YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11707
KARAR NO : 2007/14437
KARAR TARİHİ : 15.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki şerhin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ile davacı gerçek kişiler vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … ve arkadaşları 21.02.2007 tarihli dilekçeleriyle, … Köyü (Mahallesi) 25551 ada 4 sayılı parselin, tapuda kendi adına kayıtlı olduğu, taşınmazın ormanla ilgisinin olmadığını, Hazine tarafından taşınmazın tapu kaydının iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin, Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 12.07.2005 gün ve 2004/400-443 Karar sayılı kararının kesinleştiğini, 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönünde tapuya konulan ve yasal dayanağı olmayan şerhin silinmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli … Köyü parselin tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan “6831 Sayılı Yasanın değişik 2. maddesine istinaden Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kalmaktadır” şeklindeki şerhin silinmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından esas ve vekalet ücretine, davacı gerçek kişiler vekili tarafından da, vekalet ücretine ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Dava, tapu kaydının beyanlar hanesindeki 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı yönündeki şerhin silinmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1946 yılında yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 7 numaralı orman kadastro komisyonuna bağlı 4 numaralı ekipçe yapılıp 24.03.1976 tarihinde, itirazlar incelenerek sonuçları 7 numaralı komisyonca 06.04.1983 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp, 15.06.1989 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Arsa niteliğinde ve 6037 m2 yüzölçümünde, tapuda davacılar Hafize İnce ve arkadaşları adına kayıtlı olan çekişmeli imar parseli, arazi kadastrosunda Aralık 1939 tarih 3 ve Şubat 1954 tarih 95 sıra numaralı tapu kayıtları ile … …, … İnce ve … İnce adlarına tesbitleri itirazsız kesinleşen 108 sayılı parselden müfrez 363, 109 ve 110 sayılı parsellerden, 2981 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan imar uygulaması ve parselasyonda ifrazen oluşmuştur.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, çekişmeli ve temyize konu … Köyü 25551 ada 1 sayılı imar parselinin öncesinin (fiilen arzda kapladığı yerin) aynı köy 21400 m2, 10500 m2 ve 8250 m2 yüzölçümündeki 108, 109 ve 110 sayılı parseller olduğu, bu parsellerin yörede 1963 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında tapu kaydı ile sırasıyla … …, … İnce ve … İnce adlarına ayrı ayrı tesbit edildiği, tapulama tesbitlerinin itirazsız kesinleşip bu kişiler adına tapu kayıtlarının oluştuğu, daha sonra yörede yapılıp 1989 yılında ilan edilen 2/B madde uygulaması sonucu 108 sayılı parselden müfrez 363, 109 ve 110 sayılı parsellerin tümünün orman rejimi dışına çıkartılma işleminin kesinleşmesi nedeniyle bu konuda tapu kayıtları üzerine 07.02.1995 tarihinde şerh yazıldığı, Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.06.1996 gün ve 1995/577-391 sayılı kararı ile 108 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen 20160 m2 bölümünün makiye ayrıldığı ve orman rejimi dışına çıkarıldığın belirlendiği gerekçesiyle Hazine davasının reddine, (A) ile gösterilen 1240 m2 bölümün ise kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kaldığından Hazine davasının kabulüne ve bu bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, karar verildiği, aynı mahkemenin 3.6.1996 gün ve 1995/576-390 sayılı kararı ile 109 sayılı parselin, 03.06.1996 gün ve 1995/578-392 sayılı kararıyla da 110 sayılı parselin 2/B sahası olması nedeniyle tapunun iptali ile tescil istemiyle Hazine tarafından o tarihteki malikler aleyhine açılan davanın “taşınmazın daha önce 1946 yılında yapılan tahdit içinde ise de, 1952 yılında makiye ayrılan saha içinde kalması nedeniyle” reddine, karar verildiği ve bu kararların Yargıtay 1. Hukuk Dairesince onandıktan sonra kesinleştiği, daha sonra 108 sayılı parselin orman sınırları içinde kaldığı hükmen kesinleşen (A) bölümü için 362, orman rejimi dışına çıkarıldığı belirlenen (B) bölümü içinde 363 sayılı parsellerin oluşturulduğu, 108 sayılı parselden müfrez 363, 109 ve 110 sayılı parsellerin tamamının imar uygulaması sonucu dava konusu parsel de içinde olmak üzere bir çok parsellere ayrıldığı, Hazine tarafından, … Köyü 25551 ada 4 sayılı parselin o tarihteki malikleri aleyhine, 2/B sahası olması nedeniyle, tapusunun iptali ile tescili istemiyle açılan davanın da, Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.07.2005 gün ve 2004/400-2005/443 sayılı kararıyla red edildiği, kararın Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.03.2006 gün ve 2005/15488-2006/3415 sayılı kararıyla onandıktan karar düzeltme yolu kullanılmadığından 27.04.2006 tarihinde kesinleştiği, sözü edilen mahkeme kararlarının somut olay için H.Y.U.Y.’nın 237. maddesi hükmüne göre kesin hüküm oluşturduğu, gözetilerek davanın kabulüne ve uyuşmazlık taşınmazın aynına ilişkin olsa da, kesinleşmiş mahkeme kararları nedeniyle çekişmeli taşınmazın mülkiyeti ve niteliği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, mahkemece verilen şerhin silinmesine ilişkin kararın, taşınmazın mülkiyetini ve niteliğini değiştirmediği, kesinleşen mahkeme kararları nedeniyle yasal dayanağı kalmayan şerhin kaldırılmasından ibaret olduğu, bir hakkın kurulması yada ortadan kaldırılmasına yol açmayacağı, gözetilerek haklı çıkan taraf yararına maktu avukatlık ücretine ve yargılama giderlerine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davacı gerçek kişiler ile davalı Hazinenin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişilere yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 15/11/2007 günü oybirliğiyle karar verildi.