YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/34
KARAR NO : 2007/3970
KARAR TARİHİ : 27.03.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz ve elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; davanın reddi yolunda kurulan 11/09/2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi … mirasçıları; … ve arkadaşları vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 27/03/2007 günü için yapılan tebligat üzerine, Orman Yönetimi vekili … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Karahaliloğlu vekili tarafından 01.05.1991 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, muris … adına kayıtlı, Sahil … Köyü, … mevkii D: …, B: … tarlası, K: … ve…Deresi G: yol ile çevrili 37500 m2 yüzölçümündeki taşınmazın 1940 yılında orman tahdidi içine alınmışsa da, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/1124 – 1959/275 sayılı kararıyla tahdidin iptal edildiği, ancak Orman Yönetimince bu karar dikkate alınmadan taşınmazın etrafının … telle çevrilip el atıldığını ileri sürerek elatmasının önlenmesini istemiş, mahkemece 14.07.1992 gün 1991/131 – 1992/206 sayılı ilamla taraflar arasında kesin hükmün varlığı kabul edilerek 30.05.1992 günlü … Bilirkişi … Basri … tarafından hazırlanan krokide 170-171 orman sınır hattının batısında (A) ile gösterilen 34300 m2 yere el atmanın önlenmesine dair verilen kararın Orman Yönetimince temyizi üzerine, Dairenin 18.02.1994 gün 92/17755 – 94/1623 sayılı kararıyla diğer yönler incelenmeksizin “Davada usulünce taraf oluşturulması yönünden” bozulmuş, bozma kararına uyulduktan sonra Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.05.1994 gün 158-111 sayılı kararıyla yine 30.05.1992 günlü kroki hükme esas alınmak suretiyle 34300 m2 yere Yönetimin elatmasının önlenmesine dair verilen karar, Orman Yönetiminin temyizi üzerine Dairenin 12.09.1995 gün ve 8829-10089 sayılı kararıyla “Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/1124-275 sayılı kararına konu 34300 m2 yerin neresi olduğunun tespiti bakımından orman tahdit haritasıyla irtibatlı kroki çizdirilmesi” gereğine işaret edilerek bozulmuş, bozma kararına yine uyulduktan sonra yapılan ilk keşif sonucu … Bilirkişi H.Basri … tarafından düzenlenen 06.04.1997 tarihli krokide ilam kapsamı güneyde (b) işaretli yola kadar 32675 m2’lik bölüm olarak; ikinci keşiften sonra … Bilirkişi … … tarafından düzenlenen 29.03.2000 tarihli krokide ise, eski …patika yoluna kadar olan 37511 m2 olarak gösterilmiş, mahkemece önceki hükmün davacı tarafça temyiz edilmemesinin Yönetim yararına usulü kazanılmış hak oluşturduğu gerekçesiyle 29.03.2000 tarihli kroki hükme esas alınarak, (b) işaretli yolun kuzeyinde kalan ve bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 32719 m2’lik bölüm
yönünden el atmanın önlenmesine, 05.05.2000 gün ve 1995/501-144 sayıyla karar verilmiş, her iki tarafın temyizi üzerine Dairenin 13.11.2000 gün ve 8406-9178 sayılı kararıyla yine diğer yönler incelenmeksizin “davanın devamı sırasında 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve 23.11.1994 günü ilan edilen orman kadastrosunda, taşınmazın (P2) numarasıyla özel orman olarak sınırlandırıldığı, bu durumda davanın orman tahdidine itiraza dönüştüğü, bu davaların çözümünde Kadastro Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle karar görev yönünden” bozulmuş, bozmaya uyularak dosyanın aktarıldığı Kadastro Mahkemesinde yapılan keşif sonunda … Bilirkişi … … 17.04.2002 havale tarihli raporunda; daha önceki 29.03.2000 tarihli raporunda olduğu gibi 37511 m2 yerin ilam kapsamında olduğunu açıklamış, mahkemece bu rapora göre 07.06.2004 tarihli 36-69 sayılı kararla “37511 m2 yere el atmanın önlenmesine, 5, 6, 7, 8, 9 numaralı orman sınırları ile çevrili, A, B, C bölümlerine ilişkin 5 nolu orman kadastro komisyonunca yapılan sınırlamanın iptaline, bu bölümün davacılara ait olduğunun tespitine” karar verilmiş, hükmün Orman Yönetimi tarafından temyizi üzerine 20. Hukuk Dairesinin 10/03/2005 gün ve 2004/12132- 2005/2552 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle; “Davacıların dayandığı ve kesin hüküm oluşturduğu iddia edilen kararın dayanağını oluşturan tapu kaydı, 8 dönüm tarla