Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1717 E. 2023/1818 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1717
KARAR NO : 2023/1818
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2018/231 E., 2022/391 K.
FER’İ MÜDAHİL : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 07.05.2014
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü

Taraflar arasında Mahkemesinde görülen hizmet ve sigorta başlangıcının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı … vekili ile feri müdahil kurum vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı …’ deki çalışması 01.01.1994 tarihinde başladığı halde sigorta bildirimlerinin 03.03.2004 ve 23.03.2006 tarihlerinde toplam 70 gün olarak bildirildiği belirtilerek sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1994 tarihi olduğunun tespiti ile bu süreler içerisinde yatırılmayan sigorta primlerinin ödenmesi istemine ilişkindir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının bahsetmiş olduğu sürelerin bir kısmında çalışmış olduğunu, bu süreler boyunca aralıksız çalışmadığını,bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, 5 yıllık sürenin geçtiğini, husumet yönünden davanın reddini talep ettiğini, müvekkil kurumunun davaya sebebiyet vermediğinden davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.04.2016 tarihli ve 2014/161 Esas, 2016/85 Karar sayılı kararıyla;
Dava hizmet tespiti davası olup her ne kadar tanıklar davacının davalı belediyede çalıştığını beyan etselerde, tanık beyanlarının birbiri ile çeliştiği, ayrıca belediyede o dönemde çalışan işçilerin listesinin istenmesine rağmen davacının isminin bu listede bulunmadığı, davacının davalı belediyede çalıştığına dair tanık beyanı dışında ıspata yeterli delil bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve feri müdahil kurum vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 17.04.2018 tarihli ve 2016/18990 Esas, 2018/3916 Karar sayılı Bozma ilamında;

2.1. Somut olayda ise; davalı işyerinin bir kamu kuruluşu olduğu dikkate alınmadan eksik araştırma ve inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; öncelikle davacıya hizmet talep ettiği süreleri açıklatmak, talep edilen tüm döneme ilişkin davalı …’nin dönem bordrolarını dosya arasına almak ve re’sen seçilecek bordro tanıklarını dinlemek, davalı …’den davacıya ücret ödenip ödenmediğini sormak ve ihtilaflı döneme ait ücret bordroları ile puantaj kayıtlarının tamamının aslını veya onaylı ve okunaklı örneklerini getirtmek, ücret ödeme bordrolarında davacının imzasının bulunup bulunmadığını saptamak, davacının işyeri özlük dosyasının eksiksiz ve onaylı bir örneğini Belediye’den istemek, davalı …’de talep edilen dönemde çalışmış şef, amir, müdür, muhasebe çalışanı gibi yetkili kişilerini dinlemek, davacının ihtilaflı dönemde ücretini ne şekilde aldığını araştırmak, bu konuda davacının beyanını almak, ücretini nasıl aldığını, kim tarafından nasıl ödendiğini sormak, bu dönemde çalıştığına ve ücret aldığına ilişkin belgeleri getirtmek, davacının resmi kayıtlara geçmeyen dönemlerde çalıştığını ve ücretini aldığını gösterir belgelerin ibraz edilememesi halinde bunun nedenini araştırmak, haklı ve izah edilebilir bir nedene dayanıyor ise bu takdirde tanık sözlerine itibar etmek, çalışmanın mevsimlik olup olmadığını araştırmak, kamu kurumu olan davalı işyerinde ücret alma iddiasının yazılı belgelerle ispat edilebileceği göz önünde bulundurularak varılacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

