Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/8980 E. 2023/3493 K. 22.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8980
KARAR NO : 2023/3493
KARAR TARİHİ : 22.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1- Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan kamu davası açılmıştır.
2- Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2016 tarihli kararı ile sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan 4 yıl hapis ve 10,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, ceza infaz kurumunda olmasına rağmen kararın yüzüne okunmadığına, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, zarar oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve saire ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın, …’e ait Halkbank A.Ş tarafından verilen banka veya kredi kartının kopyalanması suretiyle oluşturulan sahte kartı 29.07.2015 ve 30.07.2015 tarihlerinde kullanarak yarar sağladığı iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
Sanık hakkında sahte kredi kartı üretme veya bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zamanaşımı süresi içinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
1- Başkasına ait banka hesabıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin ikinci fıkrasında; sahte banka veya kredi kartını kullanarak kendisine veya bir başkasına yarar sağlanması ise anılan maddenin üçüncü fıkrasında birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı suçları oluşturduğu, başkasına ait kimlik bilgileriyle sahte bir banka veya kredi kartı üretilmesi ve bu kartı kullanmak suretiyle yarar sağlanması halinde suçtan zarar görenin ilgili banka olduğu, kartları gerçeğe aykırı olarak üretilen banka sayısınca 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin ikinci fıkrası ile aynı bankanın birden fazla kartın değişik zamanlarda sahte olarak üretilmesi veya oluşturulması durumunda aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin, sahte olarak oluşturulan kartların para çekme veya alışveriş harcamalarında kullanılması halinde ise, banka sayısınca 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile aynı bankaya ait birden fazla kart ile veya bir kart ile değişik zamanlarda para çekilmesi veya harcama yapılması halinde ise aynı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca uygulama yapılması gerektiği cihetle;
Dosya ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinde yapılan incelemede; sanık hakkında aynı mağdur banka olan Halkbank A.Ş’ye yönelik sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçlarını işlediği iddiaları ile ilgili 09.07.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 22.12.2017 tarihli iddianame ile Karakoçan Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/107 Esas sayılı, 21.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 12.04.2016 tarihli iddianame ile Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/63 Esas sayılı, 04.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 15.02.2016 tarihli iddianame ile Alanya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/200 Esas sayılı, 22.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 17.11.2015 tarihli iddianame ile Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/833 Esas sayılı, 30.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 19.11.2015 tarihli iddianame ile Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/844 Esas sayılı, 30.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 06.01.2016 tarihli iddianame ile Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/8 Esas sayılı, 29.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 29.09.2015 tarihli iddianame ile Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/657 Esas sayılı, 22.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 07.09.2015 tarihli iddianame ile Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/625 Esas sayılı, 10.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 27.01.2016 tarihli iddianame ile Antalya 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/181 Esas sayılı davaların açıldığı anlaşılmakla; mükerrer cezalandırmanın önlenmesi bakımından sanık hakkındaki söz konusu dava dosyaları ve varsa başkaca dava dosyaları araştırılarak derdest olması halinde mümkün olduğunda davanın incelemeye konu dava dosyasıyla birleştirilmesi, suç ve iddianame tarihleri nazara alınarak aynı mağdur bankaya karşı olan eylemleri arasında hukuki ve fiili kesinti bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra ayrı suç mu oluşturduğu yoksa zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmeyeceğinin tespiti, hukuki ve fiili kesinti olmadığının tespiti halinde üretilen kredi kartı sayısı ve sanığın kastının ağırlı ile meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığı gözetilerek 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tayin edilecek temel hapis ve adli para cezasının üst sınırdan yada üst sınıra yakın bir oranda belirlendikten sonra 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca en yüksek oranda arttırım yapılması suretiyle cezaların belirlenmesi, birleştirmenin mümkün olmadığı taktirde dosyaların getirtilerek incelenmesi, bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örnekleri dosyaya konularak ve kesinleşen dava dosyası olması, hukuki ve fiili kesintinin olmaması halinde yukarıda belirtilen şekilde 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca belirlenecek sonuç ceza ile kesinleşen hüküm veya hükümlerdeki sonuç ceza arasındaki fark kadar ek cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmeden eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre de; gerekçede ”olayın oluş biçimi, sanığın güttüğü amaç da nazara alınarak atılı suçtan alt sınırdan uzaklaşılmak sureti ile cezalandırılması yönünde karar vermek gerektiği” kabul edilmesine rağmen hükümde sanığın alt sınırdan cezalandırılmasına karar verilerek çelişkiye neden olunması hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Sanığın Hüküm Tarihinde Ceza İnfaz Kurumunda Olmasına Rağmen Hükmün Yüzüne Okunmadığına İlişkin Temyiz İsteği Yönünden;
UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede, sanığın hüküm tarihi olan 27.01.2016 tarihinde ceza infaz kurumunda olmadığı anlaşılmakla; hükümde bu yönde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Sanığın Lehe Olan Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz İsteği Yönünden;
Türk ceza hukukunda benimsenen serbest takdir sisteminde cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenlerinin varlığını kabul ve değerlendirme yetkisinin tamamen hakime ait olduğu, Mahkemece “Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları” göz önünde bulundurularak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmamasında ve hükmolunan sonuç cezaların iki yılın üzerinde olması nedeni ile yasal şartlar oluşmadığından sanığın lehe hükümler olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi ve ertelenmesi hükümlerinden de yararlanamayacağı anlaşılmakla, mahkemenin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
5. Yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın 1 ve 2 nci fıkralarda belirtilen hususlar dışında kalan diğer ve sair temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün 1 ve 2 nci fıkralarında açıklanan nedenlerle Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.2016 tarihli mahkumiyet hükümlerine yönelik sanığın temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2023 tarihinde karar verildi.