Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/1397 E. 2023/2050 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1397
KARAR NO : 2023/2050
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın kabulü

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve temyiz incelemesinden geçen ön alım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 825 ada 2 sayılı parselde kayıtlı taşınmazda 1563/2400 paya sahip olduğunu, davalı …’nun bu taşınmazda dava dışı Murat Kandil’e ait 133/480 payı 16/04/2014 tarihinde 14.500,00 TL bedelle satın aldığını, tapudaki bedel üzerinden ön alım hakkını kullanmak istediğini belirterek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin bu gayrimenkulü 28/12/1998 tarihli ve 67017 yevmiye No.lu düzenleme şeklinde taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını ve bu sözleşmenin 18/02/2011 tarihinde 1616 yevmiye ile tapu müdürlüğüne şerh edildiğini, davanın TMK’nın 733. maddesindeki hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini, müvekkiline ait gayrimenkulün piyasa değerinin yaklaşık 200.000.00 TL olduğunu, taşınmazın satış vaadi sözleşmesi ile 1998 yılında satın alındığını, davacının müvekkilinin öz abisi olduğunu ve müvekkilinin bu arsada 14 yıldır kuyusu bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.09.2015 tarih ve 2014/224 E.-2015/356 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. 1.Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 08.10.2018 tarih ve 2016/3526 Esas- 2018/6440 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın mülkiyetinin 16.04.2014 tarihli ve …. yevmiye No.lu tescil işlemiyle davalıya geçtiği, ön alım süresinin bu tarihten itibaren başlayacağı, Türk Medeni Kanunu’nun 733/son maddesinde açıklanan iki yıllık hak düşürücü sürenin davanın açıldığı 26.05.2014 tarihi itibarıyla geçmediği, davacının ön alım hakkının payın devir tarihi itibariyle doğmuş olduğu, hissenin tapuda devredilmesinden önce davalı ile dava dışı satıcı Murat Kandil arasında düzenlenen 28.12.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesi ve davalının söz konusu taşınmazda su kuyusunun bulunmasının davacının ön alım hakkını kullanmasına engel olamayacağı, belirtilen hususlar gözetilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği, davanın reddinin doğru olmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2020 tarih ve 2019/741 Esas-2020/414 Karar sayılı kararı ile; bozma ilamına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir.

C. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 20.05.2021 tarihli ve 2021/1892 Esas-2021/3347 Karar sayılı kararıyla; davalı vekili tarafından bozma kararı sonrası yargılamada ve temyiz dilekçesinde fiili taksim savunmasında bulunulduğu, fiili taksim ve dolayısıyla dürüst davranma savunmasının davanın her aşamasında ileri sürülebileceği belirtilerek davalının fiili taksim savunması konusunda araştırma yapılması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ön alım hakkını kullanmak için dava açtığı, davalının fiili taksim iddiasında bulunduğu ancak fiili paylaşımı ispatlayacak delil sunmadığı, davacının ön alım hakkını kullanabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 8251 ada, 2 parselde davalı adına kayıtlı 133/480 hissenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; müvekkilinin taşınmazı 1998 yılında satış vaadi sözleşmesiyle aldıktan sonra kullanmaya başladığını ve kullanımın bu tarihten itibaren halen de devam ettiğini, bozma öncesi dinlenen tanık Hakan’ın da davalı kullanımını beyan ettiğini, davacının tanıklar üzerinde baskı kurduğunu bu nedenle tanıklarını keşif mahallinde hazır edemediklerini, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 inci maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.

3. Değerlendirme
1. Dava konusu taşınmazda fiili taksimin varlığının kabulü için satış tarihinde davacının ve davalıya pay satan satıcının taşınmazda eylemli olarak kullandığı yerin bulunması gerekmektedir. Somut olayda; dava konusu taşınmazın davalının tasarrufunda olduğu sabitse de, davalıya pay satan dava dışı Murat’ın ve davacının kullanımında bir alan olduğu kanıtlanamamıştır. Dolayısıyla dava konusu taşınmazda fiili taksim bulunmadığı ve davacının ön alım hakkını kullanmasının dürüstlük ilkesine aykırı olmadığı anlaşılmıştır.

2. Diğer taraftan; temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple ;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

10.04.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.