komşu işyeri, mahalle veya apartman sakinlerini tanık olarak dinlemek, çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince ortaya koyduktan sonra davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.” gerekçeleriyle bozulmuş; bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda Mahkemece, “Davanın reddine” şeklinde karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Hizmet tespitine ilişkin talebin Yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Kurumun 18.02.2016 tarihli cevabi yazısında, sigortalı işe giriş bildirgesindeki 4.4003.54143.31.02 sicil nolu işyerinin … unvanlı olarak göründüğü; ancak Kurum kayıtlarında işyerinin … Anamur unvanlı işyerine ait olduğu; 1988 yılında … unvanı adı altında bir işyerine rastlanılmadığının belirtildiği; Mahkemece Anamurdaki işyerinden 1988/3. dönemde bildirimleri yapılan tanıkların dinlendiği ve bu tanıkların …’de hiç çalışmadıklarını; davacıyı tanımadıklarını beyan ettikleri anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalı … ile dava dışı … Anamur unvanlı işyeri arasındaki ilişki irdelenmeli; bu bağlamda, taraf beyanları da alınarak komşu işyeri işverenleri ve bunların bordrolu çalışanları detaylı olarak araştırılarak beyanlarına başvurulmalı; işe giriş bildirgesinin 16.09.1988 tarih ve 262337 varide sayısı ile Kurum kayıtlarına geçtiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle Kurumdan davalı … ile dava dışı Mevlüt arasında herhangi bir ilişki olup olmadığı, Kurum kayıtlarında ortak işverenliklerinin bulunup bulunmadığı, işe giriş bildirgesindeki işyeri sicil numarasının ne suretle yazılmış olabileceği sorulmalı; işe giriş bildirgesindeki bilgiler çerçevesinde dava dışı …’ün, davalı … ile ilişkisinin olup olmadığı ve işe giriş bildirgesindeki işyeri sicil numarasının ne suretle yazıldığı hususunda beyanına başvurulmalı ve deliller hep birlikte değerlendirilip, takdir edilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29/12/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.