Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/11042 E. 2023/3876 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11042
KARAR NO : 2023/3876
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Parada sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 16.10.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 197 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır.
2. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.12.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, 54 üncü maddesi uyarınca sahte paraların müsaderesine ve T.C. … Bankasına gönderilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği;
Herhangi bir nedene dayanmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın, katılanın işyerinden yaptığı alışverişler karşılığında verdiği sahte paraları tedavüle koyduğu iddiasına ilişkindir.
2. Katılan aşamalarda, sanığın polisler tarafından yakalanmadan 3-4 gün önce işyerine gelerek 670,00 TL tutarında alışveriş yapıp gittikten sonra verdiği paralardan 300,00 TL’sinin sahte olduğunu anlayıp tekrar gelmesini beklediğini, olay günü de tekrar gelip 800,00 TL’lik alışveriş yaptığını, bu defa verdiği paralardan 500,00 TL’sinin sahte olduğunu anlayıp polise haber verdiğini ifade etmiştir.
3. 03.08.2015 tarihli tutanak ile işyerinde üst araması yapılan sanıktan 8 adet 10,00 TL’lik sahte banknotların ele geçirildiği belirlenmiştir.
4. T.C. … Bankası İstanbul Şubesinin 16.11.2015 tarihli ve 1536/1-2 numaralı Sahte Banknot / Efektif / Değerli Kağıt İnceleme ve Değerlendirme Raporları ile 8 adet A548 956 016 seri numaralı 100,00 TL’lik ve 8 adet A579 984 138 seri numaralı 10,00 TL’lik banknotların sahte olduğu, aldatma kabiliyetinin olduğu, yapılışındaki özen ve ustalık derecesi nedeniyle sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılamayacağı, para destesi veya paketi içinde yer alması durumunda sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılmasının mümkün olmadığı, uzmanlarca veya veznedarlar gibi para işinin bir parçası olan insanlarca sahte olduğunun anlaşılacağı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Katılanın beyanı, kolluk tutanağı, … Bankası raporları ve dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın muhafaza ettiği sahte paraları birkaç gün ara ile katılanın işyerinden alışveriş yaparak tedavüle soktuğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde isabetsizlik görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereği cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi ile birlikte aynı maddenin yedinci fıkrası uyarınca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin de uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.12.2015 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı
Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin dördüncü paragrafın sonuna “cezanın infazından sonra 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.05.2023 tarihinde karar verildi.