2.2.Kabule göre de; hizmet tespiti davalarında SGK’nın feri müdahil sıfatıyla davaya katılması gerektiğini düzenleyen ve 6552 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesi ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7 inci maddesine eklenen fıkranın 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe girdiği, eldeki davanın 07.05.2014 tarihinde açılmış olması sebebiyle söz konusu hükmün eldeki davada uygulanamayacağı anlaşıldığından karar başlığında davalı Kurumun feri müdahil olarak gösterilmiş olması da hatalı olduğundan bahisle karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Kararı
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,
SGK kayıtlarına göre davacının davalı Belediyede 2004 yılı 1 inci döneminde 35 gün, 2006 yılı 3 üncü döneminde 23 gün ve 4 üncü döneminde 30 gün olmak üzere toplam 88 gün sigortalılık kaydı bulunmaktadır. Belediye tarafından dosyaya sunulan davacıya ait tasdikli ve davacının imzası bulunan ücret bordrolarına göre davacının 1999 yılı 2 inci ayında 29 gün, 4 üncü ayında 29 gün, 2000 yılı 12.ayında 29 gün, 2001 yılının 11 inci ayında 10 gün, 9 ve 4 üncü aylarında 15’er gün, 10 uncu ayında 22 gün, 2004 yılının 8 inci ayında 15 gün olmak üzere SGK kayıtlarında yer almayan ve sigortalılık bildirimi yapılmayan toplam 164 gün davalı …’de çalışmasının bulunduğu tespit edilmiştir. Ancak davalının bir kamu kurumu olmakla birlikte dosya kapsamındaki ücret bordrolarına rağmen sigorta ve hizmet bildirgelerini vermeyerek davacıya ait sigorta primlerini ödememiş olması karşısında dinlenen tanık beyanlarına göre davalı …’nin kayıtlarını düzgün ve mevzuata uygun şekilde tutmadığı, davacı da dahil olmak üzere diğer işçilere ilçede Banka bulunmadığından ücretlerinin elden ödendiği, dinlenen tanıkların davacının 1994 yılı başından itibaren belediyede temizlik işçisi olarak çalıştığını beyan ettikleri, terör sebebiyle köylerden ilçe merkezine göç eden davacı da dahil vatandaşlardan bazılarını Belediye bünyesinde çalıştırdıklarının anlaşıldığı, açıklanan sebeplerle 1999, 2000, 2001 ve 2004 yıllarına ilişkin imzalı ücret bordroları ile de desteklenen tanık anlatımlarına üstünlük tanınarak Belediye’nin davacının sigortalılık bildirimlerini yapmadığı ve primlerini ödemediğinin anlaşıldığı, yine her ne kadar davacı kesintisiz çalıştığını belirtmiş ise de İŞKUR bildirimleri ve davacının Belediye’ye yaptığı iş başvurusunda geçici işçi olarak çalışma talebinde bulunması ile bazı tanık beyanlarıyla da sabit olduğu üzere davacının uzun süreli de olsa mevsimlik işçi olarak çalıştığının anlaşıldığı, buna göre davacının tanık beyanları ve Belediye kayıtlarına göre çalıştığı anlaşılan yıllarda mevsimlik işçi olarak çalıştığı ve bu sürenin her yıl 10 ay olduğu kabulü ile davacının 01.01.1994 tarihinden itibaren davalı …’de çalıştığı anlaşılmakla 01.01.1994 – 31.12.2006 tarihleri arasında SGK’ya toplam 3.812 gün sigortalılık süresinin bildirilmediği (bu süreye bildirimi yapılan 88 gün dahil değildir) anlaşıldığı gerekçesiyle,

Davanın kabulü ile;
Davacı …’in davalı … Başkanlığında 01.01.1994 – 31.12.2006 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak 3812 gün hizmetinin bulunduğunun tespitine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ile feri müdahil kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik inceleme sonucu verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Feri müdahil vekili temyiz dilekçesinde; kuruma müracaat edilmediği ve kararın eksik inceleme sonucu verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı Belediyede 01.01.1994 – 31.12.2006 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığı ile bu süreler içerisinde yatırılmayan sigorta primlerinin ödenmesi ve sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1994 tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Anayasamızın 141 inci maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bunun anlamı yargılama açık olarak yapılacak ve yargılamanın sonunda verilen karar da açıkça belirtilecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 149 uncu (HMK’nun 28.) maddesinde de bu husus belirtilmiştir.

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 381 inci (HMK’nun 294.) maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafları iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az aynı Kanunun 388 inci (HMK’nun 297.) maddesinde belirtilen hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur.

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388/1-3. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/1-c. maddesinde, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği açıklanmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 inci maddesinde:
“(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.

b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini.

c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri.

ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.

d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını.

e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi.

(2)Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde düzenleme getirilmiştir.

Yine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 389 uncu (HMK’nun 298.) maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı gibi, mahkeme hükmünü gerekçesi ile birlikte tam olarak yazmış olsa bile, bunu duruşma tutanağına tamamen yazdırması ve okunması gerekir. Bir başka ifade ile mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür.

Kısa karar, bir davayı sona erdiren ( Niha-i ) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388 inci (HMK’nun 297.) maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10/04/1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-23 E. – 268 K., 2012/6-97 E. – 203 K., 2012/10-149 E. – 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

3. Değerlendirme
Eldeki dava; davacının davalı Belediyede 01.01.1994 – 31.12.2006 tarihleri arasında geçen hizmetlerinin tespiti ile sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1994 tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, Mahkemece; davanın kabulü ile, davacı …’in davalı … Başkanlığında 01.01.1994 – 31.12.2006 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak 3812 gün hizmetinin bulunduğunun tespitine, dair hüküm kurulmuş ise de, verilen karar infaza elverişli değildir. Tespitine karar verilen 3812 günlük eksik günlerin hangi süre ve dönemlere isabet ettiği açıkça hükümde gösterilmemiştir. Böyle bir hükmün infazı sırasında bir faydası olmayacağı gibi, davacının hangi tarihlerde çalıştığı açıklanmadığı ve çalıştığı süreler dönem dönem başlangıç ve bitiş tarihleri ile gösterilmediği için, tam aksine tereddüt oluşturacağı da açıktır.

Mahkemece, davacının talep konusu dönem içinde her bir takvim yılı içerisinde ayrı ayrı hangi tarihler arasında kaçar gün çalıştığı ve prime esas kazanç tutarları da belirtilmek suretiyle hüküm kurulması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan Mahkeme kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,

01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.