YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18950
KARAR NO : 2023/2727
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, iftira
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Temyizin kapsamına göre İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 02.04.2015 tarihli ve 2015/9946 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve iftira suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca İzmir Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2015 tarihli ve 2015/292 Esas, 2015/497 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b. İftira suçundan 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyizi; mağdur ve sanık arasındaki ihtilafın hukuki mahiyette olduğu ve her iki suçun da unsurları itibarıyla oluşmadığına, ayrıca uygulamada lehe hükümlerin doğru gerekçelerle uygulanmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinin iftira suçu yönünden göz önüne alınmadığına ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu açısından ise yanlış uygulandığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Suriye uyruklu olup kuyumculuk işi yapan mağdurun, 2013 yılı başlarında ailesiyle birlikte İzmir ili Karabağlar ilçesine yerleştiği, yanında 4 kg civarında altın getirdiği ve kuyumculuk yapmak istediği, ancak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaması nedeniyle iş yeri açamadığı, nitekim oturduğu mahalledeki tanık C.T’nin boş dükkanını bu sebeple kiralayamadığı anlaşılmıştır.
2. Mağdurun bu durumu temyiz dışı sanık …’e anlatmasıyla …’in kardeşi olan sanık … üzerine kira kontratı ve iş yeri ruhsatı alınarak kuyumcu dükkanı açıldığı, sanığın burada işçi olarak çalışmaya başladığı, mağdurun 02.06.2014 tarihinde vatandaşlık almasından sonra sanıktan iş yerini devretmesini istediği, sanığın bu istem üzerine iş yerinin kendisine ait olduğunu, mağdurun ise yanında çalışan işçisi olduğunu, mağdurun zaman zaman iş yerindeki altınları akşam evine götürüp sabah getirdiğini,mağdurun 04.06.2014 tarihinde evine götürdüğü altınları getirip teslim etmediğinden bahisle şikayetçi olduğu, sanığın bu şikayetinden dolayı mağdur hakkında soruşturma yürütüldüğü, iddiadan başka delil olmadığı gerekçesiyle mağdur hakkında 24.06.2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği belirlenmiştir.
3. Mağdurun avukatının da 17.06.2014 tarihinde sanıktan işyerindeki altınları alarak teslim etmediği ve sanığın mağdura iftira attığı isnadıyla şikayetçi olduğu, bu şikayetle ilgili olarak da taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki mahiyet arzettiği gerekçesiyle 30.06.2014 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu karara mağdur vekilinin itirazı üzerine merci tarafından sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve iftira suçlarından kamu davası açmaya yeterli delil bulunduğu belirtilerek itrazın kabulüne karar verilmiştir.
4. Tanık C.T., Z.Y. ve H.A.’nın beyanlarının katılanın beyanlarını desteklediği, şöyle ki kuyumcu dükkanının kayden sanık adına olmakla birlikte tadilatının ve kira masraflarının mağdur tarafından karşılandığı, mağdurun Suriye’den yüklü miktarda altınla geldiği, sanığın mağdurun yanında işçi olarak çalıştığı belirlenmiştir.
5. Sanık, mağdur hakkındaki şikayetinde mağdurun yanında işçi olarak çalışıp altınlarını alarak iade etmediğini belirtmesine rağmen, sanığın hakkındaki soruşturma ve kovuşturmada mağdurla ortak olduğunu belirterek çelişkili savunmalarda bulunduğu tespit edilmiştir.
6. Yargılama aşamasında mağdurun zararının giderilmediğini ancak anlaştıklarını ve şikayetten vazgeçtiğini belirttiği, sanık müdafiinin ise ilk celsede 21.10.2014 tarihli taraflar arasında tanzim edilmiş protokol ve ibraname başlıklı bir belge sunduğu görülmüştür.
7. Mahkemece; Suriye uyruklu mağdurun ülkesinden yanında getirdiği altınlarla kuyumculuk yapmak istediği, vatandaş olmaması nedeniyle iş yerini sanığın adına açtığı, vatandaşlık kazandıktan sonra iş yerini ve altınlarını devralmak istemesi üzerine sanığın uhdesinde bulunan altınları inkar edip kendisine ait olduğunu belirtmesi karşısında hizmet ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu, ayrıca iş yeri ve altınlar sanığa ait olmamasına rağmen altınlar kendisine aitmiş gibi mağdurun altınlarını alıp iade etmediğine dair şikayeti sebebiyle de iftira suçunu işlediği gerekçesiyle hakkında mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında İftira Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Suçun unsurları itibarıyla oluştuğuna dair Olay ve Olgular Bölümünün (7) numaralı paragrafında izah edilen Mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiş ve ayrıca sanığın aşamalardaki savunmaları nazara alındığında etkin pişmanlık hükümlerinin tatbikini gerektirir bir durumun olmaması nedeniyle sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Sanık Hakkında Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Suriye ülkesinden mülteci olarak gelip 2013 yılı başlarında İzmir ili Karabağlar ilçesine yerleşen mağdurun yanında getirdiği 4 kg civarındaki altınla kuyumculuk yapmak istediği, ancak 02.06.2014 tarihine kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaması sebebiyle işyeri kiralayarak sanık adına aldığı ruhsat ile kuyumculuk işi yapmaya başladığı, gerçekte iş yerinin mağdura ait olduğu, sanığın ise bu işyerinde ücretli işçi olarak çalıştığı ancak kayden bu işlemlerin sanık üzerinden yürütüldüğü, mağdurun vatandaşlık kazanmasından sonra işyerinin ve altınların devrini istemesi üzerine sanığın tüm kayıtların kendisi adına olmasından da faydalanmak suretiyle söz konusu altınların kendisine ait olduğunu beyan ederek mal edindiği, işyerinin anahtarının sanıkta bulunduğu, sanığın çalıştığı işyerinde altın alım satımı yaptığı, üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin bulunduğu altınları alması eyleminin hizmet ilişkisi nedeniyle güveni kötüye kullanma suçuna temas etmesi nedeniyle suç vasfının nitelikli hırsızlık olduğuna dair tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu ile iftira suçunun birlikte işlenmediği anlaşılmakla; sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle , 24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapıldıktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekliliği nedeniyle kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında İftira Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2015 tarihli ve 2015/292 Esas, 2015/497 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2015 tarihli ve 2015/292 Esas, 2015/497 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.