YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/4129
KARAR NO : 2023/3777
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın beraatine dair karar
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan kamu davası açılmıştır.
2. İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.04.2017 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 6.000,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
3. İlgili kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 05.10.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kabulü ile fiilinin anayasal şikayet hakkı kapsamında kaldığı ve iftira kastının olmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; ”bozma,” görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebebi; sübuta ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın 24.09.2014 tarihinde Başbakanlık Bilgi Edinme Merkezi ( BİMER)’e katılan hakkında ihbarda bulunarak; ”katılanın kamuoyunda paralel yapı olarak bilinen ve devlet içerisinde illegal olarak örgütlenen grubun adamı olduğundan ayrıca kendisine biat etmeyenlerle sinsice uğraştığı, devlete ait ekip aracını evine gidip gelirken de şahsi işlerinde kullanarak 1500 km yol yaptığı” yolunda iddialarda bulunduğu, söz konusu iddialar üzerine İzmir Valiliği İl polis Disiplin Kurulu tarafından müşteki hakkında kapsamlı soruşturma başlatıldığı, yapılan idari soruşturma sonucu 14.01.2015 tarih 2014/1250 suç no, 2015/52 karar numaralı kararla” suçlamaların tamamen soyut olduğu ve sabit olmadığı” gerekçesiyle müşteki hakkında ceza tayinine mahal olmadığına karar verildiği, sanığın, katılan hakkındaki söz konusu iddiaların yasal müracaat hakkının kullanılması kapsamında olmadığı ve katılan hakkında adli – idari soruşturma açılmasının temin amaçlı olduğu ve sanığın sabit olmayan bu isnatlarda bulunarak iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinde düzenlenen iftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekmektedir. Somut olayda, sanığın katılan hakkında bir takım duyumlarının araştırılmasına yönelik başvuru yaptığı, sanığın, katılanın kuruma ait ekip aracını şahsi işlerinde kullandığına yönelik iddiası yönünden, tanık beyanlarına da yansıdığı üzere katılanın görev yerindeki hizmet aracını belli dönemlerde özellikle nöbetçi olduğu zaman diliminde kullandığının anlaşıldığı, katılanın ne şekilde kullanıldığı ancak bir soruşturma ya da inceleme sonucunda ortaya çıkarılabileceği, katılanın paralel yapı olarak bilinen ve devlet içerisinde illegal olarak örgütlenen grubun adamı olduğuna ilişkin iddiası yönünden, UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada katılan hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 24.05.2019 tarihli iddianame ile silahlı terör örgütüne üye olma (FETÖ) suçundan dava açıldığı ve katılanın Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edildiği gözetildiğinde sanığın iddiaların bir takım somut vakalara dayandığı anlaşılmakla; sanığın aşamalardaki savunmalarına, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın eyleminin suç işlemediğini bildiği kimselere suç atma niteliğinde olmayıp, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 74 üncü maddesinde düzenlenen şikayet ve dilekçe hakkı kapsamında kaldığı ve sanığın iftira kastı ile hareket etmediği yönündeki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş ve Cumhuriyet savcısının sübuta ilişkin temyiz nedeninin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 05.10.2021 tarihli kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2023 tarihinde karar verildi.