YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/3887
KARAR NO : 2021/5168
KARAR TARİHİ : 13.04.2021
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince davacı Kurum ve davalılardan … Triko Tekstil San ve Tic. Ltd. Şti.’nin istinaf isteminin reddine, davalılardan Allianz Sigorta A.Ş. ve …’un istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili ile davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, kurum sigortalısı … …’un 28.07.2013 tarihli iş kazası sonucu vefatı nedeniyle hak sahiplerine bağlanan gelir ve sigortalıya yapılan hastane masraflarının davalılardan tahsilini istemiştir.
II-CEVAP:
Davalı … Triko Tekstil San ve Tic Ltd Şti vekili; davaya konu olayın üçüncü kişinin tam kusuruyla meydana geldiğinden müvekkilinin kusurunun ortadan kalktığını, işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınması gerekliğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili; davaya konu olay nedeniyle tazminat davası görüldüğünü, aynı olay nedeniyle tek tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … AŞ vekili; yapılan ödemelerin dikkate alınması gerektiğini, davacı Kurumun daha önce başvurusu olmaması sebebiyle tediye tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalı …’un %100 kusur oranına göre davalı … şirketi ile davalı …’un hak sahiplerine bağlanan toplam 122.165,97-TL ilk peşin sermaye değerli gelirin yarısı olan 61.082,96-TL’sinden sorumlu oldukları, trafik kazalarında üçüncü kişi ve sigorta şirketinin tedavi giderinden sorumluluğunun bulunmadığı, işveren yönünden iş kazası sayılan trafik kazasında kurum sigortalısı müteveffa … …’un müterafik kusuru bulunmadığından davalı işverenin sigortasız işçi çalıştırması nedeniyle 5510 sayılı yasanın 23.maddesi kapsamında kurum zararının tamamından sorumlu olacağı kanaatiyle, ”Davanın kısmen kabulüne, davacı kurumun talep miktarı ile bağlı kalınarak 61.403,18-TL gelirin (davalı … ve davalı …Ş bu miktarın 61.082,96-TLsinden sorumlu olmak üzere) davalı … şirketi yönünden dava tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden tahsis onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacı kuruma verilmesine, Sigortalıya yapılan 640,39-TL tedavi giderinin sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Triko Şirketinden alınarak davacı kuruma verilmesine, davalılar sigorta şirketi yönünden fazla istenen 57.295,53Tl ile … yönünden fazla istenen 960,61-TL talebin reddine, ”dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, ıslah dilekçesinin dikkate alınmadığı, aleyhe verilen vekâlet ücretinin hatalı olduğundan beyanla, kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı şirket vekili, 3. Kişinin ağır kusur ile illiyet bağının ortadan kalktığından bahisle, kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı kurumun tüm davalı şirketin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun “Süresinde Bildirilmeyen Sigortalılıktan Doğan Sorumluluk” başlıklı 23’üncü maddesinin 1 ve 2’nci fıkralarındaki düzenlemeye göre; işverenin rücu alacağından sorumluluğu için, çalıştırılan sigortalının işe giriş bildirgesinin süresi içinde Kuruma verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmemiş olması gerekir. Başka bir deyişle; sigortalının bildirimi kanunda belirtilen sürelerden sonra yapılsa bile, zararlandırıcı sigorta olayı işe giriş bildirgesinin verildiği veya çalışmanın Kurumca tespit edildiği tarihten sonra meydana gelmiş ise; işverenin anılan düzenleme kapsamında sorumluluğu yoluna gidilemez.
Sözü edilen madde ile işverenin kaçak işçi çalıştırmasının önlemesi amaçlanmış olup, maddenin düzenleniş şeklinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 23’üncü maddeye göre işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanır. Zararlandırıcı sigorta olayında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemiş ise, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarının tamamından sorumlu tutulması gerekir.
Ne var ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 51’inci maddesindeki; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” ve 52’nci maddesindeki “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.” hükümleri gözetilerek, zarar gören(sigortalının) müterafik kusurları da nazara alınarak söz konusu maddeler kapsamında Hâkim tarafından takdir edilecek uygun bir indirimin yapılması gereği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Diğer taraftan, 5510 sayılı Yasanın 23. maddesinde; “Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri Kurumca ödenir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hallerde, Kurumca yapılan ve ileride yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile gelir bağlanırsa bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, 21 inci maddenin birinci fıkrasında yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir.” hükmü öngörülmüş olup, maddenin açık hükmü karşısında; gerçek zarar tavan hesabı yapılması zorunluluğu bulunmamaktadır.
Eldeki davada ise, meydana gelen trafik-iş kazasında üçüncü kişi konumunda olan …’un %100 kusurlu olduğu anlaşılmakta ise de, davalı işverenin 5510 Sayılı Yasanın 23. Maddesi hükümleri kapsamında kusursuz olarak sorumluluğunun irdelenirken, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 51’inci ve 52’nci madde hükümlerinin dikkate alınması ile işveren şirketin 23. maddeye dayalı sorumluluk tavanının %50’sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak Kurum zararının belirlenmesi gereğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, meydana gelen olayın aynı zamanda iş kazası olması karşısında, 25.02.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı Yasa’nın 59. maddesi ile geçici 1. maddesi hükümlerince tedavi giderleri yönünden de sorumlu bulunmadığının dikkate alınmaması isabetsizdir.
O hâlde, davalı şirket vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.