cinsinde … 1279 tarih Defter 7 Varak 175 numaralı sicilden gelen, sınırları sonradan yönlendirilerek D: …, B:Yakupoğlu tarlası, K:… ve …, G: Yol olarak Nisan 1948 tarih 10 numarada tapuya tescil edilen ve maliki Tüccar … Efendizade … … olan sınırdaki … ve yolların isimlendirilmemesi nedeniyle her yere uyabilecek bir kayıt niteliğinde olduğu, mahkemece yapılan keşiflerde derenin doğuda olduğu ve kuzeye doğru kıvrıldığı, … tarlasının kuzeyde dereden sonra geldiği, Yakupoğlu tarlasının ise, batıda yoldan sonra olduğu açıklanmışsa da, … ve Yakupoğlu tarlası olarak gösterilen yerler fiilen Devlet Ormanı niteliğinde bulunduğu, dosyada bulunan 1964 tarihli memleket haritasında sözü edilen … ve yollar bulunmadığı gibi, taşınmazın halen dört tarafı Kuzularyanıderesi Devlet Ormanı ile çevrili olup, güney sınırdaki orman 1993 yılında 5 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 2/B madde alanı olarak ayrıldığı, 30.05.1992 tarihli keşif krokisinde Yakupoğlu tarlası tam batıda gösterilirken, 17.04.2002 tarihli bilirkişi raporunda güneybatıda işaretlendiği, yine, 17.04.2002 havale tarihli 1/2500 ölçekli krokide çekişmeli taşınmazın yeri 169-170 orman sınır hattına 75 metre uzaklıkta gösterildiği, buna göre 1/10000 ölçekli aplikasyon haritasında aynı orman sınır hattına 670 m.mesafede gösterilmesi gerekirken, 400 metre mesafede gösterildiği, taraflar arasında kesin hüküm oluşturduğu iddia edilen 1957/1124 sayılı kararın dayanağı herhangi bir kroki bulunmadığından, 5 Nolu Orman Komisyonunun mahkeme kararını doğru olarak uygulandığı kabul edilemeyeceği, karara dayanak yapılan Ziraat Vekaletinin taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğuna dair 10.09.1959 gün 5 Şb. 5877-124-30215 sayılı yazısına ekli krokinin, mahkemece araştırılmasına rağmen bulunamadığı, … Bakanlığı yazısında taşınmazın miktarı önce 20000 m2 olarak yazılmış iken, sonradan kim tarafından yapıldığı belli olmayan bir düzeltme ile üstü çizilerek ayrı renk kalemle 37500 m2 olarak değiştirildiği,
Sözü edilen dosyada kararın taraflara tebliğine ilişkin tebligat parçaları bulunamadığı, karar tarihinden 36 yıl sonra esas defterlerinin tetkiki ile tebligat tarihlerinin belirlendiği açıklanmak suretiyle 14.07.1995 tarihinde karara kesinleşme şerhi verildiği, 1993 yılında orman kadastro komisyonunun bu kararı uygulayarak P2 numarasıyla, üzerindeki eylemli orman varlığı nedeniyle özel orman olarak 5, 6, 7, 8 ve 9 orman sınır noktalarıyla sınırlandırdığı; yukarıdaki açıklanan nedenlerle, dayanılan tapu kaydının ve mahkeme kararının çekişmeli yere ait olduğunun kabul edilemeyeceği, dolayısıyla 23.08.1940 tarihinde kesinleşen ilk tahdit sırasında devlet ormanı olan ve üzerinde 60-70 yaşlarında kızılçam, aynı yaşlarda aşılı … ağaçları ve maki florası bulunan % 20-30 eğimli olup, halen eylemli orman olma durumunu sürdüren taşınmazın 1993 yılında tekrar sınırlandırmaya tabi tutularak özel orman statüsüne sokulması yersiz ve geçersiz olup, 3402 Sayılı Yasanın 22. maddesi gereğince 2. kadastro hükmünde olduğu ve Dairenin 07.07.1992 gün 92/6313 – 3606 sayılı kararı ve daha bir çok kararıyla kabul edilen ilkeye göre geçersiz bulunduğu,
Ayrıca; somut olayda, özel orman koşulları da bulunmadığı, uygulamada özel ormanların sahiplerine iadesini düzenleyen 31.03.1950 tarihinde yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasanın 1. maddesinde devletleştirilmiş özel ormanların bazılarının iadesi hükmü getirildiği, buna göre, 09.07.1945 tarih, 4785 Sayılı Yasa ile devletleştirilen ormanlardan;
– Devlet ormanları içinde olmayan,
– Etrafı tarla, bağ, bahçe gibi kültür arazisi, özel orman ya da mera ile çevrili bulunan,
– Orman Yasasının 1. maddesine göre orman sayılmayan yerlerle çevrili olan,
– Köy, belediye tüzel kişilikleri ve gerçek kişilere ait ormanlar sahipleri ya da mirasçıları istedikleri takdirde geri verileceği,
– Tapulu bir yerin özel orman sayılabilmesi için tapu kaydının sabit sınırlı olması, patika yol gibi değişir sınırları içermemesi gerektiği,
– Bir yer devlet ormanı sayılarak orman tahdidi içine alınmışsa, mevcut tapu kaydı yasa hükümleri ve Yargıtay uygulamaları gereğince yasal hükmünü yitireceği.
