YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/18434
KARAR NO : 2008/6009
KARAR TARİHİ : 17.04.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar … … mirasçıları … … ve paydaşları 09.10.2001 tarihli dilekçeleriyle, … … Mahallesi … mevkii 3300, 3302 ve 3314 sayılı parsellerin, Haziran 1339 tarih ve 73 numaralı sicilden gelen … 1947 tarih ve 6, Mart 1953 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığı ve kendilerinin de tapu maliki mirasçılarından olduğu, eklemeli olarak 50 yıldan fazla süredir … alanı olarak zilyet edildiği, parsellerin 1946 orman sınırları içindeyse de, 1952 yılında makiye ayrılmakla, orman ile ilgisinin kalmadığı, Hazine adına tesbit ve tescilinin kesinleştiği tarihe kadar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluştuğu iddiasıyla, Hazine adına oluşan tapu kayıtlarının iptali ve adına tescillerini istemiş, 04.04.2005 tarihli dilekçeyle dayandıkları tapu kaydının ilk tesisinin Şubat 1300 D. Tarih ve cilt 28, Sayfa 203 sayılı tapu kaydı olduğunu bildirmiştir. Mahkemece davanın REDDİNE karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 04.11.1976 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı yasanın 2. madde uygulaması, 1987 yılında yapılıp, 04.06.1987 tarihinde ilan edilen ve 04.12.1987 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı yasa ile değişik 6831 sayılı yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
… (…) Mahallesi … mevkii 3300, 3302 ve 3314 parsel sayılı sırasıyla 1559 m2, 2409 m2 ve 3314 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, 1988-1992 arasında yapılıp, 28.01.1993 ila 01.03.1993 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen arazi kadastrosunda, 1977 yılından beri … …’nın kullanımında olduğundan söz edilerek Hazine adına tesbiti itirazsız kesinleşmekle tapuya kayıt edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, kesinleşmiş orman kadastrosu, … tefrik haritası ve 6831 Sayılı Yasanın 2. madde tutanakların ve haritalarının uygulamasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları içindeyken, 1957 yılında, makiye ayrıldığı, 1961 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı, 1976 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1345 parsel sayısı ile 1980 yılında Hazine adına tescil edildiği, gerçek kişilerin itirazı üzerine Kadastro Mahkemesinin 11.6.1984 gün ve 1984/417-879 sayılı kararı ile bu tecilin ikinci kadastro sayılarak iptal edildiği, çekişmeli parsellerin, 1988 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında tekrar Hazine adına tesbit edilip, kadastro tesbitlerinin itirazsız kesinleştiği, tutunulan tapu kaydının arazi kadastrosunda 195 ila 245 ve 352 ila 358 sayılı parsellere uygulandığı, yerel bilirkişi anlatımlarına dayanan Harita Mühendisi bilirkişinin memleket haritasında işaretlediği sınırlara göre tapu kaydının anlatılan sınırları itibariyle yüzölçümünden oldukça fazla yeri kapsadığı, bu sınırlar içinde sınırlaması itirazsız kesinleşen orman alanları, dağlar ve tepelerin yer aldığı, 3402 sayılı yasanın 20/C maddesi gereğince kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, çekişmeli taşınmazların, tutunulan tapu kaydının yüzölçümü ile geçerli kapsamı içinde kalmadığı belirlendiğine, bu yerlerin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilip edilemeyeceği ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı konusuna gelince; Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, 5653 sayılı yasa ile değişik 3116 sayılı yasanın 1. maddesi hükmüne göre kurulan makiye ayırma komisyonunun, 6831 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yasal hiçbir dayanağının kalmadığı, yörede 1953, 1957 ve 1963 yıllarında yörede makiye ayırma çalışması yapan komisyonlar yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştıkları bu nedenle yaptıkları makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği, 6831 Sayılı Yasanın değişik 2. ve 2/B madde uygulaması sonucu orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 Sayılı Yasa gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla, Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi ve yine yasalar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle aynı yasanın 18. maddesi hükmü karşısında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu olamayacağı gibi, makiye ayırma işleminin yapıldığı 1957 yılından, arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı 1961 yılına, bu tarihten, Hazine adına tesbit edildiği 1980 yılına ve bu tarihten, gerçek kişilerin açtığı dava sonucu tekrar tapulama dışı bırakıldığı 1984 yılına ve bu tarihten sonra da yine, belediye sınırları içine alındığı 1987 ve Hazine adına tesbitinin yapıldığı 1988 yılına kadar, kesintisiz ve nizasız 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin hiçbir zaman dolmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 17/04/2008 günü oybirliği ile karar verildi.