Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/6051 E. 2006/7627 K. 30.05.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/6051
KARAR NO : 2006/7627
KARAR TARİHİ : 30.05.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Çekişmeli parselin bulunduğu yerde 1983 yılında yapılan kadastro sırasında, … Mahallesi …. mevkii 146 ada 6 parsel sayılı 25.379 m2 yüzölçümündeki taşınmaz K.Sani 1321 tarih 3, Haziran 1940 tarih 8, Şubat 1944 tarih 2, Şubat 1946 tarih 4 sıra numaralı tapu kayıtları revizyon gösterilerek ve tutanağın iktisap sütununa “1947 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastro haritası içinde kaldığı ve 1979 yılında yapılan aplikasyonda taşınmazın durumu sonradan belli olacağı” belirtilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilip kadastro komisyonuna sunulmuştur. Kadastro komisyonunca yapılan inceleme ve araştırma sonucunda verilen 27.01.1984 tarihli kararla 146 ada 6 parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastro sınırları içinde kaldığı, gerçek kişilerin tutundukları tapu kayıtlarının taşınmazı kapsamadığı, arazi kadastrosu çalışmaları sırasında yapılan işlemle orman kadastro komisyonunca orman rejimi dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tarla niteliği ile Hazine adına tespite karar verilmiş, itiraz edilmediğinden kesinleşmekle Hazine adına tapuya tescil işlemleri yapılmıştır. Davacı … , 27.08.1984 tarihli dilekçe ile 146 ada 6 parselin 15 dönümlük bölümünün … (…)’dan miras yoluyla kendisine intikal ettiğinden adına tapuya tescili, davacılar …. ve arkadaşları 27.10.1992 tarihli dilekçe ile; ırsen intikal ve Şubat 1944 tarih 2 sıra numaralı tapu kaydına tutunarak çekişmeli taşınmazın … kızı … , … kızı …, … oğlu … mirasçıları adlarına tapuya tescili istemiyle, ayrı ayrı dava açmışlar, hukuki bağlantı sebebiyle dava dosyaları H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi uyarınca birleştirilmiştir. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın sınırlarında orman bulunduğu, dayanak tapu kayıtlarının değişir sınırlı olduğu gerekçesiyle davanın reddine yönelik verilen kararın davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine bozulmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.11.1995 gün 11840-14062 sayılı ilamında “Çekişmeli taşınmazın 97 m2 yüzölçümlü bölümünün 24.09.1948 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı belirlendiğinden bu yere yönelik açılan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak orman tahdidi dışında kalan yer hakkında yapılan inceleme ve araştırmanın yeterli olmadığı, davacıların tutundukları tapu kaydının yöntemine uygun olarak yerel bilirkişi ve tanıklar yardımıyla … bilirkişi aracılığıyla zemine uygulanması, komşu parsellerin tutanakları ve varsa dayanak belgeleri getirtilerek bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğunun denetiminin yapılması, tapu kaydı kapsamı dışında kalan yerlerde 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddeleri uyarınca zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın 99,90 m2 yüzölçümlü bölümünün 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarılarak 146 ada 9 parsel numarası ile Hazine adına tapuya tescil edildiğinden bu yere yönelik davanın reddine, geriye kalan ve imar uygulaması sonucu 613 ada 1 parsel numarasını alan 16.442,48 m2 yüzölçümlü bölümü 18 pay kabul edilerek 4/18 payı … oğlu … Çakar, 3/18 payı … kızı …, 3/18 payı … kızı …, 4/18 payı … kızı …, 4/18 payı … Gürses mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamından; 146 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 1990 yılında yapılan imar uygulaması ile ifraz edildiği ve 4.753 m2’lik bölümünün 1 nolu imar uygulaması sahasında kaldığı ve geriye kalan 20.626 m2’lik bölümünün 22.06.1990 tarihinde Hazine adına tapuya tescilinin yapıldığı ve Hazine tarafından 19.03.1992 tarihinde Sındırgı Belediye Başkanlığına bağışladığı, 22.11.1994 tarihinde yapılan imar uygulaması sonucu 4.084 m2’lik bölümün 9 nolu imar uygulaması sahasında kaldığı ve 487 ada 2 ila 9 ve 488 ada 15 parsellere ifraz edildiği, 99,90 m2 yüzölçümlü kesiminin de 02.06.1995 tarihinde ifraz edilerek 146 ada 9 parsel nosu ile arsa niteliği ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla orman rejimi dışına çıkarıldığı şerhi verilerek Sındırgı Belediye Başkanlığı adına tapuya tescil edildiği, bu davanın devamı sırasında 146 ada 6 parselin 19.02.1995 tarihinde 16.442,48 m2 yüzölçümlü olarak Sındırgı Belediye Başkanlığı adına tescil edilmesinden sonra 02.06.1995 tarihinde yapılan ifrazda 16.442,48 m2 yüzölçümlü 146 ada 8 parsel numarası verildiği, 19.03.1998 tarihinde 487 ada 2 ila 6 numaralı imar parsellerinin bir bölümü ile 146 ada 8 parselin tamamının birleştirilmesi sonucu 17.888,11 m2 yüzölçümlü 613 ada 1 parsel numarası ile aynı tarihte Sındırgı Belediye Başkanlığı tarafından Hazineye satıldığı anlaşılmaktadır.