Dairenin 11.12.1990 gün 2216-10917, 03.10.1994 gün 1993/7335-11329, 19.09.2000 gün 7097-6884, 26.06.2001 gün 5425-5575 sayılı ve daha pek çok kararında ve Hukuk Genel Kurulunun bir çok kararlarında kabul edildiği gibi devlet ormanına bitişik özel ormandan sözedilemeyeceği, Hukuk Genel Kurulunun 19.06.1991 gün 1991/16-27 – 375 sayılı kararında “…4785 Sayılı Yasa gereğince hiçbir bildirime gerek olmaksızın devletleştirilen taşınmazın doğudan kızılçam ormanlarına bitişik olması ve orman bütünlüğünün bozulmaması nedeniyle 5658 Sayılı Yasa uyarınca iadeye tabi yerlerden olmadığının kabulü icap eder” gerekçesiyle sadece bir yönden bile olsa devlet ormanına bitişik olan tapulu özel ormanın devletleştirildiğine ve 5658 Sayılı Yasaya göre iade edilemeyeceğine karar verildiği,
Açıklanan nedenlere göre;
23.08.1940 yılında kesinleşen orman kadastrosu sırasında taşınmazın devlet ormanı olarak sınırlandırılması yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olup, buna dayalı olarak 8 dönüm tarla cinsinde değişir sınırlı Nisan 1948 tarih 10 nolu tapu kaydının yasal değerinin bulunmadığı,
Esasen tapu kaydı 8 dönüm tarla yerine ait olup, dava konusu yerin tarla değil 60-70 yaşlarında kızılçam ağaçlarıyla kaplı eylemli orman olması nedeniyle tapunun cinsi ile taşınmazın niteliğinin uyuşmaması nedeniyle tapu kaydının bu yere ait olduğunun düşünülemeyeceği, dolayısıyla bu tapu kaydını esas alarak orman kadastrosunu iptal eden ve çekişmeli yere ait olmadığı anlaşılan ve dayanağı krokide olmayan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1957/1124-275 sayılı kararına değer verilemeyeceği, sözü edilen kararın taraflara tebliğine ilişkin belgeler bulunmadığı halde, karar tarihinden 36 yıl sonra kararın 14.07.1995 tarihinde kesinleştiği konusunda verilen şerhin yasal dayanağının dahi olmadığı,
Gerek 3116 Sayılı Yasanın 63 ila 76. maddeleri, gerekse 6831 Sayılı Orman Yasasının 50 ila 56. maddeleri ve bu yasa hükümlerine göre çıkartılan yönetmelikler özel orman sahiplerine belirli sürelerde belirli işlemleri yapmaları konusunda bir çok yükümlülükler getirildiği halde, davacılar ve mirisbırakanlarının bu konuda hiçbir işlem yapmadığı gibi, yapıldığı konusunda herhangi bir iddiada bulunulmadığı,
Orman Yönetiminin çekişmeli taşınmazda hiçbir zaman elini çekmediği, önceden olduğu gibi, bitişiğindeki ormanlarla birlikte devlet ormanı olarak işletmeye devam ettiği,
Bu durumda, 1993 yılında 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre aplikasyon yetkisiyle çalışan 5 nolu orman kadastro komisyonunun 1940 yılında yapılıp kesinleşen ve halen geçerliliğini sürdüren orman kadastrosuna rağmen, kesinleşen mahkeme kararını uyguladığını bildirerek özel orman şartlarını taşımayan bir yeri özel orman olarak sınırlandırmasının 2. kadastro sayılacağı ve 3402 Sayılı Yasanın 22. maddesi gereğince yok hükmünde olduğu göz önünde bulundurularak davanın reddine, 1993 yılında yapılan ikinci orman kadastrosunun iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının usül ve yasaya aykırı olduğu gereğine değinilerek hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davacıların davasının reddine ve dava konusu tayınmazda 1993 yılında yapılan 2. orman kadastrosunun iptaline karar verilmiş, hüküm davacılar … mirasçıları vekili ile … ve arkadaşları vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 Sayılı Yasaya göre 1940 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosu ile 1992 yılında yapılarak 23/03/1995 tarihinde ilan edilen ve dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 500.00.- YTL. vekalet ücretinin davacı gerçek kişilerden alınarak davalı … Yönetimine verilmesine ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 27/03/2007 gününde oybirliği ile karar verildi.