Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/1251 E. 2023/1256 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1251
KARAR NO : 2023/1256
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/275 E., 2015/165 K.
SUÇLAR : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan … vekili, sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Kısmi onama, kısmi düzeltilerek onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2015 tarihli ve 2014/275 Esas, 2015/165 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatına, resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz isteği; sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği sabit olmasına rağmen beraat kararı verilmesi ve resmi belgede sahtecilik suçundan sanığın mahkumiyetine karar verildiği halde katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuku aykırı olduğunu ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın suça konu bonoların sahte olduğunu bilerek imzaladığına dair delil bulunmadığına, sanığın suç işleme kast ve iradesinin olmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın alacaklısı Buse Matbaa …, borçlusu Can Mobilya San. Tic. Ltd. Şti. olan iki adet bonoyu, otomobil alışverişi sırasında katılan …’ya verdiği, bono bedellerinin ödenmemesi üzerine katılan … tarafından bonolarda borçlu olarak görünen katılan …’a ait Can Mobilya şirketi aleyhine icra takibi yapıldığı iddiasıyla sanık hakkında atılı suçlardan kamu davaları açılmıştır.
2. Soruşturma evresinde adli tıp uzmanı bilirkişiden alınan 04.04.2014 tarihli raporda, bonolar üzerinde bulunan keşideci el yazıları ve imzalarının sanık, katılanlar … ve …’ın eli ürünü olmadığı, orijinal belgeler oldukları ve aldatma niteliklerinin bulunduğu; kovuşturma evresinde alınan 02.02.2015 tarihli bilirkişi raporunda da, bonolar üzerindeki yazı, rakam ve Can Mobilya kaşe izi üzerinde atılı bulunan imzaların tanık A.R.K.’nın eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.
3. Sanık mahkemede yapılan sorgusunda; katılan …’nın ağabeyi olan ve kendisinin de uzun zamandır tanıdığı A.R.K.’dan faizle borç para aldığını, suça konu bonoları A.R.K.’nın kendisine getirdiğini ve cirolamasını isteyerek Garanti Bankasına tahsile koyacağını söylediğini, karşılığında da kendisine 10.000 TL nakit para verdiğini, kendisinin de bonoları hem firması olan Buse Matbaa hem de kendi şahsı adına imzaladığını, bonoların doldurulmuş olarak kendisine getirildiğini, Can Mobilya isimli şirketi tanımadığını beyan etmiştir. Sanık kolluktaki beyanında ise; suça konu iki adet bonoyu Can Mobilyadan mal karşılığı aldığını ve …’nın ağabeyi olan A.R.K.’ye malzeme karşılığında verdiğini beyan etmiştir.
4. Katılan … beyanında; Sanığa otomobil sattıklarını, karşılığında sanığın suça konu iki adet bonoyu verdiğini, senetlerin vadesinde ödenmemesi üzerine sanık ve katılan Bülen Özcan aleyhine icra takibi yaptıklarını beyan etmiştir.
5. Katılan … beyanında; Can Mobilya isimli adi ortaklık şeklinde bir iş yerlerinin olduğunu, banka tarafından suça konu iki adet bonoyla ilgili ihtarname gönderildiğini, senetlerin kendisi tarafından düzenlenmediğini, kaşenin sahte olduğunu beyan etmiştir.
6. Tanık A.R.K. beyanında; sanığa gayri resmi olarak Cıtroen C3 marka araç sattıklarını, sanığın da iki adet bonoyu doldurulmuş vaziyette kendilerine verdiğini, daha sonra bonodaki tutarları ödemediğini beyan etmiştir.
7. Tanık H.O. beyanında; A.R.K.’yi, sanığı ve sanığın eşini uzun yıllardır tanıdığını, sanığın cezaevinde olduğu bir dönemde eşi S.K.’nin yanına geldiğini ve sanığın A.R.K.’ye senetten dolayı 13.000 TL civarında borcu olduğunu, sanığın cezaevinde olması nedeniyle ödeyemeyeceğini, ancak cezaevinden çıktıktan sonra ödeyeceğini söylemek için görüşmek istediğini, birlikte A.R. K.’nin iş yerine gittiklerini ve görüştüklerini, A.R.K.’nin de kabul ettiğini beyan etmiştir.
8. Tanık A.R.K. ve katılan …, sanığa sattıkları araç ile ilgili belgelerin nerede olduğunu bilmediklerini, buldukları takdirde mahkemeye sunacaklarını beyan ettikleri ve mahkeme tarafından belgelerin sunulması için kendilerine süre verildiği ancak katılan … vekili tarafından araç satışına ilişkin belgelerin bulunamadığının belirtildiği görülmüştür.
9. Katılan … tarafından, sanık ve Can Mobilya San. Tic . Ltd. Şti. aleyhine İzmir 1. İcra Müdürlüğü aracılığıyla yapılan icra takibine ilişkin belgeler dosyaya konulmuştur.
10. Mahkemece, sanığın gerek katılan … gerekse de katılanın ağabeyi tanık A.R.K.’dan araba satın aldığına dair dosyada delil bulunmadığı gibi, satıldığı söylenen aracın plakası gibi belirleyici özelliklerinin de belirtilmediği gerekçesiyle dolandırıcılık suçundan beraat; resmi belgede sahtecilik suçundan ise, bonolardaki yazı ve imzaların tanık A.R.K.’nin eli ürünü olmadığına ve Can Mobilya isimli şirket adına atılı bulunan imzaların adı geçen şirket yetkilisi olan katılan … ve şirketin diğer ortaklarına ait olmadığına dair bilirkişi raporları bulunması ve bonoların arka yüzlerinde sanığın ciro imzalarının olması dikkate alındığında suça konu iki adet sahte bononun sanık tarafından katılan …’nın ağabeyi olan tanık A.R.K.’ye sahteliğinin bilerek verildiği gerekçesiyle resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş; sanık hakkında dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmesi ve katılan …’nın suçtan zarar gördüğü tespit edilemediğinden katılan … lehine vekalet ücreti ödenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafii ve Vekalet Ücreti İle Sınırlı Olarak Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanunu’nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın Mahkemece sorgusunun yapıldığı 26.01.2015 tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

IV. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2015 tarihli ve 2014/275 Esas, 2015/165 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücretine ilişkin paragrafın çıkartılarak yerine; “Katılan … kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1.500 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

B. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle, İzmir 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2015 tarihli ve 2014/275 Esas, 2015/165 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağan zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.03.2023 tarihinde karar verildi.