YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10203
KARAR NO : 2023/1449
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/3347 E., 2015/161 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.03.2015 tarihli ve 2012/3347 Esas, 2015/161 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesinin uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
2. Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık …’ın temyiz isteği; hükmolunan cezayı temyiz etme iradesinden ibarettir.
2. Sanık …’nın temyiz isteği; suça konu belgeleri hiçbir yerde kullanmadığına, samimi bir şekilde ifade verdiğine ve yaptıkları nedeniyle pişman olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan …’in aracından 04.06.2012 tarihinde boş şekilde çalınan suça konu çeki sanık …’ın tespit edilemeyen bir şekilde ele geçirdiği ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen …’ya 500 TL karşılığında sattığı, sanık …’nın ise …’dan aldığı bu çeki hayali bir kişi olduğu tespit edilen Nejdet Akaş emrine ve 17.500 TL bedelli olacak şekilde tanzim edip hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen … aracılığıyla …’e faksladığı, …’in ise keşideci şirketi arayarak çekin çalıntı olduğunu öğrenmesi üzerine polise haber verdiği anlaşılmıştır.
2. Sanık …’nın üst aramasında suça konu 17.500 TL bedelli çek ve üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan ancak katılan … adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi ile yine üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan ancak mağdur … adına düzenlenmiş sürücü belgesi ele geçirilmiştir.
3. Sanık … savunmasında ekonomik durumunun kötü olması nedeniyle …’dan borç veya hatır çeki istediğini, …’nın ise parasının ve hatır çekinin olmadığını ancak çek işi yapan tanıdığı kişiler olduğunu söylemesi üzerine … ile bir cafeye gittiklerini, kendisinin dışarıda beklediğini, bir süre sonra …’nın suça konu çeki boş şekilde verdiğini, bu çekin ön yüzündeki tanzimle ilgili el yazıları ve keşideci imzasının kendisine ait olduğunu, amacının bu çeki kullanarak römork satın almak olduğunu, çekin çalıntı olduğunu bilmediğini ve üst aramasında ele geçirilen suça konu belgeleri herhangi bir yerde kullanmadığını beyan etmiştir.
4. Sanık … savunmasında …’yı tanıdığını, ancak bu şahsa para karşılığında herhangi bir çek vermediğini beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir
5. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen … ifadesinde …’tan suça konu çeki boş bir şekilde 500 TL karşılığında aldığını ve …’ya verdiğini belirtmiştir.
6. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 15.06.2012 tarihli raporunda: Sedat Çiftçi adına düzenlenen sürücü belgesi ve nüfus cüzdanı ile … adına düzenlenen sürücü belgesinin tamamen sahte olduğu ve aldatma kabiliyetini haiz olduğu belirtilmiştir.
7. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 15.06.2012 tarihli raporunda suça konu çekin ön yüzündeki tanzimle ilgili el yazıları ve keşideci imzası ile çekin üçüncü ciranta hanesindeki el yazısı ve imzasının sanık …’nın el ürünü olduğu, çek üzerindeki el yazıları ve imzalar ile sanık …’ın mevcut mukayese el yazıları ve imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler bakımından ilgi ve irtibat tespit edilemediği belirtilmiştir.
8. Mahkemece sanık …’nın zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik, sanık …’ın ise resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuş, sanık … hakkında ceza tayin edilirken suçun işleniş biçimi ve suç konusu belge sayısı ile kast yoğunluğu gözetilerek, sanık … hakkında ceza tayin edilirken ise suçun işleniş biçimi, olaydaki kast yoğunluğu ve sanığın mükerrir olması nedeniyle suça meyilli kişiliği de gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık savunması, katılan ve müşteki beyanları, kriminal raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkûmiyetine karar veren mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık savunması, katılan ve müşteki beyanları, kriminal raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkûmiyetine karar veren mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. Ancak;
5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesine göre “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda aynı anda ele geçen suça konu çek, nüfus cüzdanı ve sürücü belgelerinin farklı tarihlerde düzenlendiğine dair kesin delil elde edilmediği, buna göre eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, sahte belge çeşitliliğinin 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden, sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanarak fazla cezaya hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
Sanık hakkında ceza tayin edilirken suçun işleniş biçimi ve suç konusu belge sayısı ile kast yoğunluğu gözetilerek alt sınırdan uzaklaşılarak mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle bu husus bozma nedeni yapılmamış ve bu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.03.2015 tarihli ve 2012/3347 Esas, 2015/161 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B-4) numaralı bentte açıklanan nedenle İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.03.2015 tarihli ve 2012/3347 Esas, 2015/161 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı
Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının B bölümünde yer alan 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin cümlenin çıkartılması, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulandığı 3. paragrafındaki “4 yıl 2 ay” ibaresinin çıkartılıp yerine “3 yıl 4 ay ” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.