Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/8512 E. 2023/1386 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8512
KARAR NO : 2023/1386
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/431 E., 2015/314 K.
SUÇLAR :Resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama, Bozma

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2015 tarihli ve 2014/431 Esas, 2015/314 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 205 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü, 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası; görevi yaptırmamak için direnme suçundan, aynı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü, 58 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2019 tarih ve 2015/268831 sayılı Tebliğname ile görevi yaptırmak için direnme suçundan bozma , resme belgeyi bozma, yok etme, gizleme suçundan düzeltilerek onama mütalaası ile dosya Dairesine tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, hükümleri temyiz ettiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Temyiz dışı sanık … hakkında Bursa 3.İcra Müdürlüğünün 2010/679 numaralı dosyası üzerinden yapılan icra takibi nedeniyle Değirmenönü Mahallesi Beste Sokak 16 numaralı ikamete giden İcra Müdürlüğü görevlileri olan mağdurlar …, … ve …’un haciz sırasında sanıkların annesi olan …’in borcu ödeyeceğini söylemesi üzerine anlaşarak olay yerinden ayrılmak üzere evden çıktıkları, sanığın bu sırada 16 CAP 46 plakalı araçtan inerek önce mağdurlar … ve …’e daha sonra da Av. …’a yumruk ve tokat attığı, akabinde sanığın mağdurların araçlarının önünü kestiği, aracı yumruklayarak “ben içeriden yeni çıktım, beni herkes tanır” diyerek tehdit ettiği ve icra dosyasını yırtarak parçaladığı anlaşılmıştır.
2.Mahkemesince sanık … hakkında haciz işlemi için gelen icra görevlisi …, … ve şoför …’a yumruk atarak darp etmek ve tehditte bulunmak suretiyle görevliye görevi yaptırmamak için direnme, ayrıca icra müdürlüğüne ait icra dosyasını yırtarak resmi belgeyi bozma ve yok etme suçlarını işlediğinin tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri yasal ve yeterli gerekçe ile değerlendiren mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan görevi yaptırmak için direnme suçundan bozma isteyen tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
A. Sanık hakkında Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçlarından Kurulan Hüküm Yönünden;
1. Sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçunu birden fazla görevliye karşı gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi karşısında; suçun bir suç işleme kararının icrası kapsamında tek eylemle birden fazla mağdura karşı işlenmesi nedeniyle, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen aynı neviden fikri içtima hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi ile sanığın haciz sırasında gerçekleşen görevi yaptırmamak için direnme eyleminin aynı Kanun’un 6/1-d maddesinde belirtilen yargı görevini yapan kişilerden olan avukata karşı gerçekleştirilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 265/2 nci maddesine göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3.Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2015 tarihli ve 2014/431 Esas, 2015/314 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen;
a. TCK’nin 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, 1 yıllık denetim süresi belirlenmesi,
b.. 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sanık hakkında Resmi Belgeyi Bozma, Yok Etme Veya Gizleme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
1-5237 sayılı Kanun’un 205 inci maddesinde düzenlenen “resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçunun tamamlanabilmesi için belgenin maddi varlığına son verilerek hak sahibinin ondan yararlanmasının engellenmesi gerektiği anlaşılmakla; sanık tarafından yırtılan icra dosyasının duruşmaya getirilerek incelenmesi ve yırtılan parçalarının birleştirilmesi durumunda belgelerden yararlanma olanağının bulunduğunun ve belgelerin hukuki geçerliliğini koruduğunun anlaşılması halinde, sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalacağı gözetilmeden eksik inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması,

Kabule göre de;
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun da kendi alt soyu üzerindeki yetkileri bakımından şartla tahliye tarihine, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3.5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlayacak şekilde 1 yıllık denetim süresi belirlenmesi sebebiyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Sanık hakkında Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçlarından Kurulan Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) numaralı bentte açıklanan nedenle Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2015 tarihli ve 2014/431 Esas, 2015/314 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği, hükümlerin B-b-8 nolu paragrafların son cümlesindeki “…ayrıca SANIK HAKKINDA 5275 SAYILI KANUNUN 108/4 MADDESİ GEREĞİNCE MÜKERRİRLER HAKKINDA CEZANIN İNFAZINDAN SONRA BAŞLAMAK SURETİYLE 1 YILLIK DENETİM SÜRESİ BELİRLENMESİNE” ibaresinin çıkartılarak yerine ” cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması ile hüküm fıkrasından TCK’nin 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafın çıkartılarak yerine “Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53/1. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı iptal kararı da gözetilerek uygulanmasına” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B.Sanık hakkında Resmi Belgeyi Bozma, Yok Etme Veya Gizleme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Bursa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2015 tarihli ve 2014/431 Esas, 2015/314 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.03.2023 tarihinde karar verildi.