Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/34035 E. 2023/350 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/34035
KARAR NO : 2023/350
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
TUTUKLU

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/667 E.- 2022/833 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık ve müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/110 Esas, 2021/434 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62’nci maddesinin , 53’üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58’inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 21.06.2022 tarihli ve 2022/667 Esas, 2022/833 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi hükmünün istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 10.08.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafinin temyiz istemi, sanığın üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığına, eksik inceleme ve araştırma sonucunda mahkumiyet hükümü kurulduğuna, yetersiz gerekçeyle hüküm kurulduğuna, somut hiçbir delil bulunmadığına, hukuka aykırı olarak elde edilen delillere dayanılarak mahkumiyet hükümü kurulduğuna, hata hükümlerinin uygulanmadığına, sanığın işlendiği zaman suç olarak gösterilmeyen fiilden dolayı cezalandırmayacağına, sanığın Bank …’daki hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğuna, gerçeği yansıtmayan tanık beyanları esas alınarak mahkumiyet hükmü kurulduğuna, hakkında TCK’nın 61. maddesindeki ölçütler ve 3. maddesindeki fiilin ağırlığı ile orantılı ceza verilmesi ilkesi çerçevesinde temel cezanın saptanması gerektiği gözetilmeden alt sınırdan uzaklaşılarak ve hakkaniyet ölçülerine uyulmayarak fazla ceza tayin edilmiş ve neden alt sınırdan uzaklaşıldığına, sanığın üzerine atılı suçtan dolayı hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak mahkumiyet kararı verilmiş olması istemine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın ByLock programını kullanmadığı yönündeki savunmalarının gerçeği yansıtmadığı ve kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı, sanık R.V’ın örgüt içerisinde ATM (Arama Tarama Mesulü) görevi yapması, üniversite öğrenimi sırasında örgüt deyimi ile örgüt evlerinde ev abiliği yapması, örgüte ait evlerde kaldığı süreçte örgütsel faaliyetlere katılması, örgüt içerisinde gizliliği sağlamak amacıyla Şakir kod adını kullanması, örgüt içerisinde kullanıldığı tespit edilen ByLock isimli kriptolu haberleşme programını kullanması, ByLock içerik mesajlarında çok sayıda örgütsel jargonla yazılmış ve sanığın örgüt içi konumunu gösterir yazışmaların bulunması, örgüte ait bankanın likidite krizi yaşadığı dönemde ve bu krize bağlı olarak olası bir TMSF müdahalesini engellemek için FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından bankaya destek amaçlı para yatırma çağrısının yapıldığı dönemde şahsın bankayı fonlaması, bunların yanı sıra örgütle iltisaklı sendikada kaydının olması yine örgütle ilişkili şirketlerde SGK kaydının olması, örgüt tepe yönetimi ile HTS kaydının oluşu uzunca bir süre firari olarak soruşturmadan kaçması, bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın örgütün amacını ve faaliyetlerini bilmesine rağmen uzun bir süre bu yapıda kalıp irtibatını devam ettirmesi hususları da gözönüne alınarak sanığın süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz edecek şekilde FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği, söz konusu örgütün devlet ve toplum için tehlikeli olduğu, vehamet arz eden eylemler gerçekleştiren bir örgütün üyesi olması nedeniyle tehlike suçu olarak düzenlenmiş olan silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varıldığı anlaşılmış, sanığın bu nedenlerle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Sanık yönünden cezanın belirlenmesi aşamasında suçun işleniş biçimi, fiilin özellikleri, suç sebep ve saikleri, kastın ağırlığı ve yoğunluğu ve bunun yanında suçluluk durumu ve suç kastının belirlenmesine yönelik üyelik için yeterli diğer delillerle ve örgütle iltisakı gösterir diğer argumanlarla desteklenmiş olması, sanığın örgüt içerisinde tespit edilen konum ve faaliyetleri ve bu nedenle meydana gelen tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak takdiren ve teşdiden belirlenmiş, sanığa verilen cezanın atılı suçun 3713 sayılı yasanın 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle aynı yasanın 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırılmış, sanığın yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak hakkında TCK’nın 62/1 maddesindeki takdiri indirim hükümünün uygulanmasına karar verilerek hüküm kurulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanık S.A. adına kayıtlı 0530(…)(..)(..) GSM hattı üzerinden, 19.02.2016 son tespit tarihi olacak şekilde Bylock isimli kripto haberleşme programını kullandığı ByLock içeriklerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen Bylock Kimlik Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre, ID numarasının “…”, kullanıcı adının “…” ve şifresinin “…” olduğunun, şifresinin çocuklarının ismi olduğu, mesaj içeriklerinden de anlaşılacağı üzere ekli olan kişilere çocuğunun üniversiteye gittiğini beyan ettiği sanığın bir oğlu olup ve üniversiteye gittiği ve sanığın ByLock hesabının uyumlu olduğu görülerek gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme amacıyla kullandığı;
b) BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; Bank … nezdindeki hesap hareketlerinin incelenmesi neticesinde, sanığın yaptığı işlemlerin örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte olduğu,
c) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, sanık FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün haberleşme aracı olan ByLock programını indirdiğini inkar etmiş ise de ByLock hesabının şifresinin “…” olduğunun, şifresinin çocuklarının ismi olduğu, mesaj içeriklerinden de anlaşılacağı üzere ekli olan kişilere çocuğunun üniversiteye gittiğini beyan ettiği sanığın bir oğlu olup ve üniversiteye gittiği ve sanığın ByLock hesabının uyumlu olduğu görülerek , özleri birbirleri ile uyumlu olan ve itibar edilmemesi için bir neden bulunmayan tanığın beyanına göre; üniversite döneminde yapıya ait evlerde kalarak ev abiliği yaptığı, ByLock mesaj içeriklerinden de ATM( arama tarama mesulü) olduğu, örgüte müzahir kurumlarda SGK kaydının bulunduğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve saikini bilerek örgütsel hiyerarşiye dahil olduğunun tanık beyanı ile de desteklendiği, ByLock programı kullandığı belirlenen sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmeyip hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 21.06.2022 tarihli ve 2022/667 Esas, 2022/833 Karar sayılı kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.