Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/37042 E. 2023/675 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/37042
KARAR NO : 2023/675
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

T U T U K L U
D U R U Ş M A V E T A H L İ Y E
T A L E P L İ

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1252 E., 2022/1407 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği hükmolunan cezanın süresine göre şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2021/338 Esas, 2022/112 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2022/1252 Esas, 2022/1407 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca tanzim olunan 07.10.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi özetle, 5237 sayılı Kanun’un 30. maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
Sanık müdafinin temyiz istemi özetle, sanığın ByLock kullanmadığına, dosya kapsamında tespit ve değerlendirme tutanağı bulunmadığına, sadece CGNAT kayıtlarına dayanarak mahkumiyet hükmü verilemeyeceğine, mor beyin kumpası neticesinde ByLock’a ilişkin veri bütünlüğünün bozulduğuna, ByLock delilinin yasak delil kapsamında olduğuna, sanığın Bank … hesabını kredi, kredi kartı borcu ödemeleri, döviz alım satım işlemleri için kullandığına, araba almak için para biriktirdiğine, bahse konu talimattan haberi bile bulunmadığına, Devlet tarafından izin verilmiş, BDDK tarafından gerekli incelemelerden ve denetimlerden geçirilmiş bir bankaya bankacılık faaliyetleri çerçevesinde hesap açtırma, para yatırma, para çekme gibi işlemlerin silahlı terör örgütü üyeliği suçunun delili olamayacağına, tanık Ö.E.K’nın beyanlarının soyut nitelikte olduğuna, atfı cürüm mahiyetinde bulunduğuna, mahkemece dinlenilmediğine, bu sebeple tanığa soru sorma imkanlarının ve haklarının ellerinden alındığına, tanık R.A’nın beyanlarının atfı cürüm mahiyetinde bulunduğuna, beyanlarının 2008, 2009 yıllarına ilişkin olduğuna, tanık A.Y’nin beyanlarının atfı cürüm mahiyetinde bulunduğuna, beyanlarının 2010- 2012 yıllarına ilişkin olduğuna, tanıkların aynı soruşturma, kovuşturma kapsamında şüpheli, sanık oldukları için tanık olarak kendilerine başvurulamayacağına, tanıklıklarının geçersiz olduğuna, sanığın … Orhangazi Üniversitesinde hiç çalışmadığına, sanığın N.U isimli kişiyi tanımadığına, FETÖ/PDY’nin 30.05.2016 tarihinde MGK tarafından silahlı terör örgütü olarak kabul edildiğine, bu tarihten sonraki eylemlerin terör örgütü üyeliği için dikkate alınabileceğine, tahliye, beraat taleplerine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
”…sanığın, örgütün finansal kuruluşu olan Bank Asyaya örgüt lideri …’in talimatı/çağrısı doğrultusunda örgütün önde gelen isimleri tarafından birçok çağrının yapıldığı, ekonomik gerçeklerle açıklanamayacak şekilde mevduat artırımlarının gerçekleştiği önemli bir hafta içerisinde para yatırdığı, örgüt içi gizli haberleşmede kullanılan ByLock programını kullandığı, örgüt içresinde Bölgecilik (BTM) yaptığı, örgüt içerisinde bulunan şahısların devlet kadrolarına yerleştirilmeleri amacıyla düzenlendiği değerlendirilen Semih(K) N.U’dan ele geçen belgelerde sanığın da kimlik bilgilerine rastlandığı, örgüt ile iltisaklı kurumlarda çalıştığı, düzenli olarak örgütün sohbet toplantılarına katıldığı, sanığın eylemlerinin terör örgütü üyesi olma suçu için gerekli çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk öğelerini içerdiği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanması içerisinde görev aldığı, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu bu şekilde üzerine atılı suçu işlediği yapılan yargılamada sübuta ermiş olup cezalandırılmasına dair karar verilmiştir.
Sanık suçlamayı red ve inkar ederek örgüt içi gizli haberleşmede kullanılan ByLock iletişim programını kullanmadığını, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün finansal kuruluşu olan Bank Asyaya örgüt liderinin talimatı doğrultusunda katılım hesabı açıp para yatırmadığını beyan etmiş ise de; … numaralı gsm hattının fiili kullanıcısı olduğuna dair tespit ve değerlendirmeler ile bank … hesap hareketlerinin örgüt liderinin çağrı dönemine denk geldiğinin anlaşılması karşısında aleyhinde birbirleri uyumlu, doğrular ve destekler nitelikte tanık beyanları bulunan sanığın ceza almaktan kurtulmaya yönelen savunmalarına itibar edilememiş sanığın kastının yoğunluğu, örgüt yapılanmasındaki konumu, sanığın amaç ve saiki nazara alınarak cezası tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar sanığın ByLock kullanıcısı olduğunu bildiren ayrıntılı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı temin edilememiş ve sanık da ByLock kullanıcısı olmadığını savunmuş ise de; BTK’dan temin edilen HİS (CGNAT) kayıtlarına göre sanığın, kullanımındaki telefon ile ByLock uygulamasının sunucusuna birçok kez bağlantı sağladığının tespiti ve CGNAT / HTS / HIS verileri karşılaştırılarak düzenlenen bilirkişi raporu ile sanığın ByLock kullanıcısı olduğunun anlaşıldığı kaldı ki sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunduğu bu itibarla silahlı terör örgütü üyesi olduğu dosya kapsamında bulunan mevcut delillerle sabit olduğundan, sanığın ByLock kullanıcısı olup olmadığına dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olmadığı ve sanığın ByLock kullanıcısı olduğunu bildiren ayrıntılı ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı temin edilmesine gerek bulunmadığı değerlendirilmekle ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı temin edilmeksizin hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
a-)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b-)Dosya kapsamındaki bilirkişi raporu, kolluk kuvvetlerince hazırlanan raporlar ve tanık Ö.E.K’nın sanığın ByLock programını yüklediğine ilişkin beyanı nazara alındığında sanığın ByLock kullanıcısı olduğu hususunda bir duraksama bulunmadığı görülmekle, temyiz aşamasında dosyaya gelen ve sanığın ByLock kullanıcısı olduğunu bildiren ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının gelmesi beklenilmeden karar verilmesi sonuca etkili bulunmamıştır.
c-)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;”ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin yer alan tespitler ışığında ve tanık Ö.E.K’nın beyanı göz önüne alındığında sanığın ByLock kullanıcısı olduğu hususunda bir duraksama bulunmadığı, sanığın ByLock’u gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme amacıyla kullandığı, örgütün finans kaynaklarından olan Bank … isimli bankada örgüt başının talimatı ile uyumlu hesap açılışı ve artışı olduğu, örgüt içerisinde bir dönem bir kaç evden sorumlu olduğu, bölge talebe mesullüğü yaptığı, bölge imamlığı yaptığı dolayısıyla sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunduğu anlaşılmakla sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d-)Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
(Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; anılan örgüt içerisinde bölge talebe mesullüğü ve bölge imamlığı yapan, örgüt başının talimatları doğrultusunda örgütün finans kaynaklarından olan bank … isimli bankada yeni hesap açıp hesap artışı yapan, ByLock isimli programı kullanan sanığın, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemesi yerindedir.
e-)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2022/1252 Esas, 2022/1407 sayılı Kararında sanık ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.