YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3954
KARAR NO : 2023/3769
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Beraat
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bor Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 12.11.2020 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.04.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 10 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
3. İlgili kararın sanık müdafii ve katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 22.09.2021 tarihli kararı ve 14.10.2021 tarihli ek kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik katılan vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kabulü ile fiilinin anayasal şikayet hakkı kapsamında kaldığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; ”bozma,” görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz sebebi; sübuta ve eksik araştırmaya ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın kolluğa müracaat ederek olay tarihinde saat 18:30-19:00 arasında Bor ilçesinde cadde üzerinde yürürken tanımadığı iki kadının kendisine ”bizi gelinin Sinem gönderdi, oğlun ile birlikte … köyüne giderseniz amcalarına sizi dövdürecek” diye tehdit ettiği iddiasıyla şikayetçi olduğunu beyan ettiği, sanığın ikamet ettiği apartmanda bulunan kamera görüntüleri incelendiğinde iddia ettiği saat aralığında sanığın ikametinde bulunduğu, iddia ettiği gibi dışarıda cadde üzerinde tehdit edilmediği ve bu suretle sanığın kolluğa şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde katılan hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak için katılanın tehdit suçunu işlediğini iddia ederek iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
1. Tebliğname yönünden;
Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli, 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamı ve 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ”İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine” duruşma açılmasına gerek olmadan karar verilebileceğinin düzenlenmiş olması ve aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ”Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse” şeklinde yer alan düzenleme birlikte değerlendirildiğinde istinaf mahkemesince dosya üzerinden beraat kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Katılan vekilinin temyiz talebi yönünden;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinde düzenlenen iftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekmektedir. Dava konusu olayda, sanığın iddia ettiği olaya ilişkin saat aralığını tam belirleyememiş olabileceği, sanık ile katılan arasında husumet bulunduğu ve sanığın iddialarının kesin bir şekilde aksinin ispatlanamadığı ve bir kısım vakalara dayandığı ve eyleminin suç işlemediğini bildiği kimselere suç isnadı biçiminde olmayıp Anayasanın 74 üncü maddesinde düzenlenen Anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu ve sanığın şikayet hakkını kullanması sonucunda kamu davası açma insiyatifinin Cumhuriyet savcısına ait olduğu, sanığın iddiasını ispatlayamamasının iftira suçuna sübut vermeyeceği, ayrıca sanığın yargılama sürecinde alınan savunmasında atılı suçu işlemediğine yönelik aksi kanıtlanamayan savunması birlikte değerlendirildiğinde; sanığın işlemediğini bildiği halde katılana yönelik soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak kastıyla hareket ettiğine ilişkin delil bulunmaması nedeniyle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 22.09.2021 tarihli kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bor 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2023 tarihinde karar verildi.