Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2007/17506 E. 2008/2940 K. 26.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/17506
KARAR NO : 2008/2940
KARAR TARİHİ : 26.02.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı Hazine,… Beldesi 3306 parsel sayılı taşınmazın tamamının öncesinin orman olduğunu; yörede 13/04/1999 tarihinde ilan edilen ve kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığını, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece, “davanın kısmen kabulüne çekişmeli parselin … bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1270.24 m2’lik kısmının davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline, bu kısmın tapusunun beyanlar hanesinde 2/B uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığının şerh verilmesine, taşınmazın kalan kesimlerine yönelik davanın reddine davanın açılmasına davalı sebep olmadığından ve dava konusu taşınmaz OTS içine alındıktan sonra davalının tapusu oluştuğundan davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, aynı nedenle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına” karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16/01/2007 tarih 2006/16221-2007/162 E.K. sayılı kararında “mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hükme yeterli olmadığı, hükme esas alınan orman ve harita mühendisi bilirkişilerinin ortak raporlarında çekişmeli parselin bir kısmının orman tahdit sınırları dışında kaldığını bildirerek orijinal orman tahdit hattı üzerinde basitçe yerini gösterdikleri. düzenlenen krokinin ise, yalnızca çekişmeli parsel ve yakın çevresindeki bir-iki orman sınır hattını göstermekte olup, komşu parsellerle birlikte geniş çevreye ait bir uygulama yapılmadığından raporun denetleme olanağı bulunmadığı, taşınmazın memleket haritasındaki konumu irdelenmişse de rapor içeriğindeki açıklamalar ile memleket haritasındaki konum gösteriminin de çelişkili olduğu, ayrıca kararda kavram karmaşasının da söz konusu olduğu; bir yerin orman sayılan yer olması ile 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olmasının farklı kavramlar olduğu; orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilen bir yerin tapu kaydı üzerine 2/B madde uygulama sahasında kaldığına ilişkin şerh verilemeyeceği, tüm bunlardan ayrı olarak; yargılama giderlerinin davacı Hazine üzerinde bırakılması ve lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de doğru olmadığı, H.Y.U.Y.’nın 94. maddesinde davayı kabul eden tarafın da mahkum olmuş gibi mahkeme masraflarını ödemeye mecbur olduğu, aleyhine hüküm kurulan tarafın hal ve vaziyeti ile aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermemiş olması ve ilk oturumda davayı kabul etmiş olması halinde mahkeme masraflarından sorumlu tutulamayacağı, anılan yasa hükmünün bir istisna maddesi olup, davanın kabulü durumunda ve belirtilen şartların oluşması halinde uygulanabileceği, temyize konu davada davanın kabulü gibi bir durumun söz konusu olmadığı; Hazine, taşınmazın
-2-
2007/17506-2008/2940

tümünün öncesinin orman olduğu iddiasında bulunduğuna göre, orman kadastrosunun 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce yapılması nedeniyle 3402 Sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. bendinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü süreye bağlı kalmadan taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğu iddiası ile her zaman dava açabileceği, belirtildikten sonra mahkemece; öncelikle, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenejman planı ilgili yerlerden getirtilip; önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir uzman harita mühendisinden oluşacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla mahallinde yeniden yapılacak inceleme ve keşifte yörede 1942 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşmiş tahdit haritası ile 1990 yılında 3302 Sayılı Yasaya göre yapılan 2/B madde haritaları ve tapulama paftası ölçeklerinin denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanması, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 3 ya da 4 orman sınır noktasını gösterir biçimde çekişmeli taşınmazların ilk tahdit haritası ve 2/B madde haritasındaki konumu duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması, eğer taşınmazların tamamının veya bir kısmının tahdit sınırları dışında kaldığı saptanırsa memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenejman planının çekişmeli taşınmazlarla birlikte … araziye de uygulanmak sureti ile taşınmazların bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi, taşınmazların bu haritalar üzerinde konumlarının gösterilmesinin sağlanması; sonuçta kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı belirlenen yerlerin orman; usulen yapılan 2/B uygulama sınırları içinde kaldığı belirlenen yerlerin ise, hali hazır niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli parselin (A) ile işaretli 1270.24 m2’lik kısmının davalı adına olan tapusunun iptali ile Hazine adına tapuya tesciline; bu yerin tapu kaydının beyanlar hanesinde 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun şerh verilmesine, kalan kısma yönelik davanın reddine karar verilmiş; bu karar davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava; parsellerin tamamının öncesinin orman olduğu, kesinleşen 2/B uygulaması sınırları içinde kaldığı iddiası ile açılan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1942 yılında 4783 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmaksızın 3116 Sayılı Yasaya göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu ile 13.04.1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki;
Dosya içeriğinden, tahdidin 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmaya göre kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, sınır dışında kalan taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenemez. Zira, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup, bu yasaya göre 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Bilirkişi tarafından, taşınmazın krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümü dışında kalan kısmının 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığı saptanmış ve eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve amenajman planı uygulanmak suretiyle; çekişmeli taşınmazın, bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmişse de mahkemece bu uygulama nazara alınarak hüküm kurulmamıştır.

-3-
2007/17506-2008/2940

Bilirkişi uygulamasına göre taşınmazın 1952 m2’lik bir bölümü memleket haritasında orman alanında kalmaktadır. Ancak, bu bölüm … bilirkişi krokisinde infaza elverişli bir şekilde gösterilmediği gibi mahkemece bu bölümün orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği de düşünülmemiştir.
Değinilen yön göz ardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 26.02.2008 günü oybirliği ile karar verildi.