YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19272
KARAR NO : 2023/2047
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/275 E., 2015/114 K.
ŞİKÂYETÇİ : Ergo Emeklilik ve Hayat A.Ş.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, şikâyetçi Ergo Emeklilik ve Hayat A.Ş.’nin sanığın üzerine atılı suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.04.2015 tarihli ve 2014/275 Esas, 2015/114 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, sanığın iki ayrı dolandırıcılık suçundan mahkûm olması gerekirken, tek mahkûmiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz isteği; eylemin alacak borç ilişkisi olduğuna, dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 168 inci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
3. Katılanlar vekilinin temyiz isteği, eylemin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin (h) ve (i) bentlerinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmasına rağmen sanık hakkında basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
4. Şikâyetçi vekilinin temyiz isteği; katılma taleplerinin kabul edilmesi gerektiğine, eylemin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin (h) ve (i) bentlerinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmasına rağmen sanık hakkında basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde Ergo Emeklilik ve Hayat AŞ ‘nin acentesi olarak çalışan sanığın, katılan … ve eşi … ile bireysel emeklilik sözleşmesi yaptıkları, katılanların bireysel emeklilik poliçesine aktarılacağına inandırarak kendi kişisel hesabına peyder pey toplamda 1.161.000,00 TL para yatırmalarını sağlayıp menfaat temin ettiği iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanık, katılanlardan para aldığını kabul etmiş; ancak bu paraları bireysel emeklilik hesabına yatırılma vaadi ile değil, parayı değerlendirme vaadi ile aldığını ve sonrasında katılanların parayı hemen istememesi üzerinde kendi hesabında kaldığını beyan etmiştir.
3. Katılanlar, sanığa Ergo şirketi güvencesi ile hesaplarına aktarılacağı inancıyla para verdiklerini beyan etmişlerdir.
4. Sanığın 10.11.2010 – 07.02.2014 tarihleri arasında Ergo A.Ş.’nin acentesi olarak görev yaptığı dosya arasındaki belgelerden anlaşılmıştır.
5. Katılan …’in 18.09.2013 tarihinde 60.020,00 TL, …’in 50.020,00 TL yatırdığına dair Akbank dekontları, …’in 19.09.2013 tarihinde 167.500,00 TL yatırdığına, 08.01.2013 tarihinde 173.500,00 TL yatırıldığına dair İş Bankası dekontu, …’in 23.10.2013 tarihinde 115.000,00 TL yatırdığına dair Halkbank dekontu, sanık ve katılanlar arasında yapılan Ergo Portföy ve Yatırım A.Ş. antetli 24.05.2013 tarihli sözleşme sureti ile Ergo şirketine katılanlar adına yapılan ödemelere ilişkin döküm dosyada mevcuttur. Ergo şirketinin dosya arasında bulunan dilekçesi ve döküm listesinden sanığın şahsi hesabına katılanlar tarafından gönderilen paraların Ergo şirketi hesabına aktarılmadığı, …’in bireysel emeklilik hesabında 5.000,00 TL olduğu, …’in hesabının ise teklif aşamasında göründüğü bildirilmiştir.
6. Katılanlar vekili, duruşmada sanığın arada yaptığı kısmı ödemelerden dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmasına rızalarının olmadığını beyan etmiştir.
7. Mahkeme sanığın karı koca olan katılanlardan bireysel emeklilik hesaplarına aktarılacağı vaadi ile para aldığının kabulü ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Olay tarihinde şikâyetçi Ergo Emeklilik ve Hayat A.Ş. acentesi olan sanığın, kendisine duyulan bu güven dahilinde katılanların bireysel emeklilik hesabına aktarılacağına, bu işten faiz getirileceğine inandırıp farklı tarihlerde toplam 1.161.000,00 TL yatırmalarını sağlayıp menfaat temin etmiş olması karşısında; eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmasına karşın vasıfta hataya düşülerek basit dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
2. Sanığın katılanlara karşı gerçekleştirmiş olduğu tek bir fiil nedeniyle farklı farklı tarihlerde para almış olması karşısında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3. Kabule göre; sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak hüküm sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri zorunluluğu, nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Şikâyetçi Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden
Suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği anlaşılan Ergo Emeklilik ve Hayat A.Ş.’nin davaya katılma, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, şikâyetçi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafii, Katılanlar Vekili Ve O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstekleri Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.04.2015 tarihli ve 2014/275 Esas, 2015/114 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.