Dava, 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesi uyarınca 10 yıllık süre içinde açılan tapu iptali ve tescil niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1947 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1983-1984 yıllarında genel arazi kadastrosu, 1979-1980 yıllarında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 27.03.1991 tarihinde ilan edilerek kesinleşmeyen sınırlaması yapılmamış yerlerin orman kadastrosu ve 3302 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Davalı Hazinenin temyiz itirazları 146 ada 6 sayılı parselden ifraz ve birleştirme yoluyla oluşan 613 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yöneliktir. Mahkemece bozma ilamına uyulmakla birlikte bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; davacıların tutundukları tapu kaydı yönetimine uygun olarak zemine uygulanmamış, yerel bilirkişinin “tapu kaydı mevkii ve sınırları itibariyle dava konusu taşınmaza uyar” biçimindeki soyut anlatımına değer verilerek hüküm kurulmuş, hükme dayanak yapılan … bilirkişi raporuna ekli krokide uygulanan tapu kaydında geçen ve bilirkişilerce belirtilen sınır yerleri gösterilerek keşfi izleme olanağı sağlanmamıştır. Diğer taraftan, dayanak tapu kaydında 4/18 pay sahibi … kızı …’nin usulüne uygun olarak açılmış bir davası ve eldeki davaya katılımı olmadığı halde, … kızı … adına da tescil kararı verilmiştir. Bundan ayrı; arazi kadastrosu sırasında çekişmeli taşınmazın 3116 tahdit haritası içinde kaldığı ve kadastro tespiti sırasında da orman rejimi dışına çıkarıldığından söz edilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edildiği halde, Orman İşletme Şefliğince dosyaya gönderilen 3 ayrı orman rejimi dışına çıkarma haritasında çekişmeli taşınmazın konumu birbirinden farklı işaretlenmiştir. Bozma öncesi alınan orman bilirkişi raporunda da tahdit ve orman rejimi dışına çıkarma haritaları ile çekişmeli parselin kadastro paftası ölçekleri eşitlenmemiş, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 yada 5 orman tahdit sınır noktasını gösterecek biçimde tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki çizilmemiş olduğundan çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman tahdidi ve orman rejimi dışına çıkarma haritasındaki konumu belli olmadığı gibi, 613 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 17.881,11 m2 yüzölçümüyle Hazine adına kayıtlı olduğu halde, 16.442,48 m2 yüzölçümlü olarak gerçek kişiler adlarına tapuya tescil edilmesinin nedeni kararda açıklanmamış, 146 ada 6 sayılı parselde ifraz edilen 146 ada 9 sayılı parselin Sındırgı Beledeyesi adına kayıtlı olduğu halde, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca orman rejimi dışına çıkarıldığından tarla niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı olduğundan söz edilerek davacıların 146 ada 9 sayılı parsel hakkında açtıkları davanın reddine karar verilmiş ise de, bu konuda hüküm temyiz edilmediğinden yanlışlığa işaretle yetinilmiştir.
O halde; öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 3116, 1744 ve 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastro, aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkartma haritaları, işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarını askı ilan tutanakları, 146 ada 6 parsel sayılı taşınmazı ve komşularının tamamını bir arada gösterir şekilde orijinal kadastro paftası ve bu paftaya göre komşu parsellerin tapulama tutanakları ve dayanak belgeleri bulundukları yerlerden getirtildikten sonra mahkemece, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişiler aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, yörede 1947 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşmiş tahdit haritası, 1979 -1980 yıllarında 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan aplikasyon ve 2.madde uygulaması ile 1991 yılında 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan 2/B madde haritaları ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın ilk tahdit haritası ile aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkarma haritasındaki konumları duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmalı; çekişmeli yerin bu haritalara göre yapılan uygulamalarla ilgili konumlarını ayrı ayrı renklerle gösteren müşterek kroki düzenlettirilmeli, çekişmeli taşınmazın ilk orman tahdit haritası içinde kaldığının belirlenmesi halinde tapu kaydı ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmeli, ilk orman tahdit haritası dışında kaldığının veya ilk tahdit haritası içinde olupta 1744 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldığının belirlenmesi halinde ise, davacıların tutundukları tapu kaydı tek tek sınırları itibariyle elverdiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler yardımıyla ve … bilirkişi aracılığıyla zemine uygulanmalı, bilinmeyen sınırlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıklardan her sınır hakkında ayrıntılı ve inandırıcı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu komşu parsel kayıtları ile denetlenmeli, böylesine yapılacak bir uygulama sonucunda taşınmazın tapu kaydı kapsamı ve ilk orman tahdit haritası dışında kaldığının belirlenmesi halinde bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması bakımından uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, çekişmeli taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacının kadastro tespit tarihine kadar bağımsız 20 yıl zilyetliğinin bulunmaması halinde eklemeli zilyetler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, çekişmeli taşınmazın 3083 Sayılı Yasa uyarınca … veya … arazi olup olmadığı, D.S.İ. Bölge Müdürlüğünden sorulup, … ve … olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak ve hükmüne uyulan bozma kararları gereğince tarafların leh ve aleyhine oluşan usulü kazanılmış hak da gözönünde bulundurularak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre davanın tarafları ve taleple bağlılık ilkesi gözetilerek 17.888,11 m2 yüzölçümlü 613 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA 30/05/2005 günü oybirliği ile karar verildi.