Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2006/8326 E. 2006/12293 K. 28.09.2006 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/8326
KARAR NO : 2006/12293
KARAR TARİHİ : 28.09.2006

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … 06.07.2005 tarihli dilekçesiyle, … Köyü 106 ada 48 sayılı parselin kendi adına tesbit ve tescil edildiği, taşınmazının yüzölçümünün 65 dönüm olması gerekirken bir bölümünün 106 ada 34 parsel sayısı ve ham … niteliğiyle Hazine adına tesbit edildiği, bu bölümün tapu kaydının iptali ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 106 ada 34 sayılı parselin … Bilirkişi … Dalkıran tarafından düzenlenen 08.11.2005 tarihli rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 20606,14 m2 bölümünün tapu kaydının iptali ve 106 ada 48 sayılı parsele eklenerek 106 ada 48 sayılı parselin 52970,61 m2 yüzölçümüyle davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline 106 ada 34 sayılı parselin kalan bölümünün 196005,59 m2 yüzölçümüyle Hazine adına tapuya tesciline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptal ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli Haticepınarı Köyü 106 ada 34 parsel sayılı 216611,73 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapu kaydı, 01.07.2002 tarihinde Ham … niteliğiyle Hükmen Hazine adına oluşmuştur. Mahkemece, çekişmeli parselin tapu kaydının oluşumuna esas hüküm dosyası getirtilmediği, taraflarının kim olduğu, kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı araştırılmadığı gibi, taşınmaz Ham … niteliğiyle Hazine adına tescil edildiği, davacı gerçek kişi taşınmazın bir bölümü için tesbit tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu iddiasıyla dava açtığı halde, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı yöntemince araştırılmamıştır.
Dosya içeriğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede daha önce orman tahdidi yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece, bu hususta araştırma yapılmamıştır. Tahdit yapılmışsa; kural olarak, bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanmasıyla çözümlenir. Ancak, bu sınırlandırmada 4785 Sayılı Yasa hükümlerinin nazara alınmış olması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Zira, 3116 Sayılı Yasa sadece devlet ormanlarını belirlemiş olup; bu yasaya göre, 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumunu saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 Sayılı Yasalara göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Bu nedenlerle, öncelikle çekişmeli parselin tapu kaydının oluşumuna esas hüküm dosyasının getirtilerek, tarafları için kesin hüküm oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi, kesin hüküm oluşturmaması halinde, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde kesinleşmiş orman kadastrosu bulunup bulunmadığının sorulması, var ise bu çalışmaya ya da çalışmalara ilişkin tüm işe başlama, çalışma, sonuçlarının askı ilan tutanakları ile çekişmeli yeri orman sınır noktaları ile birlikte gösteren orman kadastro haritası, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin en eski tarihli memleket haritası, eski … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilmeli, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası ölçekleri denkleştirilerek sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 4 ya da 5 orman tahdit sınır (OTS) noktasını gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli, orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan 3116 Sayılı Yasaya göre yapılmış ve taşınmaz, tahdit sınırları dışında kalıyor ise veya sınırlandırma hiç yapılmamışsa, memleket haritası, eski … fotoğrafları ve varsa amenajman planı çekişmeli yer ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle, bu belgelerde taşınmazın ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığına göre, taşınmazın bu belgelerdeki konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de, davacı gerçek kişinin davasına konu olan, çekişmeli parselin bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölümünün ayrı bir parsel numarasıyla tesciline karar verilmesi gerekirken, ifraz ve birleştirmenin uygun olup olmadığı, imar mevzuatı yönünden araştırılmadan, çekişmeli parselin bu bölümünün ayrılıp, dava dışı 48 sayılı parsel ile birleştirilerek tesciline karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 28.09.2006 günü oybirliği ile karar verildi.