YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2005/15483
KARAR NO : 2006/2915
KARAR TARİHİ : 07.03.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05/06/2000 tarih ve 2000/4458-5375 bozma kararında özetle; ” Bozma ilamına uyulduğu halde gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. 1995 yılında yapılan keşifte Orman Mühendisi … … tarafından düzenlenmiş raporda taşınmazın % 20 eğimde muhafaza karakteri taşıyan, güneyde ormana komşu ve genişlemeye elverişli orman toprağı yapısında olup, memleket haritasında geniş orman alanları ile bütünlük oluşturacak şekilde orman sayılan yer olarak tesbit edildiği, öncesinin ve halen orman olduğu açıklanmıştır. 07.06.1997 tarihinde yapılan son keşifte uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda bu bulguların var olmadığını belirleyen cevap niteliği taşıyan açıklamalar yer almadığı gibi, memleket haritasında ormana bitişik biçiminde yoruma dayalı, orman sayılmayan yer sonucuna ulaşılmaya çalışıldığı gözlenmiştir. Yetersiz ve ilk raporu karşılamaktan uzak, çelişkili son rapor esas alınarak hüküm kurulamaz. Bundan ayrı; çekişmeli taşınmaza 430 nolu mera niteliğindeki vergi kaydı dayanak yapılmış, keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi kaydın sınırlarının uzakta yer aldığını, bu yerle ilgisi olmadığını açıklamış ise de, dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılagelen kamu malı mera olup olmadığının yöntemine uygun şekilde araştırılması gerekir.” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve dava konusu parselin tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişi raporuna göre, mahkemece davanın reddi yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; tapulama tutanağı kararın eki olmadığından ve hakim doğru sicil oluşturmakla yükümlü bulunduğundan 3402 Sayılı Yasanın 16/b maddesine göre taşınmazın mera vasfı ile sınırlandırılarak özel sicile yazılmasına karar verilmesi gerekirken tespit gibi tesciline denmesi doğru değil ise, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hüküm fıkrasının 3. bendinin tamamen kaldırılarak bunun yerine “ Davaya konu … 449 parsel nolu 3140 m2 yüzölçümündeki taşınmazın mera vasfı ile sınırlandırılmasına ve özel sicile kaydına” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 07/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi.