YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/1042
KARAR NO : 2006/3120
KARAR TARİHİ : 13.03.2006
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 108 ada 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38 ve 40 parsel sayılı sırasıyla 11050 m2, 8900 m2, 12800 m2, 27950 m2, 9800 m2, 6900 m2, 24900 m2, 236 m2 ve 29450 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, Ağustos 1962 tarih 24, Ekim 1973 tarih 25 ve Nisan 1965 tarih 53, 54 ve 55 numaralı tapu ve 1937 tarih 127 ila 138 tahrir numaralı (11 adet) vergi kayıtları revizyon gösterilerek davalı … ve arkadaşları adlarına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, parellere revizyon gören vergi kayıtlarının hudutları mera okuduğundan değişir sınırlı olduğu, kapsamlarının yüzölçümüne değer verilerek belirlenmesi gerektiği iddiasıyla dava açmıştır. Daha önce, mahkemenin davanın reddine ve dava konusu parsellerin tespit gibi davalılar adlarına tapuya tesciline dair verdiği kararın davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 13.07.1994 gün ve 1992/150 – 1994/290 sayılı bozma kararı ile ve özetle; “Kadastro tespitine dayanak yapılan 5 adet tapu ve 11 adet vergi kaydının yerlerine uygulanıp kapsamlarının belirlenmediği, tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren getirtilmediği, bir kısım tapu kaydının Sulh Hukuk Mahkemesi kararları sonucu oluşturulduğu halde, bu karaların dayanağını teşkil eden harita ve krokilerin getirtilip uygulanmadığı, bu nedenle, tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren getirtilip yerel bilirkişi yardımıyla tapu ve vergi kayıtları birer birer uygulanması, hudutları itibariyle kapsamları belirlenmesi, bilirkişiye keşfi izlemeye olanak veren harita düzenlettirilmesi, vergi kayıtlarının hudutlarında mera yazılı olması nedeniyle, mera araştırması yapılması, mera tahsisi olup olmadığı sorulması, varsa mera kaydı getirtilip uygulanması, kayıt miktar fazlasının sınırda bulunan meradan kazanıldığının anlaşılması halinde, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağının düşünülmesi, bundan sonra toplanan delillerin birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacıların açtıkları ve bu dosya ile birleşen davaların reddine, dava konusu Derekadı Köyü 108 ada 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38 ve 40 numaralı parsellerin tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 Sayılı Yasaya göre 14.03.1945 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 Sayılı Yasaya göre 24.03.1990 tarihinde ilanı yapılıp dava tarihinde eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karşın bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; davacı Hazine, çekişmeli taşınmazlara kadastro tespiti sırasında uygulanan ve toplam yüzölçümleri 95.000 m2 olan mera sınırlı onbir adet vergi kaydı değişir sınırlı olduğu halde, revizyon gösterilen parsellerin toplam yüzölçümünün 131.986 m2 olduğu ve 36.986 m2 kayıt miktar fazlasının bulunduğu, kayıt miktar fazlasının Devletin hüküm ve tasarrufu altında olması gereken yerlerden olduğu savı ile dava açmıştır. Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda dayanak tapu ve vergi kayıtları ayrı ayrı uygulanmakla birlikte, çekişmeli taşınmazların 3116 Sayılı Yasaya göre 14.03.1945 tarihinde yapılan ilk orman tahdidi dışında kaldığı ve 3302 Sayılı Yasaya göre de 2/B madde uygulamalarına konu olmadığı, kayıt miktar fazlası üzerinde davalılar yararına kazandırıcı zilyetli koşullarının oluştuğu kabul edilerek Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir.
Çekişmeli taşınmazlara uygulanan tapu kayıtları şahıs ve yol sınırlı ise de, vergi kayıtları şahıs, yol ve mera sınırlıdır. Mera sınırı yönünde halen eylemli olarak Hazine adına fundalık niteliği ile tespiti yapılan 90 numaralı ve orman niteliğiyle tespiti yapılan 92 nolu parsel bulunmaktadır. Bu durumda; vergi kayıtları 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince yüzölçümüyle geçerlidir. Yörede ilk orman kadastrosu 4785 Sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 13.07.1945 tarihinden önce yapıldığına, tapu kayıtları açık yön bırakmadan çekişmeli parselleri kapsamadığına göre, kayıt miktar fazlasının öncesinin resmi belgelerde ne olduğunun ayrıca araştırılması gerekir. Revizyon vergi kayıtları mera sınırlı olması, sınırla eylemli olarak fundalık ve orman bulunması nedeniyle kapsamlarının yüzölçümlerine değer verilerek belirlenmesi gerekir.
Mahkemece, dayanak vergi kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları ile tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları ve öncesi bütün olan parselleri dıştan çevreleyen komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında; bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi (bir ziraat mühendisi) ve bir harita mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu … memurundan oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve … araziye de uygulanmak suretiyle, öncelikle memleket haritası, … fotoğrafları ve amenajman planında; taşınmazın öncesinin ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; dayanak vergi kaydı mera sınırlı olduğundan, komşu parsel dayanak kayıtlarından yararlanılarak revizyon vergi ve tapu kayıtları zemine uygulanıp, 3402 Sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; asıl taşınmazın kapsamı ve kayıt miktar fazlası orman veya ormandan açma değil ise, miktar fazlasının mera olduğu, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımayacağı kabul edilmeli; tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 13/03/2006 günü oybirliği ile karar verildi.